İsa Qəmbər ABŞ Dövlət katibi müavininin köməkçisi ilə görüşdü

Kadirov Groznide miting yaptı

1. DÜNYA SAVAŞINDAN 50 YIL SONRA KÖYÜNE DÖNEN BİR ASKERİN GERÇEK HİKAYESİ:

ДАМИР-ХАДЖИ ХУСАИНОВ ПРИНЯЛ УЧАСТИЕ В ОТКРЫТИИ СИНАГОГИ В КАЛИНИНГРАДЕ

Batı Afrika’da Fransız egemenliği bitiyor mu?

Gündem 25 Ocak 2020
183

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Aralık 2019’da Fildişi Sahili’ni ziyareti sırasında, Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Alassane Ouattara, Fransız Frangı kullanımının sona ereceğini, yerine ‘ECO’ adlı yeni bir para birimine geçiş yapılacağını ilan etti.

Böylelikle; Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (UEMOA) üyesi 8 ülkenin, 2020’den itibaren sömürge döneminden kalma Afrika Finans Topluluğu CFA Frangını yürürlükten kaldırarak ortak para birimine geçeceği anlaşıldı. Bu sekiz ülke; Benin, Burkina Faso, Gine Bissau, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal ve Togo CFA frangı yerine artık ECO’yu kullanacak.

İleriki dönemlerde Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (CEEAC) üyeleri (Kamerun, Orta Afrika, Kongo, Gabon, Çad ve Ekvator Ginesi’nin de) kademeli olarak ECO’ya geçiş yapması bekleniyor.

Fransız Frangı ya da CFA Frangı, Batı Afrika ülkelerinin kullanımı için 1939’da oluşturuldu. Ancak Fransa, savaş sonrası dönemde imzaladığı Bretton Woods anlaşmasının ardından bu para birimini kullanıma sokabildi. Bu para ilk başlarda RFİ olarak, yani Fransız Afrika Sömürgeleri parası olarak biliniyordu, doğrudan sömürgeciliğin sona ermesinin ardından CFA Frangına dönüştü.

CFA Frangına üç merkez bankası müdahale edebiliyor; Fransız Merkez Bankası, UEMOA Merkez bankası ve Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu Merkez Bankası.

Fransa, söz konusu paranın herhangi bir para birimine dönüştürülebilmesini garanti etmektedir. CFA Frangı mutlak anlamda Euro’ya bağlı olduğu için ve bölge ülkelerinin Fransız Merkez Bankası’nda yeterli miktarda döviz rezervi bulunduğu için, birçok uluslararası işlemde özellikle ithalat işlemlerinde kullanım kolaylığı vardır. Ancak ihracat için o kadar da uygun bir para birimi olmadığı anlaşılmıştır, zira Euro’nun değeri yüksek olduğu için bu ülkeler dünya piyasalarına rekabetçi fiyatlarla ürün satmakta zorlanmaktadır.

Batı Afrika’daki çoğu kişiye göre; ülkelerinin döviz rezervlerinin yüzde ellisinin Fransız Merkez Bankası’nda bulundurulması zorunluluğu bir tür aşağılama içermektedir. Aynı şekilde CFA Frangının Fransa’da basılıyor olması da bu ülkelerin Fransa’ya bağlı olduğunu gösterir nitelikte olup, bağımsızlıklarının tartışmaya açılmasına ve kendi aralarında gerçek bir ekonomik birlik oluşturmalarına engel olmaktadır.

Batı Afrika’da yapısal, finansal ve ekonomik reformlar sekteye uğramaktadır, çünkü Fransız egemenliği bir tür koruma sağlarken aynı zamanda Kolonyalizm benzeri bir bağlılık dayatmaktadır. Eski Togo Maliye Bakanı Kako Nebucbo, zamanında bu olguyu ele alarak sert bir dille eleştirmişti.

Nebucbo’ya göre bu gerçeklik, Afrikalı liderlerin gerçek ekonomik atılım isteklerinin önüne bir set çekmekteydi, nitekim Fransız Merkez Bankası Mali’ye baskı uygulayarak bu ülkelerin gelişimine engel olmaktaydı.

1994 yılında Fransa’daki Eduard Balladur hükümeti, CFA Frangının değerini yarı yarıya düşürme kararı aldı. Bu da; Batı Afrika ülkeleri vatandaşlarının alım gücünü olumsuz etkileyerek büyük bir krize neden oldu. Birçok kişi yoksulluk sınırının altına düştü, ancak aynı zamanda kakao ve kahve üretiminin artmasına neden oldu. Yöneticilerin basiretsizliği, zayıf mali politikaları ve yolsuzluklar nedeniyle, üretimdeki bu geçici canlanmanın kalıcı olmadığı görüldü. (Afrika frangı devalüasyonu, Herodotus dergisi, Ocak 1994)

Para birimi olarak ECO’ya geçiş yapılacak olması, Afrika para politikalarında Fransız egemenliğini sonlandırır mı? Böylelikle köklü reformlar gerçekleştirilerek gerçek bir ekonomik atılım mümkün olur mu?

İlk olarak; isim değişikliğinin sembolik olarak bir zorunluluk olduğunu söylemekte fayda var. Ancak bu elbette yeterli değil, para değişim sistemi üzerinde değişiklikler yapılması gerekir. İlgili para birimine geçiş yapılmadan önce her ülkede temel mali göstergeler oluşturulmalıdır. Enflasyon göstergeleri takip edilerek bütçe açığının %5’in altında tutulmasına çaba gösterilmeli, bütçe dışı harcamaların azaltılarak, dış ve iç borçlar makul seviyelerde tutulmalıdır. Aynı zamanda izleme ve teftiş kurumlarının desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Belirlenen mali politikalara üye ülkelerin tümünün uymasını sağlamak için, caydırıcılık mekanizmalarının devreye sokulması da zorunludur.

ECO değerinin belirlenmesi için hesaplanacak para sepetinin çeşitlendirilmesi yeni para birimine daha fazla koruma sağlayacaktır. Bununla birlikte, aşamalı olarak ithal tarım ürünlerini, iç ve dış turizm ile sermaye hareketlerini desteklemeye yönelik döviz dönüşümü sağlanmalıdır.

ECO ve buna eşlik edecek tedbirler, açık ve etkili bir para politikası ve makro-ekonomik yönetim titizliği çerçevesinde benimsenirse, orta vadede bölge ülkelerini ‘Fransız etkisinden’ kurtarmaya ve gerçek bir ekonomik kalkınma yoluna sokmaya sebep olabilir.

Nispeten sıkı bir ekonomik-finansal yönetişime sahip, Fildişi Sahili, Gabon ve Senegal gibi ülkeler, Fas ve Nijerya gibi ülkelerin yardımıyla Fransa’nın on yıllardır yaptığından daha başarılı reformlar gerçekleştirebilir ve ekonomik entegrasyon zincirine liderlik edebilirler.

Evet, Fransa’nın bu ülkelerin ekonomilerini çöküşten koruduğu doğrudur (Fildişi Sahili’ndeki iç savaş, ‘Ebola’ hayaleti, Burkina Faso, Gine-Bissau ve Mali’deki askeri darbeler ve ekonomik krizler) ancak bölge ülkelerinin kendi sorunlarını kendilerinin çözmesinin zamanı gelmiştir.

ECO ileriye doğru atılmış küçük bir adımdır, eğer Batı Afrika elitleri gerçek bir siyasi kararlılık gösterirse sonuçları muazzam olabilir.
Lahsan Haddad
Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu Parlamento Ağı’nın yönetim kurulu üyesi ve eski Fas Turizm Bakanı.

Yorumlar