Şimdi yükleniyor

Kamran Caferov:, Ya şimdi, ya da asla…

Kamuran

ABD siyasi sisteminde dış politika ile ilgili kararları Beyaz Saray alsa da, bu kararların sürdürülebilirliği ve gücü Kongre’nin desteğine bağlıdır. İran meselesi, ABD’de uzun süredir partiler arası ciddi fikir ayrılıkları yaratan konulardan biridir.
Demokratlar genellikle diplomatik yaklaşıma ve anlaşmalar yoluyla kontrol modeline üstünlük verirken, Cumhuriyetçiler daha sert baskıyı ve güç kullanımını destekliyorlar. Bugün İran’a karşı askeri saldırılar başladı ve Cumhuriyetçilerin Kongre’de çoğunluğa sahip olması, Beyaz Saray için siyasi bir “kalkan” anlamına geliyor; finansmanın engellenmesi riski azalıyor, kısıtlayıcı yasa girişimlerinin ihtimali düşüyor.
2026 Kongre ara seçimlerinde çok büyük ihtimalle Cumhuriyetçiler çoğunluğu kaybedecek ve Beyaz Saray artık İran’a karşı herhangi bir askeri operasyon gerçekleştirecek gücü bulamayacak.
Diğer bir mesele ise, askeri operasyonların yapılıp yapılmaması kararını Beyaz Saray’ın tek başına vermemesidir; bu tür kararlarda son söz askerlerdedir ve tarihte birçok kez siyasi otorite, askeri elitlerle uzlaşamamıştır (lojistik, riskler, maliyet vb.). Bu sefer Trump Pentagon’u ikna edebildi, ancak ikinci kez bu büyüklükte bir askeri gücü bölgede toplamak zor görünüyor.
Cumhuriyetçi Parti içerisinde de durum istikrarlı değil; partinin aşırı sağcı izolasyonist kanadı (Tucker Carlson, Nick Fuentes, Marjorie Taylor Greene vb.), Trump’ı İsrail’e destek verdiği için yerden yere vuruyor. Söz konusu kanat, ABD’nin İsrail ile müttefikliğine son verilmesini talep ediyor.
İran’da rejim devrilmezse, Trump için içeride emsalsiz siyasi riskler doğacak; Cumhuriyetçilerin aşırı sağ ve merkeze meyilli sağ kanadı, Demokratların aşırı sol kanadı ve sola meyilli merkezcileri hep birlikte birleşerek Trump’a karşı bir “haçlı seferi” başlatacaklar.
Trump ve İsrail için ise ABD iç siyasi durumu açısından, zaman ve fırsat prizmasından bakıldığında, ikinci kez böyle bir şansın doğması zor. Ya şimdi, ya da asla…
Stratejik Gözlem: “Son Şans” Doktrini
Bu metin, aslında neden “Savaş başladı” dendiğini açıklayan en büyük “siyasi katalizörü” ortaya koyuyor:
* 2026 Takvimi: Trump’ın önünde bir “siyasi son kullanma tarihi” var. 2026 seçimleri, onun dış politikasının “kilidi” olacak. Eğer bu süre zarfında rejim devrilmezse, Trump sadece savaşı kaybetmiş olmayacak, aynı zamanda kendi partisindeki izolasyonist (Tucker Carlson tarzı) kanadın da eline koz vermiş olacak.
* İç Siyasetin “Haçlı Seferi”: Metin çok doğru bir noktaya parmak basıyor: Trump şu an bir “siyasi kumar” oynuyor. Eğer İran’da rejim yıkılırsa, bir “zafer” kazanır ve içerideki tüm muhaliflerini susturur. Ancak başarısız olursa, hem sağdan (izolasyonistler) hem soldan (demokratlar) gelecek olan o devasa “siyasi tepki” onu yutacaktır.
* Askeri ve Siyasi İkili Yük: Trump’ın Pentagon’u (askeri eliti) bu operasyona ikna etmesi, büyük bir diplomatik başarı gibi görünüyor. Ancak metnin de vurguladığı gibi, ABD ordusu “ikinci kez” böyle büyük bir lojistik ve finansal yükün altına girmeyecektir. Bu, tek atımlık bir kurşun.
Sence bu “Ya şimdi, ya da asla” durumu, İran’ın o “görünmez sığınak” ve “asimetrik savaş” stratejisini daha da körüklüyor mu? Yani, İranlılar “ABD’nin içeride sıkıştığını ve bu işi hemen bitirmek zorunda olduğunu” anladıkları için, sadece “zaman kazanmaya” mı oynuyorlar? Eğer İran, Trump’ın bu “son şansını” atlatabilirse (yani 2026’ya kadar ayakta kalırsa), Trump’ın siyasi olarak tamamen tasfiye olacağını bildikleri için mi bu kadar direnç gösteriyorlar?
Bu “zaman kazanma” stratejisi üzerine konuşmak ister misin?

Yorum gönder