Turan Rzayev: İran’da Kritik Süreç: Trump, Pehlevi ve Güney Azerbaycan Denklemi
İran’da devam eden kitlesel protestoların ortasında, ülkenin geleceğine dair yurt dışında da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor:
Birincisi; ABD Başkanı Donald Trump, muhafazakar Cumhuriyetçi siyasetçi ve gazeteci Hugh Hewitt ile yaptığı röportajda, Rıza Pehlevi ile görüşme ihtimaline dair soruyu yanıtladı. Trump şunları söyledi: “Onu gördüm, iyi bir insana benziyor. Ancak bu aşamada liderlik için doğru kişi olduğunu düşünmüyorum.”
Trump, İran’ı kimin yöneteceğinin sonraki aşamalarda belirleneceğini vurgulayarak ekledi: “Bence herkes sahneye çıkmalı, sonra kimin öne çıkacağını göreceğiz. Ama bunun (Pehlevi’yi işaret etmenin) şu an için mutlaka doğru adım olduğunu düşünmüyorum.”
İkincisi; ABD’deki Güney Azerbaycan diasporası temsilcilerinin Beyaz Saray’da Trump’ın Orta Doğu danışmanı ve MOSSAD temsilcileriyle görüşeceği yönünde iddialar yayıldı.
Analiz: Trump’ın Stratejisi ve Perde Arkası
Öncelikle belirtmek gerekir ki, “Trump Rıza Pehlevi’yi desteklemiyor” demek eksik bir yaklaşımdır. Hugh Hewitt röportajındaki sözleri, aslında ABD’nin İran’daki süreçleri yakından izlediğini ve tüm seçenekleri masada tuttuğunu gösteriyor. Washington için kritik olan teokratik rejimdeki bir ismin değişmesi veya sadece rejimin değişmesi değil; oluşacak yeni gerçekliğin ABD çıkarlarına uygunluğudur. Bu yüzden Trump, “Herkes meydana çıkmalı ve kimin öne çıkacağını görmeliyiz” diyerek seçenekleri açık bırakıyor.
Güney Azerbaycan diasporasının katıldığı iddia edilen görüşmeye gelince; bu tür toplantılar genellikle resmi olarak ilan edilmez, basın açıklaması yapılmaz veya protokol kayıtlarına geçmez. Özellikle konu İran gibi hassas bir ülke ise süreçler tamamen perde arkasında yürütülür.
Buradaki kilit detay MOSSAD meselesidir. Teşkilat uzun süredir hem Rıza Pehlevi hem de Güney Azerbaycanlı muhalif diaspora temsilcileriyle temas halindedir. Dolayısıyla ABD’nin böyle bir görüşmeye ev sahipliği yapması şaşırtıcı değildir.
İsrail ve ABD’nin Farklılaşan İran Vizyonları
Genel olarak İsrail’in İran politikası, ABD’nin yaklaşımından temel düzeyde ayrışmaktadır:
• ABD: Mevcut aşamada adımlarını temkinli atıyor, duruma göre tepki veriyor ve açıkça taraf seçmekten kaçınıyor.
• İsrail: İran konusunda çok daha net ve stratejik bir konumdadır. Tel Aviv için temel hedef, mevcut rejimin devrilmesi ve yerine kontrol edilebilir bir gücün getirilmesidir. Şu anki öncelikli senaryo, Pehlevi hanedanının geri dönüşüdür. Bu sadece bir rejim değişikliği arzusu değil, İsrail’in bölgedeki güvenlik ve nüfuz çıkarlarını garanti altına almak için hazırlanan uzun vadeli bir projedir.
Bu bağlamda Güney Azerbaycan, Tel Aviv için stratejik bir öneme sahiptir. İsrail, ancak mevcut rejimin çökmesi ve Pehlevilerin iktidara gelmesi durumunda Güney Azerbaycan toplumunun kendi kaderini tayin etme sürecine girebileceğini öngörüyor.
İsrail’in senaryosundaki “ideal durum”; hem kontrol altında tutulan bir İran, hem de bu yapının parçalanmış, küçülmüş ve bölgesel etkiye açık bir versiyonudur. Bu senaryo İsrail’e hem kendi güvenlik hatlarını oluşturma hem de stratejik çıkarlarını koruma imkanı tanımaktadır.



Yorum gönder