Aynur İmran: TÜRK KAMUOYUNA MÜRACAAT
Son günlerde İran’da yaşanan gelişmeler, Türkiye’de haklı olarak insan hakları ve özgürlükler bağlamında geniş yankı bulmuştur. Baskıya, şiddete ve keyfî yönetime karşı yükselen her sivil itiraz, evrensel değerler açısından dikkate değerdir. Ancak bu tartışmalar yürütülürken hayati bir gerçek çoğu zaman göz ardı edilmektedir: İran’da yalnızca “genel” bir halk yoktur; yaklaşık 40 milyon Güney Azerbaycan Türkü vardır.
Bugün İran sokaklarında şiddete maruz kalan, tutuklanan, susturulan ve hedef gösterilenlerin önemli bir kısmı Azerbaycan Türkleridir. Bu insanlar eski bir monarşi özlemiyle değil; özgürlük, adalet, onur ve kendi kimlikleriyle yaşama hakkı talebiyle sokaktadır. Atılan sloganlar bir rejim nostaljisinin değil, açık biçimde özgür bir yaşam iradesinin ifadesidir.
Burada altı özellikle çizilmesi gereken bir husus vardır:
Güney Azerbaycan Türklerinin talepleri, herhangi bir ideolojik kamplaşmanın uzantısı değildir. Bu talepler, dil, kültür, kimlik ve eşit yurttaşlık temelinde şekillenmektedir. Dolayısıyla mesele, yalnızca İran iç siyasetine dair bir kriz değil; aynı zamanda Türk dünyasının vicdanını ilgilendiren tarihî ve ahlaki bir sorumluluktur.
Bu noktada Türkiye’deki kamuoyuna açık bir çağrıda bulunmak zorunlu hâle gelmiştir:
Türkiye’de insan hakları hassasiyeti gösteren herkesin, öncelikle İran’daki Türklerin maruz kaldığı sistematik baskıyı görmesi gerekmektedir. Türk kamuoyu, soyut söylemler yerine somut bir dayanışma dili geliştirmelidir. Sessizlik, bu coğrafyada tarafsızlık değil; çoğu zaman adaletsizliğin zımnî onayı anlamına gelmektedir.
Unutulmamalıdır ki Güney Azerbaycan Türkleri, yalnızca baskıya direnen bir topluluk değil; devlet bilinci, toplumsal örgütlenme refleksi ve siyasi olgunluk sergileyen kadim bir halktır. Sokaklarda yükselen ses, bir kaos çağrısı değil; hak temelli, meşru ve onurlu bir varoluş talebidir.
Türk kamuoyunu, medyayı, sivil toplum kuruluşlarını, aydınları ve karar alıcıları;
Güney Azerbaycan Türklerini görünür kılmaya,
Onların taleplerini doğru kavramlarla ifade etmeye,
Bu meseleye geçici gündemler üzerinden değil, tarihî sorumluluk bilinciyle yaklaşmaya davet ediyoruz.
Bu bir taraf tutma çağrısı değil; kendi halkına karşı sorumluluk alma çağrısıdır.
Bu bir iç işlerine müdahale talebi değil; insan onurunun yanında durma iradesidir.
Türk kamuoyu için asıl sınav, bugün İran’da yaşananları kimin adına, ne için ve nasıl okuduğudur.
Araştırmacı Yazar Aynur İmran



Yorum gönder