KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Ermenistan
  4. »
  5. Kubilay Atik: HİNDİSTAN’IN ERMENİSTAN İLE OLAN İLİŞKİLERİ VE KAFKASYA POLİTİKASI

Kubilay Atik: HİNDİSTAN’IN ERMENİSTAN İLE OLAN İLİŞKİLERİ VE KAFKASYA POLİTİKASI

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 37 dk okuma süresi
28 0

Azerbaycan son dönemde her ne kadar Dağlık Karabağ bölgesini geri alması ile ön plana çıkmış olsa da ülkenin artan jeopolitik önemi Ermenistan ile olan mücadelesinin ötesindedir. Hem Doğu Batı ekseninde Orta Asya ile Türkiye ve Avrupa’yı Rusya ve İran’ı baypas ederek bağlama konusunda atılan adımlar hem de Hindistan’ı ve İran’ı Rusya’ya bağlamak için atılan adımlarda kilit ülke konumundadır. Son dönemde Hindistan ile Çin arasındaki mücadele Azerbaycan’ı da içine alacak şekilde Orta Asya üzerinden Kafkasya’ya da uzanmıştır. Buna Ukrayna’nın işgali ve Azerbaycan’ın otuz yıllık statükoyu yıkarak aldığı galibiyetler sonucunda toprak bütünlüğünü sağlaması da eklendiğinde bölgede dengelerin kalıcı olarak değişmeye başladığı açıktır. Son dönemde Hindistan’ın Ermenistan’a verdiği desteğin arkasında da yalnızca tarihsel olarak Rusya ile olan iyi ilişkiler değil karmaşık farklı nedenler de bulunmaktadır. Hindistan’ın Kafkasya stratejisi büyük ölçüde Hindistan’ın diğer stratejik hedefleri ve yine stratejisinin bir parçasını oluşturmaktadır. Hindistan son yıllarda Çin’e rakip olarak Hint-Pasifik bölgesinde öne çıkmaktadır. Bunda tarihsel olarak​ Hindistan ve Çin arasındaki savaşlar kadar iki ülkenin büyüme modelleri ve hedef pazarlarının da benzer olmasının etkisi büyüktür. Bağımsızlığını kazanmasından sonra Hindistan devlet politikası olarak bağlantısızlar hareketi içerisinde yer alarak Sovyetler Birliği ve ABD ile arasında tarafsız bir politika gütmeye çalışmıştır. Dahası ülkenin ekonomisinin az gelişmişliği ve uzun süre Hindistan’dan farklı olarak ABD ve Türkiye ile ittifak içinde hareket ederek ekonomik olarak daha hızlı gelişen rakibi Pakistan ile olan mücadele ve rekabeti Hindistan dış politikasının bölgesel çapta kalmasına neden olmuştur. Ancak 90lı yıllarda Çin’de başlayan hızlı ekonomik büyümenin benzeri Hindistan’da da 20li yıllarda başlayıp 2010 yıllarda hız kazansa da özellikle Çin ile ABD arasındaki stratejik rekabetin artması ve pandemi sonrasında Çin’de kırılan tedarik zincirleri ve Çin’de üretimin artık eskisi kadar ucuz olmaması nedeni ile pek çok batılı firmanın üretimini Güneydoğu Asya ve Hindistan’a kaydırmasının yanında Hşndistan-Japonya-Avustralya-ABD ittifakının da etkisi büyüktür. Hindistan Çin’e karşı ABD ile ittifak halinde olmakla birlikte Soğuk Savaş sırasındaki ABD-Sovyetler arasındaki tarafsızlığını Rusya ile de korumaya çalışarak Sovyet döneminden kalma silah politikasını sürdürmekle kalmayıp Ukrayna konusunda Hint Dışişleri Bakanı Jaishankar’ın meşhur “Avrupa’nın bir noktada Avrupa’nın sorunları tüm dünyanın sorunlarıdır, dünyanın geri kalanının sorunları ise Avrupa’nın sorunları değildir mantalitesinden çıkmak zorunda” çıkışında görülebileceği üzere tarafsızlığını sürdürmekte kararlı olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda Hindistan’ın Kafkasya politikası da kendisine has özellikleri ve Batı ya da Doğu Bloku olarak adlandırabileceğimiz ittifaklardan ziyade Hindistan’ın kendi çıkarlarını yansıtmaktadır ve zaman zaman zıtlıklar da barındırmaktadır.
Üç bağımsız ülke olan Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan; Gürcistan’da Abhazya ve Güney Osetya gibi bazı özerk bölgeler ve kendini bağımsız ilan etmiş ancak tartışmalı bölgeler, çoğunlukla Güney Kafkasya olarak bilinen, Ruslar tarafından ise Trans-Kafkasya/Zakavkaze olarak adlandırılan belirgin bir coğrafi birimi oluşturur. Hindistan, bu bölgeyi Avrupa ve Asya’nın kesişme noktasında yer aldığı için Avrasya’nın bir parçası olarak ele alır. 186.000 km²’lik bir alan üzerine yayılan bu bölge, çok dinli, çok dilli ve çok etnikli bir nüfusa sahiptir ve birden fazla geçiş dönemi yaşamıştır. Yaklaşık otuz yıl öncesine kadar, bölge kaderini kontrol edememekteydi, bölgenin kaderi onlarca yıl boyunca yabancı güçler tarafından belirlenmiştir. Erken modern ve modern dönemlerde bölge, toprakları üzerinde kontrol sağlamak için Osmanlı İmparatorluğu, Safavi Devleti ve Rus İmpartorluğu arasında birçok savaşa tanık olmuştur. I. Dünya Savaşı sonrası ve 1917’deki Rus Devrimi’nden sonra bölge, o zamanlar evrilmekte olan SSCB’ye katılmış ve 1990’da SSCB’nin dağılmasıyla birlikte bu bölgede Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan bağımsız ülkeler olarak ortaya çıkmıştır.​
Bölge üzerindeki etki mücadelesi hâlâ devam etmektedir. ABD ve Avrupa bir yanda, Rusya ise diğer yanda Güney Kafkasya’da sağlam bir ayak izi için rekabet içindedir. Türkiye, İran ve Çin ise diğer önemli oyunculardır. Batı, bölgedeki komünizmin geri dönüşümsüz olmasını sağlama ideolojik hedefini takip etmiştir; bölgenin Avrupa-Atlantik yapılarına entegrasyonunu teşvik etmektedir, örneğin AB ve NATO. Ayrıca, enerji açısından yetersiz Avrupa’nın bakış açısından, Azerbaycan enerji güvenliği ve şu anda ağır bir şekilde Rusya’ya olan petrol ve gaz bağımlılığını azaltma fırsatları sunmaktadır, ayrıca bu sektörde yatırım fırsatları sunmaktadır. Rusya’nın çıkarları genellikle güvenlik odaklı, daha az ekonomik ve en az ideolojiktir. Rusya, bölgeyi “Yakın Yurtdışı” ve doğal etki alanı olarak görmekte ve özellikle Rusya’nın güvenliğini tehdit olarak algılanan herhangi bir tecavüz fikrine karşı çıkmaktadır. Bu üç ülke de yabancı güçlerin yaklaşımlarına farklı tepkiler vermiştir: Gürcistan, Avrupa-Atlantik yapılanmasına tam olarak eklemlenme sağlamakta ısrarcıdır. Ermenistan, ise son dönemde Rusya ile bağlarını zayıflatıyor gözükse de hem Rusya hem de Batı ile iyi ilişkiler peşindedir. Azerbaycan ise Batı ve Rusya’dan eşit uzaklıkta kalmayı başarmıştır; Batı ile ekonomik işbirliği fikrine karşı değildir ancak herhangi bir entegrasyon fikrine karşıdır. Kısacası, tek bir bölgesel veya küresel oyuncu bölgenin tam kontrolünü iddia edemez. Ermenistan-Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ çatışması ve Gürcistan-Rusya arasındaki Abhazya ve Güney Osetya’nın ayrılıkçı bölgeleri üzerindeki çatışma gibi bölgesel ve bölgesel etnik-toprak anlaşmazlıkları, coğrafi yakınlığa rağmen bölgeyi en az entegre bölgelerden biri haline getiren ve bölgesel güvenliği tehdit eden bir duruma neden olmuştur.

​Bölge ve Hindistan Arasındaki Bağlar

Hindistan ve Güney Kafkasya birbirinden mesafe ve zorlu arazi ile ayrılmaktadır. Ancak, Hindistan’ın bölgedeki izleri ve bölgenin Hindistan ile bağlantıları antik çağlara kadar uzanmaktadır.
Edebi kaynaklara göre, Hindistan’dan gelen yerleşimciler M.Ö. 149’dan 4. yüzyılın başına kadar olan dönemde Ermenistan’da varlığını sürdürmüştür. Daha sonra Ermeni kralları Hıristiyanlığa geçince kendi halklarının yanında egemenlikleri altındaki Hintlileri de zorla Hıristiyanlığa geçirmişlerdir. Azerbaycan’ın başkenti Bakü yakınındaki mevcut Ateş Tapınağı, Hintlilerin Orta Çağlarda Azerbaycan’da varlığının otantik arkeolojik kanıtlarını sunmaktadır. Tapınak, Sanskrit, Devanagari (Hint) ve Gurmukhi (Pencap) dillerinde birçok yazı içermesi nedeniyle önemlidir. Hint mitolojisindeki Tanrı Şiva’ya ait olan Trishul (Üçgen) da tapınağın duvarlarına oyulmuştur.
İpek Yolu, ticaret ve kültürel bağlantıları teşvik etmede önemli bir faktördü. Rafik Abrahmian’a göre, “Orta Çağ’a gelindiğinde, Artashat, Metsbin ve Dvin gibi Ermeni kasabaları, Hindistan ile takas ticareti için önemli merkezler haline gelmişti. Hindistan, değerli taşlar, otlar ve tekstilleri Ermenistan’a ihraç ederken, karşılığında deri ve boyalar alıyordu. Elimizdeki bilgiler, yolculukların karşılıklı olduğunu göstermektedir. Dr. Armen Baibourtian tarafından belirtildiği üzere, “Ermeni ve Hint halkları arasındaki yoğun temaslar yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı kalmamış, bazen iki yönlü göçü, nüfusların küçük ölçekli birleşmesini ve kültürlerin doğrudan birleşmesini içermiştir. Tarihin farklı dönemlerinde, Hindistan’da Ermeni toplulukları kurulmuş ve varlıklarını yüzyıllarca sürdürmüşlerdir. Erivan’daki Eski El Yazmaları Enstitüsü’nde korunan palmiye yaprakları üzerindeki antik hayvan başlıklı Tamil el yazmaları koleksiyonunu da mevcuttur. Aynı Enstitü, koleksiyonlarında “Hint ve İran Şehirlerinin İsimleri” başlıklı, deri üzerine yazılmış Ermenice bir rehber de bulunmaktadır. Bu kitabın anonim yazarının Hindistan’ı iyi tanıyan bir Ermeni tüccar-gezgin olması yüksek bir olasılıktır. Yazarın Kuzey’den Güney’e kadar yolların, şehirlerin ve yerel halkların ekonomik faaliyetlerine ilişkin açıklamalarından anlaşıldığı üzere, Hindistan’daki faaliyetlerini anlatmaktadır.
Orta Çağ ve erken modern dönem Hindistan’daki Ermenilerin muhtemelen en parlak ve refah dolu dönemleriydi. Bu dönemde, Ermeniler Babür İmparatorluğu’nun himayesinden faydalandılar ve İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ile iyi çalışma ilişkileri geliştirdiler ve daha sonra Hindistan’ın İngiliz sömürge valileriyle de iyi ilişkiler kurdular. Ermenilerin Hindistan’da etkili bir topluluk olarak oynadıkları önemli role bir örnek olarak, 22 Haziran 1688’de, Hindistan’daki Ermeniler İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ile resmi bir anlaşma imzaladılar ve bu anlaşma, Ermenilerin seyahat ve ticaret konularında İngilizlerle eşit ayrıcalıklara ve özgürlüklere sahip olmalarını sağladı. İngiliz gemileriyle seyahat etme, İngiliz yerleşimlerinde konaklama ve İngiliz kuruluşlarında iş bulma gibi konularda Ermeniler İngiliz tebaası ile aynı haklara sahip olacaklardı.

İlk Ermeni kalıcı yerleşiminin ne zaman kurulduğu tarihin unutulmuşluğunda kalabilir. Ancak, pekçok bilim insanı Güney Hindistan’da MS 8. yüzyılda başlandığı ve Thomas Cana’nın Güney Hindistan’a yerleşme amacıyla adım atan ilk Ermeni tüccar olduğu görüşündedir. Thomas Cana’nın 780 yılında Hindistan’ın güneyinde Malabar Kıyısı’na ulaştığı söylenmektedir. Ermeni asıllı Hint tarihçi tarihçi Mesrovb Jackob Seth Thomas Cana’yı “ticarette kurnaz ve aktif” ve “diplomatik olarak kurnaz ve becerikli” olarak tanımlamaktadır. Ermenilerin en azından 17. yüzyıldan itibaren Hindistan’da kalıcı olarak var oldukları neredeyse kesindir ve Babürlü İmparatoru Ekber’in bu bağlamda etkili olduğu söylenmektedir. Mesrovb J. Seth, “erken dönem Ermeni tüccarlarının Hindistan’da kalıcı yerleşimler kurmadıklarını veya koloniler kurmadıklarını belirtmektedir. Onları ülkenin sadece geçici konaklayıcıları olmaktan çıkararak, yerleşik hale gelmelerini teşvik eden Ekber olmuştur. Agra ve Hindistan’ın diğer birçok yerindeki eski Hristiyan mezarlıkları birçok Ermeninin gömüldüğünü ve önemli bir Ermeni nüfusunun varlığını kanıtlar niteliktedir. Agra’daki Roma Katolik Mezarlığı buna güzel bir örnektir. Bu mezarlığın, başlangıçta bir Ermeni Mezarlığı olduğu ve daha sonra diğer Avrupa topluluklarının gömüleri için kullanıldığı görülmektedir. Mesrovb Jacob Seth, Agra’daki bir mezarlıkta, antik Ermeni dilinde yazılmış yazıtlar taşıyan 100’den fazla Ermeni mezarını tanımlamış ve listelemiştir. “Chater Soy Tablosu” Ermenilerin Hindistan genelinde mezarlarını ve anıtlarını bulmak ve üzerlerinde buldukları yazıtları çevirmek için zorlu bir iş yapmaktadır. Bu amaçla Hindistan’da Agra, Delhi, Mumbai, Chennai, Hyderabad, Kolkata, Chinsura, Saidabad, Surat, Asansol ve ayrıca Bangladeş’te Dhaka olmak üzere on şehir belirlemişlerdir. Sadece Kolkata’da en az sekiz böyle yer bulunmaktadır. Çalışma devam etmektedir ve Hindistan ve Ermenistan hükümetleri tarafından desteklenmelidir, belki de İran da, çünkü Culfa Ermenileri Ermenilerin ortak tarihlerinin bir parçasıydı.
Hindistan’daki Ermeniler, “Tanrı’nın hediyesi” tüccarlar olarak ün kazanmış ve iş görme yetenekleri ve zekaları açısından yerel Marwarilerle yan yana yer almışlardır. Ancak, Ermeni iş dünyası içinde ve dışında, yönetim, askeri, diplomasi, tıp, dilbilim, şiir, sahne sanatları ve diğer entelektüel uğraşlar gibi çeşitli alanlarda başarılı olan birçok Ermeni bulunmaktaydı. Zaman içinde Madras (şimdi Chennai) ve Calcutta (şimdi Kolkata), Ermenilerin entelektüel faaliyetlerinin merkezi haline gelmiştir. İlk Ermeni dergisi, Azdarar, Hindistan’da yayımlanmıştır; Hindistan’daki Ermeni entelektüelleri, 18. yüzyılın ortalarında hayali bağımsız bir Ermenistan Devleti’nin ilk Anayasasını da hazırlamışlardır. 1821’de Calcutta’da Ermenice olarak tarih ve kültür eğitimi vermek amacıyla Ermeni Koleji ve Yardımsever Derneği kurulmuştur. Bu kurum, Ermenistan ve bölgeden gelen, genellikle Kilise tarafından desteklenen yoksul ailelerden gelen çocukları kabul etmektedir ve tamamen işlevseldir. Ermeniler ayrıca Ermeni topluluğunun dini ihtiyaçlarını karşılamak için birkaç kilise inşa etmişlerdir. Birçok kilise ve katedral günümüze kadar gelmiştir.

Yirminci yüzyılın başlarında Hindistan’ın bağımsız bir ülke olarak ortaya çıkma olasılıkları daha belirgin hale geldiğinde, Hindistan’daki Ermeniler, İngilizlerin ayrılmasının ardından bağımsız Hindistan’daki durumları üzerinde huzursuzluk belirtileri göstermeye başlamışlardır. Belirsizlik ortamında, Ermeniler diğer ülkelere göç etmeye başlamış ve nüfusları önemsiz seviyelere düşmüştür. Eski Ermenistan Büyükelçisi Armen Martirosyan’a göre, “Bu güzel ülkeden eski günlerdeki refah içindeki Ermeni nüfusunun göç etmesi, Hindistan Ermenilerinin yirminci yüzyılda ülkenin geleceğini yanlış okuması ve hesaplamasıdır”.

Ermenistan, bölgedeki Hindistan’ın nispeten daha yüksek bir siyasi anlayışa ulaştığı ülkedir. Hindistan, Ermenistan’ın Hindistan’a yönelik çabalarına uygun şekilde yanıt vermiş ve Ermenistan Cumhurbaşkanlarını iki kez (1995 ve 2003) devlet ziyaretleri ve bir kez (2017) çalışma ziyareti için Hindistan’a kabul etmiştir. Hindistan’dan Ermenistan’a, Hindistan’ın Başkan Yardımcısı seviyesinde iki ziyaret gerçekleşmiştir (2005 ve 2017). Ermenistan’dan Hindistan’a üç Dışişleri Bakanı seviyesinde ziyaret gerçekleşmiştir (2000, 2006 ve 2010) ve Hindistan’ın Dışişleri Bakanı 2021’de Ermenistan’ı ziyaret etmiştir. Bu yüksek düzeydeki değişimlerin nicelendirilmesi, Hindistan’ın şimdiye kadar Azerbaycan veya Gürcistan’dan hiçbir Devlet veya Hükümet Başkanını davet etmediği ve bu iki ülkeden sadece Dışişleri Bakanlarının 2013 ve 2020’de sırasıyla Hindistan’ı ziyaret ettiği bir arka plana karşı önem kazanmaktadır. Son zamanlarda, Hindistan Dışişleri Bakanı 2021’de Gürcistan’ı ziyaret etmiştir. Ermenistan, Hindistan’ın bir antlaşma ilişkisine girdiği tek ülkedir. Ermenistan ve Hindistan arasında bir Dostluk ve İşbirliği Antlaşması, 14 Aralık 1995’te Yeni Delhi’de Ermenistan’dan Hindistan’a ilk Cumhurbaşkanı ziyareti sırasında (13–16 Aralık 1995) imzalandı. Antlaşma, taraflardan birinin, herhangi bir ülkenin barışa yönelik bir tehdit oluşturduğunu veya barışı ihlal ettiğini düşündüğü bir durumda, iki ülkenin derhal birbirleriyle iletişime geçeceğini ve tehdidin barışı bozma riskini ortadan kaldırmak için pozisyonlarını koordine edeceğini öngörüyor (Antlaşmanın 2. Maddesi). Antlaşma ayrıca, bir ülkenin kışkırtılmamış saldırıya uğraması durumunda, diğer ülkenin saldırgan tarafına askeri veya başka herhangi bir yardım sağlamaktan kaçınacağını belirtir (Antlaşmanın 3. Maddesi). Bu madde, büyük olasılıkla Ermenilerin talebi üzerine dahil edilmiştir ve Ermenistan’ın, Hindistan’ın, Azerbaycan’ın Hindistan’dan hiçbir yardım sağlamayacağına dair bir güvence almak istediği durumlar için yapılmıştır. Bu, iki ülke arasındaki Dağlık Karabağ üzerindeki toprak çatışması bağlamında Azerbaycan’ın bu toprakları geri almak istemesi durumunda Hindistan’ın herhangi bir yardım sağlamayacağına dair bir güvencedir.

1995 Dostluk Antlaşması’nın “sürekli önemi”, Ermenistan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Robert Kocharian’ın Hindistan’a gerçekleştirdiği Devlet ziyareti sırasında yayınlanan Ortak Deklarasyon’da vurgulanmıştır (29 Ekim–1 Kasım 2003), (Deklarasyonun 5. Paragrafı). Bu ziyaret sırasında uluslararası terörizmin artışı, sınır ötesi organize suçlar ve silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi birçok önemli küresel konuda geniş bir görüş birliği fark edilmektedir. İki taraf, uluslararası toplumun terörizme karşı mücadelesinin küresel, kapsamlı ve sürekli olması gerektiğine dair bir anlaşmaya vardı. Pakistan’a ima yoluyla yapılan bir referansla, Hindistan ve Ermenistan arasında “Teröristleri destekleyen, finanse eden, barındıran veya teşvik eden, sınırların ötesinde terörizm faaliyetlerinde bulunmaları için sığınak, güvenli liman veya sığınak sağlayan devletlere, kuruluşlara ve bireylere karşı harekete geçilmelidir” konusunda bir fikir birliği vardı (Deklarasyonun 9. Paragrafı). Hem Hindistan hem de Ermenistan, BM’nin özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesi konusunda reforma ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, Ermenistan, “BM Güvenlik Konseyi’nde genişletilmiş kalıcı üyelik için Hindistan’a tam destek verdiğini” teyit etti (Deklarasyonun 8. Paragrafı).

Serz Sargsyan’ın 2–4 Kasım 2017 tarihleri arasında Hindistan’a gerçekleştirdiği ziyaret “çalışma ziyareti” olsa da, Hindistan liderliğiyle olan etkileşimi açısından önemliydi. İkili yönlerden, “iki taraf, mevcut durumun yanı sıra siyasi, savunma, uzay, ticaret ve yatırım, bilim ve teknoloji, eğitim, kültür ve insanlar arası ilişkiler de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda gelecekteki işbirliğini güçlendirmenin yollarını tartıştı. Eğitim ve kültürel alandaki işbirliği potansiyelini artırabilecek belirli alanlar da tartışılmıştır. Gıda işleme, yenilenebilir enerji, ilaç ve sağlık, bilgi teknolojisi, madencilik ve mücevher sektörlerindeki gibi ikili ticaret ve ekonomik ilişkileri artırma potansiyeline sahip belirli alanlar ele alındı. Her iki taraf da Hindistan-Avrasya Ekonomik Birliği Serbest Ticaret Anlaşması’nın erken sona ermesinin ikili ticareti artırma konusunda büyük fırsatlar sunacağı konusunda anlaştı.

Ermenistan ile Hindistan arasındaki ilişkilerin, 2003’te Hindistan’a gerçekleştirilen ikinci Ermeni Cumhurbaşkanı Robert Kocharian’ın ziyareti sırasında yayınlanan ortak deklarasyonla belirtildiği gibi, “sürekli olarak önemli” olduğu vurgulanmıştır. Bu ziyaret sırasında, uluslararası terörizmin artışı, sınır ötesi organize suçlar ve silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi birçok önemli küresel konuda geniş bir görüş birliği fark edilmiştir. İki taraf arasında, Pakistan’a ima yoluyla yapılan bir referansla, “teröristleri destekleyen, finanse eden, barındıran veya teşvik eden devletler, kuruluşlar ve bireyler hakkında harekete geçilmesi gerektiği” konusunda anlaşma vardı. Hem Hindistan hem de Ermenistan, BM’nin özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesi konusunda reforma ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, Ermenistan, “BM Güvenlik Konseyi’nde genişletilmiş kalıcı üyelik için Hindistan’a tam destek verdiğini” teyit etti.

Ermenistan, tekrarlanan bir biçimde – hem kamuoyu önünde hem de özel etkileşimler sırasında – Hindistan’ın Keşmir konusundaki pozisyonunu desteklemiştir; bu, 1995 yılında Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanının ziyareti sırasında gerçekleşti ve ikinci Cumhurbaşkanının 2003 ziyareti sırasında Ermenistan ve Pakistan arasındaki farkların Shimla Anlaşması ve Lahor Bildirgesi ruhuyla ikili diyalog yoluyla çözümünü desteklediğini belirten ortak deklarasyonda yeniden dile getirildi. Ermeniler, pozisyonlarında tutarlı kalmışlardır. Ermenistan ayrıca genişletilmiş BM Güvenlik Konseyi’nde Hindistan’ın Kalıcı Üye adaylığını değişmeyen bir şekilde desteklemiştir; bu destek 2003 yılında kamuoyuna açıkça ilan edilmiş ve o zamandan beri sürdürülmüştür. Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın ziyareti vesilesiyle yayınlanan Ortak Deklarasyon şöyle demektedir: Hindistan’ın dünyanın en büyük demokrasisi olduğunu ve barışın teşviki ve gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını ve endişelerini uluslararası platformlarda ilerletme geçmişine dayanarak, Ermenistan, genişletilmiş BM Güvenlik Konseyi’nde Hindistan’ın kalıcı üyeliği için tam destek verdiğini teyit etti. Ayrıca, Hindistan’ın Savunma Araştırma ve Geliştirme Örgütü tarafından geliştirilen ve Hindistan’ın kamu sektörü şirketi Bharat Electronics Limited (BEL) tarafından üretilen dört adet Swathi Silah Lokalizasyon Radarının Ermenistan’a Hindistan tarafından 2020 yılında tedariki için 40 milyon ABD Doları değerindeki bir savunma anlaşmasına girdiği bölgedeki tek ülkedir.

Buna karşılık olarak ise Hindistan’ın Azerbaycan ve Gürcistan ile olan ilişkileri zıt yöndedir. Hindistan’ın Azerbaycan ve Gürcistan ile ilişkileri ise bu ülkelerin dış politika yönelimleri ve dış etkenlerin bir kısmından dolayı yavaş ilerlemiştir. Örneğin, Azerbaycan’ın Pakistan ile yakın siyasi ilişkileri ve artan savunma bağlantıları, Hindistan ve Azerbaycan arasında sıkı siyasi bağların kurulması olasılıklarını etkilememektedir. Azerbaycan, Pakistan ile savunma işbirliği anlaşmaları imzalamış ve periyodik olarak ortak askeri tatbikatlara -iki taraflı ve çok uluslu olarak- katılmıştır, örneğin AMAN, ve ayrıca Pakistan ve Çin tarafından ortaklaşa geliştirilen JF-17 Thunder savaş uçağı ithal etmeye de ilgilidir. Ayrıca, Azerbaycan, Pakistan’ın Keşmir sorunundaki pozisyonunu hem İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde hem de dışında desteklemiştir. Bu iki faktör, Hindistan-Azerbaycan siyasi ilişkilerindeki soğukluğu açıklamak için yeterlidir; bu da otuz yıldan fazla süredir herhangi bir yüksek düzeyde siyasi temasın olmamasıyla sonuçlanmıştır. Hikayenin olumlu tarafı, düşük seviyedeki siyasi etkileşimin, Hindistan’ın Azerbaycan’da enerji, ilaç ve diğer sektörlere girişinin engellenmemiş olmasıdır.

Gürcistan’ın ilk yıllardaki karmaşık siyasi ortamı, bağımsızlık sonrasında, muhtemelen Hindistan liderliği için pek iç açıcı değildi ve muhtemelen genellikle tedbirli politikalar izlemeyi seven Hint liderliği Hindistan’ın Gürcistan ile olan ilişkileri geliştirmesinde çok istekli olmamıştır. Gürcistan’ın Hindistan’ın özel ve ayrıcalıklı stratejik ortağı olan Rusya ile son derece kötü ilişkileri Hindistan’ın Gürcistan ile siyasi ilişkilerinin gelişiminde engel olarak hareket eden önemli bir faktördür. Rusya ile 2008 yılında yaşanan savaştan sonra, Gürcistan Hindistan’a yönelik çabalarını hızlandırdı ancak aynı zamanda Avrupa merkezli dış politikasına sıkı sıkıya bağlı kaldı. 2009’da Gürcistan, Hindistan’daki Onursal Konsolosluğunu tam teşekküllü bir Büyükelçilik haline getirdi. Hindistan şu ana kadar Tiflis’te kalıcı bir Hint Misyonu için Gürcistan’dan yapılan tekrarlayan taleplere karşılık vermemiştir. Bununla birlikte, Hindistan, siyasi danışma toplantılarını daha sık aralıklarla düzenlemeye başladı. Dışişleri Ofisi Danışmalarına ek olarak, başka bir kurumsal mekanizma olan Hükümetlerarası Komisyon, 2014’ten beri faaliyete geçmiş olup, potansiyel işbirliği alanlarını belirlemek ve ticaret ve ekonomik ilişkileri teşvik etmek amacıyla faaliyet göstermektedir. Genel olarak, özellikle 2021’de Hindistan Dışişleri Bakanının Gürcistan’a yapılan ilk resmi ziyaretiyle, etkileşim seviyesini yükseltme eğilimi ivme kazanmış gibi görünmektedir ve yakın gelecekte, özellikle ticaret ve ekonomik ilişkilerde bir yükseliş beklenmektedir.

Enerji ve Bağlantı, bölgede Hindistan’ın ilgisini çeken iki önemli alandır. Azerbaycan petrol ve gaz açısından zengindir ve Hindistan’a enerji kaynağı tedarikini çeşitlendirme fırsatı sunmaktadır. Bu bağlamda başlangıç olarak Hindistan’ın ONGC Videsh Limited (OVL) şirketi, Mart 2013’te, Hess Corporation adlı önde gelen bir ABD merkezli enerji şirketinden, Azeri-Chirag-Gunashli (ACG) petrol sahasının (2.72 oranında) ve Baku-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının (2.36 oranında) geliştirilmesi için 1 milyar dolarlık pay satın aldı. Kasım 2014’te, Hindistan Gaz Kurumu Limited (GAIL), Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) ile bir Anlaşma Niyeti Belgesi imzaladı ve bu iki şirket “LNG kapasitesi ayırma, LNG temini ve LNG projelerinin küresel olarak tanıtımı yoluyla ortaklaşa çalışmayı” niyet edindiler. Ayrıca, LNG pazarlamasının optimize edilmesinde işbirliği yapmayı ve dünya genelinde yatırımlar yapmayı ve petrokimya projelerine ortak yatırımlar yapılması planlanmaktadır. Ermenistan ve Azerbaycan, Hindistan’ın büyük çıkarları bulunduğu çoklu model bir ulaşım rotası olan Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nun (INSTC) üyeleridir. Tam olarak faaliyete geçtiğinde, koridor Hindistan’dan Rusya’ya olan taşıma süresini %30 ila %40 oranında kısaltacak ve bu da maliyetleri önemli ölçüde azaltacaktır. Daha da önemlisi, koridor Orta Asya’yı ve Pakistan’ı atlayarak sorunsuz erişim sağlayacaktır. Martand Jha bu durumu şöyle özetliyor: INST, “Hindistan’ın Avrasya ve Orta Asya bölgesiyle derin ve güçlü bağlar kurmaya yönelik beklentileri doğrultusunda, Hindistan’ın hem jeo-ekonomik hem de jeo-stratejik olarak büyük etki bırakacak.” Azerbaycan ayrıca INSTC ve Doğu-Batı Ulaştırma Koridoru’nun kesişiminde yer almaktadır. Bu iki ayrı koridor, Kuzey’i Güney’le ve Doğu’yu Batı’yla bağlamak için tasarlanmıştır. Ayrıca, 30 Ekim 2017’de açılan 826 km uzunluğundaki Bakü-Tiflis-Kars (Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye) yolcu ve yük demiryolu bağlantısı, Bakü’yü bir geçiş merkezi olarak yeniden ön plana çıkardı. Hindistan’ın Türkiye ve Avrupa’daki pazarlara giden malları da Bakü’deki INSTC’den ayrılıp yeni demiryolu bağlantısını kullanabilir. Hindistan’ın bakış açısından, Azerbaycan, Mumbai’den Rusya’nın St. Petersburg şehrine ve ötesine uzanan INSTC rotasında bulunan, ancak ayrıca Bakü-Tiflis-Kars demiryolu bağlantısını kullanarak INSTC’yi Türkiye ve Avrupa’ya bağlayabilen faydalı bir ulaşım merkezidir. Hem Hindistan hem de Ermenistan, Hindistan’ın yardımıyla geliştirilen İran’daki Çabahar Limanı’nın INSTC’ye dahil edilmesini desteklemektedir.
Bu bağlamda ticaret muhtemelen Hindistan’ın Azerbaycan ile olan ilişkilerini olumlu yönde geliştirmek zorunda kalacağı bir alandır denilebilir. Şuanda ticaret ve yatırımlarının miktarı oldukça sınırlıdır. 2021’de bölge ile yapılan ikili ticaret sadece yaklaşık bir milyar ABD dolarıydı ve bunun neredeyse yarısı Azerbaycan’dan ham petrol ithalatından kaynaklanmaktadır. Hindistan’ın özel sektörü bu nedenle ikili formattan öteye bakmalı ve Ermenistan ve Gürcistan’ın AB ile olan bağlantılarını (Ermenistan için Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması’nda ve Gürcistan için Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması’nda) Hindistanlı işletmelerin AB pazarına erişimini sağlamada kullanılabileceği beklenmektedir. Hindistan Hükümeti ayrıca, Hint endüstrisi için bölgede kredi hatları veya yumuşak krediler veya kısmen kredi, kısmen hibe tabanında geliştirme projeleri sağlama olasılığını araştırmaktadır.
Bu noktada Hindistan’ın bölgedeki değişikliklere ayak uydurarak tek taraflı olarak Rusya ve müttefiki Ermenistan’a yakın olan duruşunu değiştirmesi gerekecektir. Yıllar içinde, Ermenistan muhtemelen Hindistan’ın Güney Kafkasya bölgesindeki en yakın ortağı olarak ortaya çıkmıştır. Hindistan, zaten atılmış olan temellere dayanarak ilerlemektedir. Başlangıçta yavaş başlayan, Gürcistan ile siyasi ilişkiler doğru yönde ilerlemekte gibi görünüyor, ancak aynı şey muhtemelen Pakistan’a Keşmir konusundaki koşulsuz desteği nedeniyle Azerbaycan için söylenemez. Aslında bu noktada ilişkiler son derece karmaşıktır. Azerbaycan Pakistan’ın yanısıra bir NATO üyesi olan Türkiye ve Hindistan’ın askerî teknolojiler geliştirmek konusundaki en büyük yardımcılarından olan İsrail ile de son derece yakın ilişkilere sahiptir. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde tarafsız bir tutum takınan Hindistan Azewrbaycan’ın kendi toprağı olan Dağlık Karabağ ve bununla ilintili olarak Ermenistan ile olan ilişkilerinde ise bariz bir şekilde Rusya ve Ermenistan tarafında yer alıyor görülmektedir. Dağlık Karabağ’daki Azerbaycan zaferinden sonra Hindistan Ermenistan’a Rus yapımı hava savunma sistemleri ve diğer balistik füze ve silahların Hindistan’da üretilen versiyonlarını tedarik etmeye başlamıştır. Buna şuana kadar Rusya da karşı çıkmamış görünmektedir. Oysa Güney Kafkasya’da Türkiye ve İsrail ile ittifak halindeki Azerbaycan’ın zaferi bölgede Türkiye’nin daha etkin bir ülke olmasıyla sonuçlanmıştır. Rusya ise giderek bölgedeki gücünü ve etkinliğini yitirmektedir. Güricistan da NATO’ya ve AB’ye üye olmak konusundaki ısrarını sürdürürken Ermenistan’ın durumu daha zordur. Azerbaycan ve Türkiye’ye Zangezur koridoru ve güvenlik konularında verdiği sözleri tutmadan Ermenistan’ın NATO ile herhangi bir ilişki geliştirmesi beklenemeyeceği gibi Türkiye’ye rağmen Ermenistan’a batı silahları ulaştırılması da lojistik ve siyasi olarak mümkün görülmemektedir. Ancak Hindistan’ın ise Ermenistan ile olan ilişkilerde tarihi arka plana dayanarak taraflı tutumdan vazgeçmesi de son derece zordur. Bunda Hindistan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü içeresinde ve dışında Çin’e karşı Rusya’nın desteğine muhtaç olmasının yanında Rusya’dan hala büyük ölçüde teknoloji transferine de muhtaç olması ve enerji ticareti de etkilidir. Dahası Azerbaycan’ın Hindistan’ı daha eski ve güvenilir iki müttefiki olan Türkiye ve Pakistan ile değiş tokuş etmesi pek olası görülmemektedir. Uzun vadede İsrail’in belki bu konuda arabuluculuk yapması mümkün olabilecekse de Hindistan’ın Rusya, Pakistan ve Çin ile olan son derece girift ilişkiler Kafkasya politikasını da karmaşık hale getirmektedir. Ancak kesin olan Hindistan’ın bölgedeki tek taraflı olarak oynadığı kumar tutmamıştır ve bir değişim yapmak zorundadır.

Kubilay Atik
Cambridge Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslarası İlişkiler Bölümü Ziyaretçi Öğretim Üyesi

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir