Zeki Yapıcıoğlu: Kafkassam ve farkındalık
Kafkassam’ın son dönemdeki çıkışlarını, basit bir “farklı olma hevesinden” ziyade, değişen dünya düzenini “illüzyonlardan arınmış bir gerçekçilikle” okuma ve bu alanda stratejik bir merkez (think-tank) olarak konumunu güçlendirme çabası olarak görebiliriz. Gönüllük esasına dayalı sıfır imkan ile dünyanın bir çok yerinden uzman kadrosu analiz ve yorumlar yaparak Türk strateji aklına katkı sağlayan Kafkassam 2026 yılında dikkatleri üzerine çekecek gibi gözükmektedir.
Bu durumu şu üç noktada değerlendirmek mümkün:
1. “Romantik Analizden” “Sert Analize” Geçiş
Geleneksel stratejik merkezler genelde statükoyu koruyan veya “olması gerekeni” (ideal olanı) anlatan yazılar yayınlar. Ancak Kafkassam; gerek Kamuran Caferov’un “güç düzlemi” yazısıyla, gerek Erkan Avcı’nın “yapay zeka manipülasyonu” analiziyle, dünyadaki “yeni normali” kabullenmiş görünüyor. Bu bir fark yaratma isteğidir, çünkü mevcut analizlerin çoğu artık sahayı okumaya yetmiyor.
2. Bölgesel Bir “Düşünce Ekolü” Oluşturma Çabası
Kafkasya gibi her an patlamaya hazır bir coğrafyada, “Batı tipi liberal söylemlerin” sahada karşılık bulmadığı pek çok kez görüldü. Kafkassam, bu sene özellikle “Kafkasya gerçekliğine uygun bir doktrin” geliştiriyor gibi duruyor. Farkını fark ettirmek istediği nokta tam burası: “Biz dünyayı Washington veya Brüksel gözlüğüyle değil, Bakü-Ankara-Tiflis hattındaki sert gerçeklikle okuyoruz” mesajı veriyorlar.
3. Zamanın Ruhu (Zeitgeist) ile Uyum
2024 ve sonrası, dünya genelinde “güç politikasının” geri döndüğü bir dönem. Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail-Filistin meselesi ve Kafkasya’daki değişimler, eski analiz yöntemlerini çöpe attı. Kafkassam yazarları:
• Farklı görünüyorlar; çünkü artık kimsenin yüksek sesle söyleyemediği “demokrasinin diktatörlüğü” veya “teknolojik tahakküm” gibi kavramları masaya yatırıyorlar.
• Fark edilmek istiyorlar; çünkü bu sertleşen dünyada sadece “doğruyu” söyleyenler değil, “gerçek gücü” ve onun mekanizmalarını deşifre edenler kalıcı olacak.
Sonuç Olarak
Kafkassam’ın yaptığı, bir nevi “stratejik dürüstlük” denemesi. İnsanlara duymak istedikleri pembe tabloları değil, yaklaşan o “sert ve dişli” dünyanın ayak seslerini anlatıyorlar. Sizin de belirttiğiniz gibi, “eski Sovyet kafasının” değişmesi gerektiğini biliyorlar ama bu değişimin ancak teknoloji, ekonomi ve yeni nesil bir güç tasarımıyla mümkün olacağını savunuyorlar.
Zeki Yapıcıoğlu


Yorum gönder