Şimdi yükleniyor

Hasan Oktay: İran’ın Sessiz “Vaka-i Hayriye”si: Pezeşkiyan’ın “Sessiz ve Derinden” Operasyonu

 

İran siyaseti, son dönemde dışarıdan bakıldığında protestolar ve dış baskılarla sarsılıyor gibi görünse de, içeride devletin DNA’sını değiştirecek çapta devasa bir güç savaşı yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın son dönemdeki hamleleri, akıllara Osmanlı tarihinin en kritik dönüm noktalarından biri olan 1826 tarihli Vaka-i Hayriye’yi (Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması) getiriyor. Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş süreci bugünkü İran için önemli bir deneyimdir.

İki Başlılığın Sonu mu?

İran, kurulduğundan bu yana “Dini Liderlik” (Rehberlik) ve “Cumhurbaşkanlığı” arasında bölünmüş çift başlı bir yapıya sahipti. Ancak Pezeşkiyan’ın “sessiz ve derinden” stratejisi, bu yapıyı sivil bir başkanlık sistemine doğru evriltmeyi hedefliyor. Bu dönüşümün en büyük engeli ise, tıpkı Osmanlı’daki Yeniçeri Ocağı gibi, devlet içinde devlet haline gelmiş olan Devrim Muhafızları (SEPAH).

Ekonomik Kuşatma: Hatem-ül Enbiya Hamlesi

Pezeşkiyan’ın “çarşı esnafının talepleri haklıdır” diyerek başlattığı ekonomik söylem, aslında doğrudan SEPAH’ın ekonomik kalbi olan Hatem-ül Enbiya holdingini hedef alıyor. Milyarlarca dolarlık bütçeyi yöneten ve denetim dışı kalan bu askeri yapıların merkezi bütçeye dahil edilmesi, Devrim Muhafızları’nın “finansal yakıtını” kesmek anlamına geliyor. Finansal gücünü kaybeden bir askeri yapının, siyasi iradeye direnme kapasitesi de doğal olarak zayıflayacaktır.

Trump, İsrail ve “Merkezi Ordu” Denklemi

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden bu yana itibar ve irtifa kaybeden Devrim Muhafızları, bugün Trump yönetiminin “sınırlı operasyon” tehdidi ile Pezeşkiyan’ın “reformcu” baskısı arasında sıkışmış durumda. Trump’ın İsrail üzerinden SEPAH noktalarına yaptığı her operasyon, aslında Pezeşkiyan’ın “merkezi ordu” (Arteş) projesine alan açıyor. İdeolojik ordu zayıfladıkça, vatan savunmasına odaklı milli ordunun ön plana çıkması, İran’ın daha rasyonel bir devlet yapısına bürünmesini sağlayabilir.

Pezeşkiyan, sokağın öfkesini bir “kaldıraç” olarak kullanarak, askeri vesayeti tasfiye etmeye çalışıyor. Eğer bu “sessiz devrim” başarılı olursa, İran; dini ideolojinin değil, sivil bürokrasinin ve merkezi ordunun hakim olduğu bir Cumhuriyet yapısına evrilecek. Ancak bu süreçte Devrim Muhafızları’nın “Yeniçerileşerek” büyük bir iç direnç sergileyip sergilemeyeceği, İran’ın önümüzdeki on yılını belirleyecek.

1. Finansal Arındırma: Askeri Ekonomiden Devlet Ekonomisine

Pezeşkiyan’ın “çarşı” (pazar) esnafına verdiği destek, sadece bir halkla ilişkiler çalışması değil; Devrim Muhafızları’nın (SEPAH) ekonomik tekelini kırmaya yönelik bir meşruiyet hamlesidir.  Hatem-ül Enbiya gibi devasa yapıların bütçe denetimine alınması, ordunun “kendi kendini finanse eden” özerk yapısını bozar.

Para akışı doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı merkezi bütçeye aktığında, SEPAH operasyonel gücünü korumak için sivil iradeyle uzlaşmak zorunda kalacaktır.

2. Savunmada Profesyonelleşme: İdeolojik Muhafızdan Milli Orduya 

Askeri kanatta ise sessizce yürütülen süreç, ideolojik bir muhafız gücü olan SEPAH yerine, klasik ve profesyonel Arteş’in (İran Milli Ordusu) kurumsal ağırlığının artırılmasıdır.

SEPAH dış operasyonlar ve bölgesel vekalet savaşlarında büyük hatalar yapması ve artık bu görevinin bir karşılığının kalmamasıyla yıpranırken; Arteş, “vatan savunması” ve “milli güvenlik” kavramlarını temsil ederek halkın ve devletin yeni güven limanı haline getiriliyor.

Hizbullah’ın İsrail’i bırakarak Suriye’de Esat’ı korumaya yönelmesi, Hizbullah’ın yerine Hamas’ın İsrail’e tarihi bir hata olarak yönlendirilmesi  Trump ve İsrail’in SEPAH noktalarına yönelik baskısı, bu yapının “yenilmezlik” imajını sarsarak profesyonel orduya geçişi hızlandırıyor.

3. Anayasal Dönüşüm: Velayet-i Fakih’ten Tam Başkanlık Sistemine 

En kritik ve en sessiz yürütülen adım ise sistemin merkezini dini liderlikten (Rehberlik) yürütme erkine (Cumhurbaşkanlığı) kaydırmaktır. İran ABD ile 5 kez nükleer görüşme gerçekleştirirken 6. Aşamaya gelindiğinde anayasada ABD büyük şeytan İsrail küçük şeytan olarak görüldüğü bir noktada velayet i Fakih şeytan ile anlaşma imzalayamayacağı açmazı ile karşı karşıya kalındı. Dünya ile normalleşme sürecine girilmesi,  ambargoların kaldırılması için reforma ihtiyaç var.

Bu, dini otoritenin tamamen yok edilmesi değil; Osmanlı’dan Cumhuriyete geçerken padişahlık kaldırılmış, halifelik devam etmişti fakat yeni sistemde ikili yönetim uyumlu olamadığı için halifeliği TBMM’nin muhtevasında mündemiç yapılarak bir formül bulunmuştu. İşte İran Türkiye Cumhuriyetinin bu içtihadını taklit ederek bir çözüm bulacaktır. bu  hem rehberliğin ve hem de ordunun, ekonominin ve dış politikanın yönetiminin tamamen sivil ve teknik bir kadroya, yani Cumhurbaşkanlığına devredilmesidir.

Pezeşkiyan bu süreci, rejimi yıkmak için değil, rejimi “modern ve sürdürülebilir” bir devlet modeline dönüştürerek kurtarmak için yürütüyor gibi görünüyor.

Pezeşkiyan , İran’ın sadece bir kabuk değişimini değil, köklü bir kurumsal restorasyon sürecini de  tamamlayıp İran devlet bütünlüğünü koruyarak tarihe geçecektir. Humeyni’nin 50 yıl önce velayeti fakih içtihadı Atatürk’ün halifeliği TBMM’nin muhtevasına mündemiç kılma içtihadı ile yer değiştirecektir.
Hasan Oktay

3 comments

  • comments user
    İran

    İran’ın modern bir yönetime geçmesi ABD karşısında güçlü bir konumda olmasını saglayacaktir

    comments user
    Gürkan

    Bilginiz için teşekkür ederim her şeyin hayırlısı olsun inşallah ne diyelim

    comments user
    Faik Gökhan Karaduman

    İyi seyirler dileriz

    Yorum gönder