YAKUPHAN OKUT:YOL DEDİĞİN BİR DURMA BİÇİMİDİR

Coğrafya, milletlere yalnızca sınırlar çizmez; kaderler, imkânlar ve mecburiyetler de yükler. Bazı yollar iki şehri birbirine bağlar, bazılarıysa devletlerin geleceğini yeniden tarif eder. Zengezur meselesi, tam da bu ikinci kategoridedir. Görünüşte Azerbaycan’ın ana karasını Nahçıvan’a bağlayacak bir ulaşım güzergâhını tartışıyoruz. Gerçekte ise Güney Kafkasya’da kimin hareket alanının genişleyeceğini, kimin stratejik bağımlılığının azalacağını ve kimin bölgesel ağırlığının yeniden hesaplanacağını konuşuyoruz.
Devlet aklı, haritadaki çizgileri yalnızca mesafeler üzerinden okumaz. O çizgilerin ardındaki iradeyi, güvenliği, ekonomiyi ve güç ilişkilerini birlikte değerlendirir.
Zengezur’un önemi buradadır.
Azerbaycan’ın ana toprakları ile Nahçıvan arasında Ermenistan’ın Sünik bölgesi bulunuyor. Bu coğrafi gerçeklik, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki doğrudan kara bağlantısının önünde tarihsel bir engel oluşturuyor. Bağlantının işler hâle gelmesi, Türkiye’nin Azerbaycan’a, oradan Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya uzanan ticaret ağlarındaki konumunu güçlendirebilir. Orta Koridor’un kapasitesi artabilir; Türkiye, Avrupa ile Asya arasındaki lojistik rekabette daha merkezi bir aktör hâline gelebilir.
Ancak mesele, bir yolun açılmasından ibaret değildir. Asıl mesele, o yolun hangi hukukla, hangi güvenlik düzeniyle ve hangi siyasi iradeyle işletileceğidir.
Türkiye açısından hedef, yalnızca bir güzergâh kazanmak olmamalıdır. Hedef, coğrafi konumu ekonomik güce, ekonomik gücü diplomatik etkiye, diplomatik etkiyi de kalıcı stratejik kazanıma dönüştürmektir. Ulaşım ağlarında merkezî konum elde etmek, ticaretin yönünü etkileyebilmek demektir. Ticaretin yönünü etkileyebilmek ise devletlerin pazarlık gücünü artırır.
Bununla birlikte, devlet aklı fırsatları görürken riskleri küçümsemez.
İran’ın kaygıları bu nedenle dikkate alınmalıdır. Tahran, Ermenistan ile olan sınırını ve Güney Kafkasya’daki nüfuzunu stratejik önemde görüyor. Türkiye-Azerbaycan bağlantısının güçlenmesi, İran’ın bazı güzergâhlardaki göreli önemini azaltabilir. Daha da önemlisi, bölgeye dış güçlerin güvenlik ve siyasi nüfuz üzerinden yerleşmesi, İran tarafından çevrelenme riski olarak algılanabilir. Bu kaygıları yok saymak, sorunu çözmez; yalnızca gerilimi büyütür.
Rusya bakımından da benzer bir denklem söz konusudur. Güney Kafkasya, Moskova’nın geleneksel nüfuz alanlarından biridir. Yeni ulaşım düzeninin Türkiye-Azerbaycan iş birliğini güçlendirmesi ve ABD’nin bölgedeki diplomatik varlığını artırması, Rusya’nın belirleyici rolünü sınırlayabilir. Fakat hiçbir büyük güç, yalnızca bir yol açıldı diye bölgeden silinmez. Güç dengeleri, alternatifler çoğaldıkça ve bağımlılıklar azaldıkça değişir.
ABD’nin TRIPP girişimi üzerinden sürece dâhil olması da bu açıdan okunmalıdır. Ulaşım altyapısı, günümüz diplomasisinde yalnızca ekonomik bir yatırım değildir; nüfuz üretmenin, ortaklık kurmanın ve bölgesel düzeni şekillendirmenin araçlarından biridir.
Peki, Ermenistan bu denklemde yalnızca kaybeden mi olacaktır? Hayır. Egemenliğini koruyan, sınır denetimini ve hukuk yetkilerini sürdüren bir düzenleme; Ermenistan’a transit gelirleri, yatırım ve ekonomik normalleşme fırsatları sağlayabilir. Azerbaycan’ın ulaşım ihtiyacını karşılayan, Ermenistan’ın egemenliğini ihlal etmeyen ve bölgesel güvenlik kaygılarını azaltan bir anlaşma, kalıcı istikrarın temelini oluşturabilir.
Türkiye’nin diplomatik başarısı, yalnızca kendi kazancını büyütmesinde değil, kazancını bölgesel istikrarla bağdaştırabilmesinde aranmalıdır.
Çünkü stratejik başarı, komşuların bütün seçeneklerini ortadan kaldırmak değildir. Onların da istikrarı kendi çıkarlarıyla ilişkilendirecekleri bir düzen kurabilmektir. Böyle bir düzen, Türkiye’nin bölgesel ağırlığını geçici bir üstünlükten kalıcı bir etkiye dönüştürür.
Bugün Zengezur üzerinden önümüzde duran asıl tercih budur: Bir koridoru rekabetin yeni cephesine mi çevireceğiz, yoksa onu ekonomik karşılıklı bağımlılığın ve diplomatik normalleşmenin zemini mi yapacağız?
Devletler yolları yalnızca geçmek için açmaz. Bazen bir yol, nerede durduğunuzu; hangi ilkelerden vazgeçmediğinizi ve nasıl bir bölgesel düzen istediğinizi gösterir.
Yol dediğin bir durma biçimidir. Nereden geçtiğin kadar, hangi sınırları tanıdığın; nereye ulaştığın kadar, hangi istikrarı koruduğun önemlidir.
Türkiye’nin ihtiyacı, coğrafyanın sunduğu fırsatı akılla değerlendiren, egemenlik hukukunu gözeten ve bölgesel barışı stratejik gücün parçası sayan bir devlet siyasetidir. Zengezur’un gerçek değeri, haritada açacağı çizgiden çok, bölgede kuracağı dengede ölçülecektir.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.