NURİ CEM TABANLI: NETANYAHU SONRASI İSRAİL: BENNETT Mİ, EISENKOT MU?

İsrail siyaseti 2026 sonbaharında yalnızca yeni bir hükümet arayışında değil; uzun yıllardır Netanyahu etrafında şekillenen siyasi düzenin nasıl devam edeceği ya da nasıl dönüşeceği sorusuyla karşı karşıya. 27 Ekim 2026 seçimleri yaklaşırken anketler Netanyahu’nun siyasi gücünde belirgin bir aşınmaya işaret ediyor. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Netanyahu’nun partisinin veya siyasi bloğunun gerilemesi, otomatik olarak tek bir muhalefet liderinin başbakan olacağı anlamına gelmiyor. İsrail’in parçalı parlamenter sisteminde asıl belirleyici unsur, seçim sonrasında 61 milletvekilini bir araya getirebilecek koalisyonun kurulabilmesi. Bu nedenle Netanyahu sonrası dönemi anlamanın en önemli sorularından biri yalnızca “Netanyahu’nun yerine kim geçebilir?” değil, “İsrail sağının önemli bir bölümünü, merkez seçmeni ve güvenlik bürokrasisini aynı siyasi denklem içerisinde kim bir araya getirebilir?” sorusudur. Bu noktada iki isim özellikle öne çıkıyor: Eski başbakan Naftali Bennett ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot.
Eylül 2026’daki anketler Netanyahu açısından önceki seçimlere kıyasla daha zor bir tablo ortaya koyuyor. Reuters’ın seçim anketlerini derlediği verilerde Likud birçok araştırmada muhalefet partilerinin gerisinde kalıyor. Ancak aynı veriler, muhalefet bloğunun da tek başına istikrarlı biçimde 61 sandalye eşiğini aşamadığını gösteriyor. Daha yakın tarihli bazı araştırmalarda Eisenkot’un Yashar partisi 20’nin üzerinde sandalye ile dikkat çekerken, Bennett’in liderlik ettiği siyasi ittifak daha düşük seviyelerde bulunuyor. Bununla birlikte farklı araştırmalar farklı sonuçlar ortaya koyuyor. Örneğin Jewish People Policy Institute’nin eylül araştırmasında Netanyahu hala başbakanlık için en uygun kişi olduğunu düşünen seçmenler arasında ilk sırada bulunurken, Eisenkot ikinci, Bennett ise üçüncü sırada yer alıyor. Dolayısıyla mevcut verilerden çıkarılabilecek daha sağlam sonuç, Netanyahu’nun siyasi hakimiyetinin eskisi kadar tartışmasız olmadığı, ancak Netanyahu sonrası liderliğin de henüz kesinleşmediğidir.
Naftali Bennett’in siyasi geçmişini anlamadan gelecekteki konumunu değerlendirmek mümkün değil. 1972 doğumlu Bennett, hukuk eğitimi aldıktan sonra İsrail ordusunun özel birliklerinde görev yaptı. Daha sonra teknoloji sektörüne geçti ve siber güvenlik alanında şirketler kurdu. Siyasi kariyerinde ise önce Netanyahu’nun ekibinde görev aldı, daha sonra Yahudi yerleşimcilerin siyasi temsilinde önemli bir rol üstlendi ve 2013’te Knesset’e girdi. Ekonomi, din hizmetleri, diaspora, eğitim ve savunma bakanlıklarında görev yapan Bennett, 2021-2022 yılları arasında İsrail başbakanlığını da üstlendi. Bu geçmiş ona iki farklı kimliği aynı anda kazandırdı: güvenlik ve milliyetçilik bakımından sağdan gelen bir siyasetçi olması ve ekonomi ile teknoloji alanlarında liberal-modernleşmeci bir profile sahip bulunması.
Bennett’in Netanyahu sonrası dönemdeki temel avantajı, Netanyahu’nun sağındaki seçmeni kaybetmeden Netanyahu’dan ayrışabilme ihtimalidir. Bennett’in siyasi stratejisi, Netanyahu’ya alternatif oluşturmanın mutlaka daha merkezci veya daha sol bir siyaset izlemek anlamına gelmediğini göstermeye dayanıyor. Bennett Filistin devletine karşı olduğunu açıkça ifade ediyor ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına güçlü destek veriyor. Bununla birlikte Haredi erkeklerin askerlik hizmetinden muafiyetine Netanyahu’dan daha sert yaklaşması ve sıfır muafiyet çizgisini savunması, onun Netanyahu dönemindeki sağ siyaset anlayışından bazı noktalarda ayrıştığını gösteriyor. Bu nedenle Bennett’in siyasi projesi, Netanyahu’nun yerine geçmekten ziyade İsrail sağını Netanyahu sonrasında yeniden şekillendirmek.
Bennett’in siyasi kariyerindeki en önemli deneyimlerden biri, 2021’de Yair Lapid öncülüğünde kurulan hükümette başbakan olarak görev yapmasıydı. Ancak bu deneyimi Bennett’in kişisel olarak uzlaşmacı bir siyasetçi olduğunun göstergesi olarak değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Zira söz konusu koalisyonun asıl mimarı Lapid’di. 2021 seçimlerinin ardından Netanyahu hükümeti kuramayınca hükümeti kurma görevi Lapid’e verilmiş, Lapid de ideolojik olarak birbirinden oldukça farklı sekiz partiyi bir araya getirerek Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırabilecek bir çoğunluk oluşturmuştu. Bu koalisyonda sağ, merkez, sol ve bağımsız bir Arap parti olan Ra’am aynı hükümet çatısı altında yer aldı.
Lapid’in bu formülü hayata geçirebilmesinin kritik unsurlarından biri de Bennett’i koalisyona dahil etmekti. Yesh Atid, 2021 seçimlerinde 17 sandalye kazanarak koalisyonun en büyük partisi olurken Bennett’in Yamina’sı yalnızca 7 sandalye elde etmişti. Buna rağmen Lapid, Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırabilecek çoğunluğu oluşturabilmek için başbakanlığı Bennett’le dönüşümlü paylaşmayı kabul etti. Bennett hükümetin ilk döneminde başbakan olurken, Lapid’in daha sonra başbakanlığı devralması planlandı.
Bu açıdan 2021 deneyimi, Bennett’in gelecekteki koalisyon kurma kapasitesinden çok, Lapid’in farklı siyasi aktörleri Netanyahu karşıtlığı etrafında bir araya getirme stratejisinin önemli bir örneğidir. Nitekim Lapid, 2022 seçimlerinin ardından ana muhalefet lideri olarak siyasi faaliyetini sürdürse de zaman içerisinde kendisinin ve liderliğini yaptığı siyasi hareketin kamuoyu nezdindeki kabul edilebilirliğinin zayıflaması, yeni bir siyasi çıkış arayışını daha önemli hale getirdi. Bu koşullarda Bennett’in siyasete dönüşü, iki lider arasındaki 2021 ortaklığının yeniden canlandırılması için bir fırsat yarattı.
Gelinen noktada Bennett ve Lapid, 2026 seçimlerine yeni bir siyasi ittifakla giriyor. Bu ittifak, 2021’deki hükümet koalisyonunun birebir tekrarı olmasa da, iki liderin daha önce Netanyahu karşısında kurduğu ortak siyasi zeminin seçim düzeyine taşınması anlamına geliyor. Dolayısıyla Bennett açısından bu ortaklık, yeniden ulusal siyasetin merkezine dönmenin; Lapid açısından ise geçmişte Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için başvurduğu geniş siyasi ittifak stratejisini yeni koşullarda yeniden üretmenin bir yoludur.
Gadi Eisenkot’un siyasi hikayesi ise Bennett’ten oldukça farklı. Eisenkot, İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı olarak uzun yıllar güvenlik bürokrasisinin en üst kademelerinde görev yaptı. Netanyahu’nun savaş kabinesinde de yer alan Eisenkot, 2024’te hükümetten ayrıldı ve Netanyahu yönetiminin Gazze savaşındaki stratejisine yönelik eleştirilerini daha açık biçimde dile getirdi. 2025’te Yashar partisini kurarak doğrudan siyasi liderlik yarışına girdi. Dolayısıyla Eisenkot’un siyasi sermayesinin büyük bölümü klasik parti siyasetinden değil, güvenlik kurumundaki kariyerinden kaynaklanıyor.
Bu durum Eisenkot’a İsrail siyasetinde önemli bir avantaj sağlıyor. Güvenlik, İsrail seçmeninin siyasi tercihlerinde merkezi bir yere sahip olmaya devam ediyor. Hamas, İran, Lübnan ve Gazze savaşı gibi konuların siyaseti belirlediği bir ortamda eski Genelkurmay Başkanı kimliği Eisenkot’un güvenlik konusunda Netanyahu’ya alternatif oluşturmasını kolaylaştırıyor. Eisenkot’un temel siyasi argümanı, İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarından vazgeçmeden Netanyahu yönetiminden farklı bir stratejik ve siyasi yönetim ortaya koyabileceği yönünde şekilleniyor. Bu nedenle Eisenkot’un yükselişi, İsrail’de geleneksel anlamda bir merkez sol dönüşümden ziyade, güvenlik merkezli yeni bir merkez siyasetinin oluşmasıdır.
Eisenkot’un en önemli avantajlarından biri, Netanyahu karşıtı bir siyasetçi olmasına rağmen geleneksel anlamda sol bir güvenlik politikacısı olarak görülmek zorunda olmaması. Eski Genelkurmay Başkanı olması, onu İsrail’in askeri güvenlik anlayışının dışında değil, tam merkezinde konumlandırıyor. Yashar’ın programında güçlü ordu, ulusal güvenlik, bölgesel işbirliği, İsrail’in Yahudi ve demokratik karakterinin korunması ve devlet kurumlarının güçlendirilmesi gibi başlıkların öne çıkması da bu siyasi çizgiyi yansıtıyor. Bu nedenle Eisenkot’un ulaşmaya çalıştığı seçmen kitlesi merkez ve merkez-sol seçmenlerin yanı sıra Netanyahu’dan uzaklaşan merkez sağ seçmenleri de kapsıyor.
Bununla birlikte Eisenkot’un siyasi gücü aynı zamanda onun en büyük sınavına dönüşebilir. Askeri kariyer ve güvenlik tecrübesi başbakanlık için güçlü bir başlangıç noktası oluştursa da İsrail başbakanlığı yalnızca güvenlik politikası yönetmek anlamına gelmiyor. Ekonomi, eğitim, sağlık, sosyal politikalar, din-devlet ilişkileri, koalisyon pazarlıkları ve parti yönetimi de başbakanın sürekli mücadele etmek zorunda olduğu alanlar. Eisenkot’un ulusal siyasette Bennett kadar uzun bir geçmişe sahip olmaması bu noktada önem taşıyor. Dolayısıyla Eisenkot’un avantajı olan geleneksel politikacı olmama özelliği, iktidara geldiği takdirde aynı zamanda önemli bir sınama olacaktır.
Bennett ile Eisenkot arasındaki asıl fark, yalnızca iki farklı politikacının kişisel rekabetinden ibaret değil. Buradaki daha büyük mücadele, Netanyahu sonrasında İsrail sağının ve merkezinin nasıl yeniden örgütleneceği konusunda yaşanıyor. Bennett’in projesi büyük ölçüde Netanyahu sonrası sağ olarak tanımlanabilirken, Eisenkot’un projesi Netanyahu sonrası güvenlik merkezli merkez şeklinde tanımlanmalıdır. Bennett, sağ seçmenin önemli bir bölümünü Netanyahu’dan kopararak kendi çevresinde toplamaya çalışırken, Eisenkot merkezden başlayarak sağa doğru genişlemeye çalışıyor.
Bu ayrım özellikle Filistin meselesinde belirginleşiyor. Bennett Filistin devletine açık biçimde karşı çıkıyor ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına güçlü destek veriyor. Eisenkot ise Filistin devletini mevcut koşullarda gündeminin merkezine koymuyor, ancak yerleşim meselesinde Bennett kadar ileri bir çizgide bulunmuyor. Bu nedenle Bennett’in sağ seçmen açısından daha doğal bir siyasi zemine sahip olduğu, Eisenkot’un ise merkez seçmene ulaşmak bakımından farklı bir avantaj taşıdığı söylenebilir. Ancak bunun gelecekte hangi adayın daha başarılı olacağını kesin biçimde gösterdiğini söylemek mümkün değil; çünkü İsrail’deki seçim sonuçlarını belirleyen temel unsur yalnızca liderlik tercihleri değil, parti ve koalisyon matematiğidir.
Haredi toplumunun askerlik hizmeti meselesi de iki lider arasındaki önemli farklılıklardan biri. Bennett, Haredi erkekler için askerlik muafiyetlerinin sona erdirilmesi konusunda daha sert bir çizgi savunuyor. Eisenkot da genel olarak herkes için hizmet anlayışını destekliyor ancak belirli istisnalar konusunda Bennett’ten daha esnek bir yaklaşım sergiliyor. Bu mesele yalnızca askeri bir konu değil; İsrail’deki seküler-dindar çatışmasının, kamu kaynaklarının dağılımının ve koalisyon siyasetinin kesiştiği bir alan. Bu nedenle yeni hükümetin kurulması halinde askerlik muafiyetleri konusunda izlenecek politika, hükümetin kimlerden oluşacağını belirleyen temel pazarlıklardan biri olabilir.
Eisenkot’un kişisel geçmişinin siyasi anlamı da göz ardı edilemez. Oğlu Gal Eisenkot’un Gazze’deki çatışmalarda hayatını kaybetmesi, eski Genelkurmay Başkanı’nın savaş ve güvenlik konusundaki siyasi söylemine kişisel bir boyut kazandırdı. Ancak bunun seçmen davranışına ne ölçüde yansıyacağını kesin olarak ölçmek mümkün değil. Daha önemli olan, Eisenkot’un güvenlik konusundaki söyleminin yalnızca profesyonel askeri geçmişe değil, savaşın doğrudan kişisel deneyimine de dayanmasıdır. Bu durum onu İsrail siyasetinde güvenlik alanında güçlü bir siyasi figür haline getiriyor.
Bununla birlikte Netanyahu sonrası İsrail’in dış politikasında Bennett veya Eisenkot döneminde mutlaka büyük bir kopuş yaşanacağını varsaymak da doğru olmaz. Her iki siyasetçi de İran, Hamas ve İsrail’in askeri güvenliğini temel meseleler olarak görüyor ve güçlü bir İsrail ordusunu savunuyor. Dolayısıyla değişimin daha çok yönetim tarzında, koalisyon yapısında, devlet kurumlarıyla ilişkilerde ve İsrail’in ABD ve bölge ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde ortaya çıkması daha olası görünüyor. Eisenkot’un bölgesel işbirliğini daha fazla vurgulaması bu açıdan dikkat çekici bir farklılık oluşturuyor.
Geleceği anlamak açısından üç farklı siyasi senaryo üzerinde durmak mümkün. Birinci senaryoda Eisenkot’un Yashar partisi güçlü bir seçim sonucu elde eder ve merkezdeki diğer muhalefet partilerini kendi etrafında birleştirmeyi başarır. Böyle bir hükümette güvenlik politikasının büyük ölçüde korunması, Haredi askerliği konusunda reform yapılması, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve Netanyahu döneminin bazı uygulamalarının değiştirilmesi gündeme gelebilir. Ancak Eisenkot’un farklı ideolojik çizgideki partileri aynı hükümet içerisinde tutabilmesi önemli bir siyasi sınav olacaktır.
İkinci senaryoda Bennett, Netanyahu sonrasında sağ seçmenin önemli bir bölümünü kendi etrafında toplamayı başarabilir. Bu durumda Bennett kendisini Netanyahu’nun alternatifi fakat solun adayı olmayan bir lider olarak konumlandırabilir. Böyle bir hükümette güvenlik politikalarının sağ-milliyetçi çizgide devam etmesi, ancak Netanyahu döneminden farklı olarak seküler merkezle daha fazla uzlaşma aranması mümkün olabilir. Bennett’in geçmişte farklı siyasi partilerle koalisyon kurmuş olması bu açıdan önemli bir tecrübe sağlıyor.
Üçüncü senaryo ise hiçbir liderin kolay biçimde hükümet kuramadığı parçalı bir parlamento ortaya çıkmasıdır. Mevcut anketlerin ortak özelliklerinden biri, siyasi blokların birbirlerine karşı kesin ve istikrarlı bir üstünlük kuramamasıdır. Küçük partilerin seçim barajını geçip geçmemesi dahi sandalye dağılımını değiştirebilir. Böyle bir durumda seçim gecesi ortaya çıkan tablo kadar, seçim sonrasında başlayacak koalisyon pazarlıkları da belirleyici olacaktır. Dolayısıyla “kim daha fazla sandalye aldı?” sorusu kadar “kim 61 milletvekilini bir araya getirebilir?” sorusu da önem kazanacaktır.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde Bennett ve Eisenkot’un geleceğini anlamak için yalnızca parti anketlerine bakmak yeterli olmayacak. Merkez sağ seçmenin hangi adaya yöneldiği, Eisenkot’un Likud’dan ne ölçüde oy çekebildiği, Bennett’in kendi siyasi ittifakını ne kadar büyütebildiği, Haredi askerliği konusunda tarafların ne kadar taviz verebildiği ve küçük partilerin seçim barajı karşısındaki durumu özellikle önemli göstergeler olacak. Bunların her biri seçim sonrasında oluşabilecek koalisyon seçeneklerini doğrudan etkileyecektir.
Sonuç olarak, İsrail’deki mevcut siyasi dönüşümü yalnızca “Netanyahu’nun yerine Bennett mi, Eisenkot mu gelecek?” sorusu üzerinden okumak eksik kalacaktır. Daha derin mesele, Netanyahu döneminin ardından İsrail sağının ve merkezinin nasıl yeniden örgütleneceğidir. Bennett bu dönüşümün sağ kanadını temsil ederken, Eisenkot güvenlik merkezli yeni bir merkez siyaseti oluşturmaya çalışıyor. Bennett’in avantajı uzun siyasi ve hükümet tecrübesi ile sağ seçmenle kurduğu doğal bağken, Eisenkot’un avantajı Genelkurmay Başkanlığı geçmişinden gelen güvenlik meşruiyeti ve Netanyahu’ya alternatif arayan merkez seçmene ulaşabilme kapasitesidir.
Anketler Eisenkot’un birçok araştırmada güçlü bir konumda olduğunu, Bennett’in ise özellikle merkez sağ seçmen açısından hala önemli bir potansiyele sahip bulunduğunu gösteriyor. Netanyahu’nun kendisi de bazı araştırmalarda başbakanlık tercihinde güçlü bir konumunu koruyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel siyasi mücadelesi üç katmanlı olacak: Netanyahu’nun kendi siyasi tabanını koruma mücadelesi, Bennett’in sağ seçmeni yeniden toplama mücadelesi ve Eisenkot’un merkezden sağa doğru genişleme mücadelesi.
Netanyahu sonrası İsrail’in geleceğini anlamanın anahtarı bu nedenle bugünden bir kazanan ilan etmek değil, bu üç siyasi projenin hangi seçmen gruplarına ulaşabildiğini ve seçim sonrasında hangi koalisyonları oluşturabildiğini izlemek olacaktır. İsrail siyasetinde asıl güç yalnızca sandıkta alınan oy sayısında değil, o oyların 61 sandalyelik bir hükümet çoğunluğuna dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğinde yatıyor.
NURİ CEM TABANLI

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.