Şimdi yükleniyor

Janat Momınkulov: İran’da rejim değişir mi? Orta Doğu’daki savaş Kazakistan’ı nasıl etkileyecek?

İran’daki gerilim, ABD ve Çin’in Orta Doğu’daki stratejik rekabetinin güçlenmesi ve küresel istikrarsızlığın artması, yakın gelecekte Kazakistan için bulanık bir dış etkiden ziyade, doğrudan etkileyen bir faktöre dönüşebilir.
Tanınmış siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Zanat Momunkulov ile Orta Doğu’daki savaş konusu üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.
İran, İsrail ve ABD üçlüsü arasındaki savaş uzun sürebilir mi? Bu savaş tüm Orta Doğu’yu ve Basra Körfezi ülkelerini kapsar mı? Savaşın coğrafyası ne kadar genişleyebilir? Bu savaşın siyasi ve ekonomik sonuçları ne olacak? Bu meselede Kazakistan’ın çıkarları nelerdir? Sayın Zanat Momunkulov’un editörlüğümüze verdiği yanıtları bu sorular etrafında sunuyoruz…
İRAN’DAKİ MEVCUT REJİM KORUNACAK MI?
Zanat Momunkulov (Uzman):
– Ülkemiz büyük güçlerin çıkarlarının, enerji akışlarının ve transit koridorlarının kesiştiği bir noktada bulunduğu için İran’daki iç siyasi dönüşüm veya rejim değişikliği ihtimali, Kazakistan için sadece bölgesel değil, yapısal ve stratejik bir öneme sahiptir.
Değerlendirmeme göre, mevcut İran rejiminin uzun vadede korunması zordur. Bunu etkileyen birkaç faktör var:
Birincisi; ABD için İran’ın etkisini zayıflatmak, Orta Doğu’daki stratejik dengeyi yeniden kurmanın önemli bir unsurudur. Bu mesele, Çin ile olan küresel rekabette de rol oynamaktadır. Çin bölgede güçlenirse, dünyada birinci güç haline gelir. Bu yüzden ABD bunun önüne geçmek için elinden geleni yapıyor; bölgeyi kimseye, özellikle de Çin’e bırakmayacak.
İkincisi; İsrail için İran’ın büyük askeri ve altyapısal imkanları bir ulusal güvenlik meselesi olarak algılanmaktadır.
Üçüncüsü; İran’da iç meşruiyetin zayıflaması, ekonomik kriz, yaptırım baskısı ve sosyal hoşnutsuzluk, ideolojik maksimalizm üzerine kurulu sistemi zayıflattı. Tarihin gösterdiği gibi, dış baskı ve iç yorgunluk aynı anda güçlendiğinde sistemik değişiklikler hızla gerçekleşebilir.
Ancak bu değişim, otomatik olarak batı yanlısı bir hükümetin kurulacağı anlamına gelmez. Gelecekteki olası siyasi model, katı ideolojik değil, pragmatik nitelikte bir rejim olabilir. Güvenlik yapılarının potansiyeli korunsa bile söylemler yumuşayıp; bölgeler arası ekonomi ve dış ticarete öncelik verilmesi muhtemeldir. İran açısından yaptırımları azaltmaya yönelik müzakereler, uluslararası pazara geri dönmek, dünyaya entegre olmak ve yatırım iklimini iyileştirmek, genel senaryonun mantıksal devamıdır. Yani Tahran, gelecekte Batı’ya tam yüzünü dönmese bile rasyonel ve çok yönlü siyaset yürüten bir ülke haline gelebilir.
ORTA DOĞU’DAKİ ÇALKANTININ KAZAKİSTAN’A ETKİSİ NE OLACAK?
Kazakistan için bunun enerji ve jeopolitik sonuçları açıktır. İran ve Venezuela, Çin’e alternatif petrol tedarikçileri olarak Pekin’in Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaktadır. Eğer İran zayıflarsa veya ihracat imkanları kısıtlanırsa, Çin’in Rusya rotasına olan bağımlılığı artacaktır. Bu rotaların bir kısmı Kazakistan üzerinden geçmektedir. Dolayısıyla bizim transit ve enerji önemimiz artacaktır. Ancak bununla birlikte yaptırım riskleri, dış baskı ve jeopolitik manevra alanının daralma tehlikesi de güçlenecektir.
KAZAKİSTAN’IN ÇIKARI: PETROL FİYATLARI YÜKSELECEK
Kısa vadede askeri gerilim petrol fiyatlarını yükseltebilir. Bu durum, Kazakistan bütçesine geçici olarak olumlu yansır. Ancak bu tür artışlar genellikle yüksek oynaklıkla (volatilite) birlikte seyreder ve sonrasında piyasa düzeltmesine maruz kalır. Bu yüzden stratejik çıkarımız; istikrarlı pazarlar ve çeşitlendirilmiş ihracat rotaları oluşturmaktır.
İran’daki dönüşüm Kazakistan için bir dizi fırsat da açmaktadır:
Birincisi; Basra Körfezi’ne açılan güney koridorlarının geliştirilmesiyle Güney Asya, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına doğrudan erişim imkanı genişleyecektir.
İkincisi; Tarım ürünleri ihracatını artırmak için yeni bir alan açılacaktır.
Üçüncüsü; Petrol ve gaz ihracatını çeşitlendirerek jeopolitik bağımlılığı azaltmak mümkündür.
Dördüncüsü; Rusya ile Çin arasındaki rekabet dengesini koruyarak, diplomatik manevra kabiliyetini genişletme imkanı doğacaktır.
Stratejik açıdan, Hazar bölgesine komşu olan İran bölgesi, yeni bir sistemik rekabet dönemine girmektedir. Bu, klasik bir bölgesel çatışma değil; enerji, lojistik, yaptırım rejimleri ve teknolojik rekabetle birleşen çok katmanlı bir dönüşümdür. Böyle bir durumda Kazakistan için temel öncelikler şunlar olmalıdır: Stratejik otonomiyi korumak, büyük komşularıyla tarafsız ve dengeli bir politika izlemek, hiçbir büyük gücün baskısına veya bloğuna girerek tek taraflı bağımlı olmamak, ihracat rotalarını çeşitlendirmek ve iç ekonominin istikrarını güçlendirmek.
Bence İran’daki rejimin gitmesi veya dönüşümü, Kazakistan için hem bir risk hem de bir fırsattır. Ancak başarıyı elde etmek için reaktif değil, proaktif bir dış politika gereklidir. Yani sadece olaylara tepki vermekle kalmamalı; lojistik, enerji ve diplomatik konumlarımızı önceden güçlendirmeliyiz. Uzun vadeli duruş; istikrara dayalı pragmatik bir çok yönlülüktür. Kazakistan ancak bu formülle dış istikrarsızlığı stratejik bir avantaja dönüştürebilir.

Yorum gönder