Erkan Avcı: İSRAİL’İN YAPAY ZEKAYI MANİPÜLE ETME GİRİŞİMİ VE FİLİSTİN MESELESİ
İsrail’in yapay zekayı (ChatGPT) kendi tezleri lehine manipüle etme girişimi, post-yapısalcı düşünce okulu için mükemmel bir vaka çalışması sunmaktadır. Bu durum, nesnel gerçekliğin olmadığını, her şeyin bir söylem ve iktidar mücadelesi olduğunu iddia eden teorisyenlerin tezlerini doğrular niteliktedir.
Michel Foucault, bilginin asla tarafsız olmadığını, her zaman bir iktidar ilişkisi içinde üretildiğini (“bilgi-iktidar”) savunurdu. Bu bağlamda, İsrail’in yapay zekaya müdahalesi, Filistin meselesine dair “hakikati” kontrol etme girişimidir. Foucaultcu bir yaklaşımla, İsrail, dijital söylem aracılığıyla “doğru” kabul edilen şeyi belirlemeye çalışmaktadır.
Jacques Derrida’nın metinlerarasılık ve yapıbozum kavramları, bu dijital propagandanın şeffaflığını sorgulamamızı sağlar. Yapay zeka’nın ürettiği “tarafsız bilgi” maskesinin altı kazındığında, belirli bir siyasi gündemin (İsrail’in tezleri) izleri ortaya çıkacaktır.
David Campbell ve Richard Ashley, uluslararası ilişkilerde güvenliğin bir kurgu olduğunu söyler. İsrail, kendi güvenlik anlatısını (“biz mağduruz, onlar terörist”) yapay zeka aracılığıyla küresel bir kitleye “doğal” bir gerçeklik gibi sunmayı hedefler. Campbell’ın “öteki” inşası tezi, ChatGPT’nin Filistinlileri nasıl çerçevelediği sorusunda merkezidir.
Louis Althusser’in gözünden, yapay zeka yeni bir “Devletin İdeolojik Aygıtı”dır. Bireyler, haberleri veya bilgileri yapay zeka üzerinden aldıklarında, aslında farkında olmadan egemen ideolojiye (bu durumda İsrail yanlısı anlatıya) tabi kılınırlar; bu, Althusser’in “özneleştirme” dediği süreçtir.
Maja Zehfuss ve Jenny Edkins, 11 Eylül bağlamında hafızanın nasıl manipüle edildiğini gösterdiler. İsrail’in stratejisi de benzerdir: Tarihsel bağlamı (işgali) “unutturarak”, güncel çatışmayı sadece bir “terörle mücadele” hikayesine indirgemek.
Cynthia Weber, Judith Butler, Charlotte Epstein ve Lene Hansen gibi analistler, kimlik ve temsil politikalarına odaklanırlar. İsrail’in dijital hamlesi, kendi ulusal kimliğini (güvenilir, mağdur devlet) pekiştirirken, Filistin kimliğini gayrimeşru, rasyonel olmayan bir figür olarak temsil etmeye çalışır. Bu, Butler’ın “yas tutulabilir hayatlar” (İsrailliler) ve “yas tutulamaz hayatlar” (Filistinliler) ayrımını dijital alana taşımaktır.
Sonuç olarak, bu olay Nietzsche’den gelen “gerçek yoktur, yorumlar vardır” ilkesinin 21. yüzyıl teknolojik bir uygulamasıdır. İsrail, yapay zekayı kullanarak kendi “yorumunu” küresel “gerçek” haline getirmeye çalışmaktadır.
Erkan Avcı



Yorum gönder