Şimdi yükleniyor

Vahe Davtyan: Türkiye, Savaş Risklerinden Korunmak İçin Adımlar Atıyor

 

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısının üçüncü gününde Tahran; bölgedeki ABD ve İsrail enerji üretim tesisleri ile altyapılarına saldırılar düzenlemeye başladı ve Basra Körfezi’nden enerji ihracatını yasaklayarak Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattı. ABD ve İsrail’in, ana faydalanıcısı Çin olan İran’ın petrol ve gaz altyapısını hedef alacağı öngörülüyor. İran çatışmasının bu senaryo dahilinde gelişmesi, İran’ın bölgedeki kilit ortaklarını, özellikle de (İran’dan bu ülkelere uzanan doğal gaz boru hatları göz önüne alındığında) Ermenistan ve Türkiye’yi nasıl etkileyecek? bu konuları Siyaset Bilimi Doktoru, Profesör ve Enerji Uzmanı Vahe Davtyan ile konuştu.

V. Davtyan: Öncelikle tedarik rakamlarına bakalım. 2025 yılında İran, Çin’e günde 1,3–1,4 milyon varil petrol ihraç etti; bu rakam tüm İran petrol ihracatının %80’inden fazlasını ve Çin ithalatının yaklaşık %11-12’sini oluşturuyor. Çin hükümetinin elinde, yaklaşık 78 günlük ithalata eş değer olan 900 milyon varil civarında stratejik petrol rezervi bulunuyor. Diğer bir deyişle, tedarikin kesilmesi durumunda Çin, yaklaşık üç ay boyunca nispeten öngörülebilir bir bölgede kalacaktır.

Aynı zamanda mevcut durumdan hareketle, arzın azalabileceği endişeleriyle İran petrolüne uygulanan imtiyazlı indirimlerin azalacağını varsayabiliriz. Bu koşullarda, Çin’in yerel petrol altyapısı ve devlet rezervleri, kısa süreli aksaklıkların piyasa üzerindeki etkisini yumuşatmayı sağlar; ancak arz ve fiyatlardaki dalgalanma hala ciddi riskler barındırmaktadır. Petrol fiyatları yükselmeye devam ederek varil başına 79–80 dolar seviyesine ulaştı.

Türkiye’ye giden doğal gaz boru hattı hakkında ne tür öngörüler var?

V. Davtyan: Orta Doğu’daki gerilimin tırmanması ve İran’ın kilit altyapılarına yönelik saldırılar sonucunda Türkiye’ye gaz sevkiyatı riskli bölgeye girmektedir. Tebriz-Ankara boru hattı üzerinden İran, Türkiye’ye yılda yaklaşık 7-8 milyar metreküp gaz tedarik ediyor; ancak mevcut durumda İran’ın gaz üretiminde beklenen düşüş göz önüne alındığında bu hacimler önemli ölçüde azalabilir.

Bununla birlikte Türkiye, bu tür risklerden korunmak için adımlar atıyor: Devlet şirketi BOTAŞ, kaynak çeşitliliği, uzun vadeli sözleşmeler ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) depolama kapasiteleri sayesinde ülkenin gaz arzına yönelik ciddi bir tehdit bulunmadığını açıkladı. Aynı zamanda Ankara’nın, Katar’ın LNG üretimini durdurması karşısında, kendisini “Güney Akım” ve “Türk Akım” üzerinden Avrupa’ya önemli bir gaz tedarikçisi olarak konumlandırmaya çalışacağı öngörülebilir.

İran-Ermenistan doğal gaz boru hattı saldırıya uğrayabilir mi ve bunun sonuçları ne olur?

V. Davtyan: İran-Ermenistan boru hattı üzerinden, kapasitesinin 2,3 milyar metreküpe çıkarılabilme imkanı olmasına rağmen, en iyi ihtimalle yılda yaklaşık 300–350 milyon metreküp gaz ithal ediyoruz. Dolayısıyla, Rusya’dan gelen istikrarlı sevkiyatlar göz önüne alındığında bir gaz açığı sorunu yaşanmayacaktır.

Öte yandan, İran gazı ithalatı “elektrik karşılığında gaz” takas (barter) şeması çerçevesinde yürütülmektedir; bu da İran gazı ithalatındaki azalmanın, İran’a yapılan elektrik ihracatının düşmesine neden olabileceği anlamına gelir

Yorum gönder