Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Haydar el İbadi’nin Ankara ziyareti ve Irak’ın İran ekseninden çıkma çabası!

Gündem, Türkiye 25 Ekim 2017
257

İran Türkiye yakınlaşmasının jeopolitik bir gereklilikten kaynaklandığı ortada. Bu nedenle İran; Suriye ve Irak’ta Türkiye’ye karşı sesini eskisi kadar üst perdeden yükseltmiyor. İtirazlarını dondurduğu söylenebilir. İran neden bir strateji değişikliğine gitmiş olabilir? sorusunun cevabı Trump yönetimin İran’a yönelik açıklamalarında mevcut. ABD İran’a çullanmak için kendisine fırsat yaratmak çabasında. Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmaya destek vermediği açıklaması, İran’a yönelik yaptırımlarla birlikte daha sert bir tutum izleneceği sinyalini veriyor. Trump yönetiminin İran politikasında aynı çizgide olduğunu söylemek gerçekten zor. Çünkü Trump’ın kendi baş danışmanlarını da (Savunma Bakanı James Mattis, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster) barındıran ABD siyaset ve ordu-güvenlik kurumunun büyük kısmı, ona İran anlaşmasını çöpe atmamasını öğütlüyor. Geçtiğimiz günlerde Kongre önünde konuşan James Mattis ve Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, İran’ın nükleer anlaşmaya uyduğunu kabul edip anlaşmayı sürdürmenin ABD’nin çıkarına olduğuna inandıklarını söylediler.

Joseph Dunford ve James Mattis’ın Trump’tan farklı olarak böyle düşünmelerinin nedeni, Trump’ın generallerinin İran’ı dize getirmeye ve ABD’nin, dünyanın en önemli petrol ihracatçısı bölgesi ve Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki stratejik eksen olan Ortadoğu üzerindeki egemenliğini güvence altına almaya daha az kararlı olmasından kaynaklanmıyor. Onların gerekçesi daha başka. Trump yönetiminde bu anlaşmazlıklar, keskin olmakla beraber, bütünüyle taktikseldir. Neden mi? Anlaşmazlıklar, İran ile restleşmenin Washington’ın Çin’e ve Rusya’ya karşı askeri-stratejik saldırılarını zayıflatacağı ve ABD’nin özellikle Rusya’ya karşı küresel güç sergilemesinde önemli bir rol oynamaya devam eden NATO üzerinden Avrupalı müttefikleri ile olan ilişkilerini kötüleştireceği yönündeki yaygın kaygıların ortasında, bir sonraki ABD savaşının uygun hedefi ve zamanlaması sorunu etrafında dönüyor. Şimdi anladınız mı Trump’a itirazlarının nedenini?
Lakin evdeki pazarlığın çarşıya uymadığı bir durum söz konusu. ABD’nin Tahran’a karşı güncellenmiş saldırgan yönelimi, Avrupalıların dünyanın en büyük dördüncü petrol rezervlerine ve en büyük doğalgaz rezervlerine sahip olan İran’ı ekonomik olarak sömürmek üzere milyarlar yatırma planlarını tehdit ediyor. Dahası Avrupalılar, Ortadoğu’ya yakınlıkları ve bölge petrolüne bağımlılıkları göz önünde bulundurulduğunda, yeni bir ABD savaşının; bu kez hızla Rusya ve Çin gibi nükleer güçleri içine çekebilecek bir savaşın istikrarsızlaştırıcı yansımalarından korkuyorlar. Haksızda sayılmazlar. ABD tarafı İran’ı ve İran’ı arkalayan diğer küresel güç odaklarını, küresel egemenliğin önündeki rakibi ve engellerden görüyor. Bu nedenle İran, ABD saldırganlığının önemli bir hedefidir. Hem Rusya hem de Çin artık Ortadoğu’daki başlıca ekonomik ve jeopolitik oyuncular haline gelirken, İran, Washington’ın, Libya’da yaptığı gibi Suriye hükümetini devirmek için İslamcı vekil güçleri kullanma planlarına engel olacak şekilde, etkisini genişletebilmiştir. Trump İran’a işte bunun bedelini ödetmek istiyor!(1)
ABD’nin İran’a yönelik ablukaya alma planının bir diğer aşaması İran’ı bölgede yalnızlaştırma ve müttefiklerinden ayırmayı hedefliyor. Bu iş için seçilen ilk saha Irak. 31 Temmuz 2017’de, “Bağdat merkezli bazı siyasi gelişmeler ve temaslar iyi yorumlanmalı. Bunlardan birincisi Iraklı Şii lider Mukteda el Sadr’ın, Suudi Arabistan’ı ziyareti ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’la Cidde’de görüşmesi. Irak’taki gelişmelerle ilgili olabilecek bir diğer parametre de önemli siyasi ve dini aktörlerden Bağdat’ta Şii Ulusal Koalisyonu lideri Ammar el-Hekim’in Yüksek İslami Konsey partisinin genel başkanlığından istifa ederek Ulusal Hikmet Akımı’nı kurduğunu ilan etmesi. Sistani’yle irtibatlı Ammar el-Hekim’in kurduğu yeni siyasi partinin Irak devletini ve Şiiliğini, İran baskısından uzaklaştırmak gibi bir misyon edindiği anlaşılıyor. El Hekim; şimdiki hükümetten farklı olarak bölge ülkelerine uzlaşı ve politika değişikliği mesajı vermek istiyor. Ammar El Hekim’in bu girişimlerinden en çok rahatsız olan tabiki İran. Son söz; Irak’ta kartlar yeniden karılıyor. Şii Ulusal Koalisyonu lideri Ammar el-Hekim’in Yüksek İslami Konsey partisinin genel başkanlığından istifa ederek Ulusal Hikmet Akımı’nı kurması ile Iraklı Şii lider Mukteda el Sadr’ın, Suudi Arabistan’ı ziyareti kesinlikle birbirinden bağımsız ve irtibatsız değil!” değerlendirmesinde bulunmuştum.(2) Ne kadar haklı olduğumu zaman gösterdi.
Irak’ta makro yönetim kadrosunun Şii partilerden Sünni partilere evirilmesi, Suudi Arabistan’ın Irak’ta İran’ın varlığıyla mücadele etmesi için en önemli stratejisi sayılıyor. Trump yönetiminin Ortadoğu ülkelerine yönelik politikası, dost ülkeleri kendince düşman ülkelere karşı yanına almaktır. ABD, Irak ve Suudi Arabistan üçlü toplantısının düzenlenmesi, bölgede Arap-Amerikan cephesinin kurulması için siyasi akım oluşturmakta bir dönüm noktası sayılıyor. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı; Riyad’daki üçlü toplantının önemli amacı, Irak’ı İran’dan uzaklaştırıp, Suudi Arabistan’a yakınlaştırmak olduğunu söyledi. Suudi Arabistan yönetimi de, Şiiler dahil Iraklı partileri kendi yanına almak için harekete geçmiştir. Mukteda Sadr ve Ammar Hekim’in Suudi Arabistan’a davet edilmesi ve Başbakan İbadi’nin de Suudi Arabistan’a gelerek, ABD ve Suudi Arabistan ile üçlü toplantıya katılması, Irak’ın Mayıs seçimleri için tasarlanmış bir planın olduğunu gösteriyor.(3) İşte Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’nin Ankara ziyareti bu gözle okunmalı. Hamasetle bir yere varılmaz. Irak, İran zincirinden kurtulmak için Türkiye’ye yanaşıyor, yanaştırılıyor. Türkiye’ye sunulan havuç, İbadi’nin Ankara’ya uçmadan önceki basın toplantısında “Irak’taki Kerkük stratejik boru hattından (Kerkük-Ceyhan) Türkiye’ye yeniden petrol ihraç etmek istiyoruz” dediği açıklamasında mevcut. Yerseniz!

Bakınız
1- Keith Jones /Trump, İran ve ABD’nin dünya egemenliği yönelimi/ 21 Ekim 2017/ http://www.wsws.org/tr/articles/2017/10/21/pers-o21.html
2- Ömür Çelikdönmez/Şii koalisyon dağıldı Mukteda es-Sadr Suudi Arabistan’da! Irak’ta neler oluyor? 31 Temmuz 2017/ http://www.kafkassam.com/sii-koalisyon-dagildi-mukteda-es-sadr-suudi-arabistanda-irakta-neler-oluyor.html
3- http://rasthaber.com/bati-asya/haber/14530-tillerson-un-irak-ziyaretinin-perde-arkasi

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar