KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Bulduk Özdemir: RUSYA’DAN SONRA TÜRKİYE’YİDE HEDEF ALIRLAR

Bulduk Özdemir: RUSYA’DAN SONRA TÜRKİYE’YİDE HEDEF ALIRLAR

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 8 dk okuma süresi
41 0

Batı, ABD-NATO ve İngiltere önderliğinde öncelikli olarak kontrol altına alınması hatta parçalanması gerektiğine inandığı Rusya’yı hedef aldı.
ABD-İngiltere sürekli Rusya’yı Ukrayna üzerinden kışkırttı ve bunda da başarılı oldu. Şu an ki cari gündem ne olursa olsun, kısa ve orta vade de Rusya kaybedecek, Putin kaybedecektir.
2008 yılından beri farklı bir strateji ile ilerleyen Rusya, SSCB zamanındaki etki alanlarını tekrar kazanarak, eskiden olduğu gibi çok bloklu dünya düzeninde söz sahibi olmak istiyor.
Gürcistan’ın parçalanması ve Ermenistan’daki gelişmeler sonrası ABD ve batı dünyasının gelişmelere pasif yaklaşmasını, ekonomik ve askeri yaptırımları bir yolla aşabileceğini düşündü.
Ama kazın ayığının öyle olmadığını şimdilerde görmeye başladı. Tuzağa düştü, üstelik bunu da isteyerek, bilerek yaptı.
Karadeniz’in tek başına Rusya’ya bırakılmayacağını bilmesi gerekirdi. Bundan sonra ki süreç Rusya açısından çok ta olumlu olacak gibi gözükmüyor.
Çok kültürlü, çok dilli geniş bir Coğrafya ’ya hâkim Rusya’nın kendi için de tekrar toplanması bu hetoregen yapısını koruması çok zor gözüküyor.
Rusya’da bir parçalanma süreci başlayabilir. Putin, batının ülkesine hazırladığı, kendisinin de sırf emperyalist emellerle katkı sağladığı bu süreç artık durdurulamaz gibi görünüyor.
II. Dünya savaşından beri Avrupa kıtasında bir savaş istenmiyordu. Rusya-Ukrayna savaşı artık bu sürecin farklı bir şekilde başlayabileceğini gösterdi.
Rusya, ABD-İngiltere ve AB tarafından uygulamaya konulan ekonomik, askeri ve diğer yaptırımlardan çok etkilenecek, dünyadan izole edilecek. Bu durum Rusya içerisinde Rus ekonomisinin lokomotif güçleri tarafında hiç de kabul edilemeyecek bir durumdur. Belki de huzursuzluk buradan başlayacak, isyanları teşvik edecektir.
Peki, ABD ve AB’nin Rusya’dan sonra karıştırmak hatta topraklarını küçültmek, parçalatmak istediği, bazen açıktan bazen de gizli olarak hedef aldığı ülke kim?
Elbette Türkiye.
40 yıldır süren bölücü PKK terörünü destekleyenler artık herkes tarafından net olarak biliniyor. İnsanlarımızın şehit edilmesinin yanında nerede ise 1 Trilyon dolara kadar maliyet ile karşı karşıya bıraktıranlar bu küresel güçler değil mi?
ABD-NATO Karadeniz de hedeflediklerini gerçekleştirmek için bir vesile ile bizim de bu savaşa katılmamızı sağlamak için oyunlar düzenleyemezler mi?
Putin, 15 Temmuz 2016 FETO ihanet sürecinden sonra Türkiye ile ilgili önemli hamleler yaptı.
15 Temmuz’da iktidar Batı tarafından yalnız bırakılırken Putin sahneye indi ve Ankara’ya el uzattı. Rusya, Türkiye’de nükleer proje geliştiriyor. Rusya, Avrupa’ya giden gazın bir bölümü için Türkiye’de boru hattı inşa etti. Rusya, Suriye’de Türkiye ile koordineli.
Rusya, Azerbaycan’da Türkiye ile iş birliği içinde ve Rusya Türkiye’ye S-400 tedarik etti. Böylece Rusya, hem Avrupa enerji hattını Türkiye üzerine (ve Kuzey Akımı 2 ile Baltık üzerine) kaydırarak Polonya ve Ukrayna’yı önemsizleştirdi hem de Batı’nın ileri gücü olan Türkiye’yi onlardan kısmen de olsa ayırmayı başardı.
Putin Ukrayna’yı önce böldü. Akabinde Ukrayna’daki etnik Rusları hareketlendirerek ülkeyi istikrarsızlaştırdı. Ve Ukrayna’nın enerji avantajını bertaraf etti. Diğer taraftan bölgedeki Türkiye’yi kısmen yanına çekmeye başladı.
ABD bu süreçte AB ile ilişkilerini güçlendiremedi. Çin, bir ekonomi devi olarak sahneye çıkınca, ABD ile sürtüşmeye başladı.
ABD, Ortadoğu, Orta Asya’daki hamlelerinde başarılı olamadı. Bu bölgeye kesin söz sahibi olamadı. Yani yerinde saydı.
Böylesi bir jeopolitikte Rusya ile Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi hatta savaşması ABD-İngiltere liderliğindeki küresel emperyalistlerin işini kolaylaştırır.
Özellikle 2018 yılından beri sürekli ekonomik tehditlerle karşı karşıya kalan, adı konmamış pek çok ambargoların muhatabı olan ülkemiz de bir yönetim değişikliği istenmektedir.
Cumhur İttifakı ile birlikte ülkemizin dış politikasında, tehdit algılamasında önemli değişiklikler ve uygulamalar oldu.
Bölücü terörün bitirilmek noktasına gelmesi, ABD’nin enerji koridoru adını vererek bölgemizde yeni kukla butik devletçiklerin kurmasının önüne geçilmesi onların içine sindiremedikleri olayların başında geliyor.
Doğu Akdeniz de Türkiye’nin egemenlik haklarını uluslararası hukuka uygun şekilde savunması, KKTC’ye ciddi destek ermesi ve kararların Ankara merkezli olması batının arzuladığı bir durum değildi.
Bu nedenledir ki, ABD başkanı Joe Biden seçilir seçilmez Türkiye de bir yönetim değişikliği istediklerini her türlü teamülleri görmemezlikten gelerek açıkladı.
Türkiye de muhalefeti destekleyeceğini belirtti. Türkiye’de de belli partiler bu küresel beklentileri yerine getirmek için birbiriyle işbirlikçilikte yarışırcasına bir aradalar.
Ardı ardına NATO’ya bağlılıklarını, AB ile beraber olduklarını ve Türkiye’nin son zamanlarda izlediği milli ve ülke lehine politikalardan vazgeçeceklerini açıklamaya başladılar.
Vatandaşlarımız hayat pahalılığı yüzünden devlet yönetimimize kızgın olsalar bile Cumhur İttifakına asla sırtını dönmemelidirler.
Zaten karşı ittifaka da güvenmediklerini de yapılan kamuoyu çalışmaları ortaya çıkarmaktadır.
Cumhur İttifakı küresel güçlerin Türkiye ile ilgili planlarını bozabilecek yegane ittifaktır. Ülkesini ve milletini seven herkesin Ukrayna’daki savaşı ve onların içine düşürüldükleri durumu da dikkate alarak Cumhur İttifakına desteklerini devam ettirmelilerdir.
Bugün elektrik, doğal gaz ve gıda maddeleri pahalıdır, çiftçimiz, emeklimiz ve diğer vatandaşlarımız hayat pahalılığından mustariptir. Yarın bu sorunlara çözüm bulunur, çözümler üretilebilir. Bunun tek şartı; birlik, bütünlük, huzur ve güven içerisinde olan Türkiye’dir, Türk Vatanıdır.
Beka tehdidi her zamankinden fazladır ve Rusya-Ukrayna savaşı ile küresel boyut alabilir. Ülkemizin milli çıkarlarını merkezine koyan, bölgemizin jeostratejik konumunu gözeterek izlenen politikalar doğrudur.
Batılı ülkelerin vatandaşları mutlu, zengin ve huzur içerisinde yaşasınlar diye Türkiye kendini ateşin içine atamaz. Bizler, batılı ülkelerin vatandaşları gibi kendi ülkemizde huzur ve güven içerisinde yaşamak istiyoruz.
ABD-İngiltere ve AB’nin Rusya’dan sonra ülkemizi de savaşın içine çekmesine müsaade etmeyeceğiz çünkü ülkemizin “Devlet Aklı”na ve yönetimine güveniyoruz.
Bulduk Özdemir

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.