Şimdi yükleniyor

Seyfullah Türksoy: NADİR ŞAH’IN TEKLİFİ KABUL EDİLSE, İSLAM DÜNYASINDA Şİİ-SÜNNİ İHTİLAFI AZALABİLİRDİ

 

Afşar İmparatorluğunun kurucusu Nadir Şah, mezhepler üstü bir birlik kurmak isteyen bir Türk hükümdarıydı.
17.ve 18. yüzyıl İslam dünyası, sadece dış düşmanlarla değil, içerideki mezhep ayrılıklarının açtığı derin yaralarla da mücadele ediyordu. Safevi Devleti döneminde Şiilik, yalnızca bir inanç sistemi değil, aynı zamanda devletin siyasi kimliği haline getirilmiş; bu süreçte Sünni dünyayla derin bir kopuş yaşanmıştı. Aynı kıbleye dönen Müslümanlar, siyasi hesapların ve mezhep taassubunun kurbanı haline getirilmişti.

İşte Nadir Şah, böyle bir dönemde ortaya çıktı.

O, mezhep çatışmasının İslam dünyasını zayıflattığını, Müslümanları birbirine düşman ederek büyük güçler karşısında kırılgan hale getirdiğini açıkça görüyordu.

Safevi döneminde yaygın olan ve Sünni dünyayı rencide eden uygulamaları kaldırdı. İlk üç halifeye lanet okunmasını yasakladı. Yüzyıllardır devlet eliyle sürdürülen ve ümmetin kalbinde derin yaralar açan bu uygulamalara son vererek, mezhep üzerinden düşmanlık üreten siyasi düzeni ortadan kaldırmaya çalıştı.

Nadir Şah, İran’ı yalnızca bir mezhebin devleti olmaktan çıkarıp, tüm Müslümanları kapsayan bir İslam devleti haline getirmeyi hedefledi. Onun amacı bir mezhebi diğerine üstün kılmak değil, mezhepler üstü bir birlik oluşturmaktı. Bu doğrultuda Şiiliği, İslam’ın ortak çatısı altında yeniden tanımlamaya çalıştı ve Caferî mezhebinin, Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleriyle birlikte İslam’ın meşru mezheplerinden biri olarak kabul edilmesini teklif etti.

Bu adım, yüzyıllardır süren düşmanlığı sona erdirmeyi amaçlayan cesur bir birlik projesiydi.

Bu nedenle sadece İran içinde reform yapmakla yetinmedi. Osmanlı Devleti’ne elçiler gönderdi, İslam dünyasının iki büyük gücü arasında mezhep temelli düşmanlığın sona ermesi için diplomatik girişimlerde bulundu. Necef’te büyük alimlerin katıldığı toplantılar düzenleyerek, İslam dünyasında mezhepler arası barışın temellerini atmaya çalıştı.

Afşar Türkü Nadir Şah, sadece büyük bir komutan ve büyük bir fatih değil; aynı zamanda İslam dünyasında birlik fikrini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan büyük bir devlet adamıydı.

Bugün ise İslam dünyası, yüzyıllar önce olduğu gibi yine ayrılıkların, ihtilafların ve parçalanmışlığın yükünü taşımaktadır. Ortak inanç, ortak tarih ve ortak medeniyet mirasına rağmen süregelen bölünmüşlük, ümmetin en büyük zaaflarından biri olmaya devam etmektedir.

İşte bu nedenle, İslam dünyasının yeniden birlik ve beraberliğini tesis edecek; Nadir Şah gibi cesur, basiretli ve birleştirici liderlere bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Not: Nadir Şah, Afşar İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan bir Türkmen şahtır. Azerbaycan ve İran tarihlerinin en güçlü hükümdarlarından biri kabul edilen Nadir Şah, 1736 yılında kurduğu Afşar İmparatorluğu’nun başına geçmiş ve 1747 yılında uğradığı suikasta kadar hem Afşar İmparatoru hem de İran şahı olarak hüküm sürmüştür. Kısa sürede dağılan bir devleti yeniden ayağa kaldırmış, Horasan’dan Hindistan’a, Kafkasya’dan Türkistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada hâkimiyet kurarak adını tarihin en büyük fatihleri arasına yazdırmıştır.

Yorum gönder