PAZARLIK…
Pragmatik bir iş insanı gibi hareket eden Donald Trump, gümrük tarifleri, Tayvan ve teknoloji konularında Çin’e bazı tavizler vermek karşılığında, Şi Cinping’i İran meselesinden uzaklaştırmayı “satın almayı” umuyor. Çin ise İran konusunu müzakere etmeye hazır olduğunu açıkça göstererek kendi stratejik hedeflerinin peşinden gidiyor. Bunların başında, Çin’in ekonomik büyümesini kritik yüzde 4 seviyesinin altına çekebilecek yüzde 60’lık gümrük tarifleri tehdidini bertaraf etmek, büyük Çin bankalarına yönelik ağır ikincil yaptırım riskini ortadan kaldırmak ve Tayvan konusunda bazı tavizler elde etmek geliyor. Bununla birlikte Pekin’in ucuz İran petrolünden vazgeçmeye niyeti yok. İran, Çin’in toplam ham petrol ithalatının yüzde 10-12’sini karşılıyor ve petrolünü varil başına 13 dolara varan indirimlerle satıyor. Çin, Trump’ın boş vaatleri uğruna böylesine önemli bir ekonomik kaynağı feda etmeye şu aşamada hazır değil.
Zirveden hemen önce “Yemen senaryosu”nun devreye sokulması, olayların zamanlamasının son derece hassas biçimde ayarlandığını gösteriyor. Husilerin faaliyetlerini artırması ve Tahran-Sana ekseninin, dünya deniz yoluyla taşınan petrolünün yüzde 30’undan fazlasının geçtiği Bab el-Mendeb ve Hürmüz Boğazları üzerinde tam operasyonel kontrol sağlaması, Çin açısından müzakerelerde güçlü bir koz oluşturuyor.
Buradaki temel hesap şu: Ortadoğu’da ciddi bir krizi tetikleyip bunu sürdürerek İran ve Pekin, ABD’yi kaynaklarını farklı bölgelere dağıtmak zorunda bırakıyor. Washington’un dikkatini ve askerî kapasitesini Ortadoğu ile Avrupa’ya yöneltmesi, kaçınılmaz olarak odağın Tayvan’dan uzaklaşmasına yol açıyor. Ortadoğu’da yaşanan çıkmazın ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki etkinliğini zayıflatması, Pekin’in Washington’a karşı bu tür bir strateji izlemesinin temel nedenlerinden biri.
Rusya faktörü ve kara bağlantısı
Bu tabloda Rusya faktörü ve kara bağlantısı sağlayan Reşt-Astara güzergâhının stratejik önemi giderek artıyor. Çin, diplomatik alanda Trump’ın dikkatini İran meselesiyle meşgul ederken, Rusya da sahada bu üçgenin maddi ve lojistik temelini güçlendiriyor.
Moskova, 1,3 milyar avro tutarında kredi tahsis etmiş durumda ve Kuzey-Güney Koridoru’nun en önemli kara bağlantılarından biri olan 160 kilometrelik Reşt-Astara demiryolu hattının tamamlanmasını doğrudan üstleniyor. Proje için gerekli araziler İran tarafından satın alınmış ve mühendislik ile inşaat çalışmalarının yürütülmesi amacıyla resmen Rus yüklenici firmalara teslim edilmiş bulunuyor.
Pekin, gerçek ekonomik tavizler karşılığında Trump’a sunmayı vaat ettiği “Tahran kartı”nı ustalıkla kullanıyor. Ancak gerçekte, boğazlar üzerindeki kontrol güvence altına alındığı ve “stratejik acı” eşiği zamanında yükseltildiği sürece İran, Çin açısından Moskova ile iş birliği içinde Batı’yı sınırlandırma politikasının temel araçlarından biri olmaya devam edecek.

