4 Ekim, Gürcistan’daki yerel seçimlerin ve radikal muhalefetin “devrimci” yöntemlerle iktidarı ele geçirme girişiminin, başka bir ifadeyle Tiflis’teki cumhurbaşkanlığı konutuna düzenlenen baskının üzerinden tam bir yıl geçtiğini gösteriyordu. Ancak o gün Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te “devrimci bir durum”u andıran herhangi bir görüntü yoktu. Şehir Günü olan Tbilisoba kutlanıyordu. Sokaklar, siyasi protestolara katılma niyetinde olmayan turistler ve vatandaşlarla doluydu. Muhalefet liderlerinin “rejim yakında düşecek” yönündeki açıklamalarına ve artık büyük ölçüde marjinalleşmiş protestolara ise kimse dikkat etmiyordu.
Bir yıl önce muhalefet, tüm zorluklara rağmen mevcut hükümete karşı önemli bir kalabalık toplamayı başarmıştı. Bugün ise iktidardaki Gürcü Rüyası partisine karşı aynı ölçekte bir gösteri düzenlemek çok daha zor görünüyor. Gürcü Rüyası’nın gücü ve kamuoyu desteği belirgin biçimde artarken, muhalefetin destek oranları hızla geriledi.
Gürcistan’daki mevcut tabloyu, Avrupa ülkelerindeki hükümetlere yönelik güveni ölçen ve yakın zamanda yayımlanan Eurobarometer 2025 verileri de ortaya koyuyor. Yaklaşık 40 Avrupa ülkesini kapsayan araştırmaya göre, Gürcistan vatandaşlarının yüzde 54,1’i hükümete güveniyor. Bu oran Gürcistan’ı Avrupa’da beşinci sıraya yerleştiriyor. 2024’te yapılan önceki araştırmada ise Gürcistan, İrlanda ile birlikte yüzde 47’lik oranla sekizinci sırada bulunuyordu.
Bu nedenle, iktidardaki Gürcü Rüyası’nın Ekim 2024 parlamento seçimlerindeki zaferini yalnızca bir “seçim hilesi” olarak açıklamak gerçeklikle bağdaşmıyor. Aksine, mevcut kamuoyu eğilimleri seçim sonucunun toplumsal karşılığının bulunduğunu gösteriyor. Bu eğilim devam ettiği takdirde Gürcistan’ın 2026 yılı sonuna kadar hükümete duyulan güven bakımından Avrupa’nın ilk üç ülkesi arasında yer alması dahi mümkün olabilir.
Gürcü Rüyası’na yönelik kamuoyu desteğine ilişkin bu veriler “Rus yanlısı propaganda” olarak nitelendirilemez. Eurobarometer, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu da dahil olmak üzere Avrupa Birliği kurumlarının kullandığı resmi kamuoyu araştırma araçlarından biridir. Üstelik bu kurumlar mevcut Gürcistan hükümetine karşı oldukça sert bir tutum sergilemiş ve sergilemeye devam etmektedir. Dolayısıyla, bir yıl önce Gürcistan’daki hükümet değişimi girişimine açık biçimde destek veren Avrupa çevrelerinin, bugün Gürcü hükümetinin ülkede kayda değer bir toplumsal desteğe sahip olduğunu ortaya koyan verileri görmezden gelmesi kolay değildir.
Gürcistan Parlamentosu Başkanı Şalva Papuaşvili de 4 Ekim 2025’te cumhurbaşkanlığı sarayına düzenlenen baskının yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Avrupa Komisyonu’nun muhalefetin anayasa dışı eylemlerine verdiği desteği hatırlattı.
Papuaşvili açıklamasında, 4 Ekim 2025’ten bu yana bir yıl geçtiğini ve Gürcistan’da şiddet yoluyla iktidar değişikliği girişiminin cumhurbaşkanlığı sarayına düzenlenen baskınla zirveye ulaştığını belirtti. Aradan geçen bir yıl içinde mahkeme kararlarının verildiğini, baskının organizatörleri ve katılımcılarının —çoğunun suçunu kabul ederek— cezalarını çekmeye başladığını ifade etti. Papuaşvili ayrıca, olaylardan önceki haftalar boyunca hükümetin devrileceğinin ilan edildiğini, şiddet senaryolarının romantize edildiğini ve radikal grupların siyasi açıdan teşvik edildiğini savundu. Ona göre, planlanan mitingle ilgili olaylardan birkaç gün önce Avrupa Komisyonu temsilcisi, amacının hükümeti devirmek olduğu açıkça ifade edilen eyleme doğrudan destek vermişti.
Bu tabloya bakıldığında, seçimler yerine sokak protestoları ve dış destek yoluyla iktidarı değiştirme girişiminin başarısız olduğu artık açıkça görülüyor.
Papuaşvili de 4 Ekim olayının en önemli dersinin, Gürcistan’ın kaderinin hükümet binalarına baskın düzenlenerek değil, seçimler yoluyla Gürcistan halkının iradesiyle belirlenmesi olduğunu vurguladı. Ayrıca Brüksel’e, bir yıl önceki olayları kınama, radikal gruplara verilen siyasi ve mali desteği sona erdirme ve Gürcistan’ın egemenliğini ihlal ettiğini düşündüğü kararları geri çekme çağrısında bulundu.
Öte yandan, olağanüstü bir gelişme yaşanmadığı sürece Batı yanlısı muhalefetin Gürcü Rüyası’nı yakın gelecekte seçim yoluyla iktidardan uzaklaştırma ihtimali oldukça düşük görünüyor. Mevcut hükümetin ancak “saldırı” niteliğinde bir siyasi müdahaleyle devrilebileceği düşünülüyor. Ancak böyle bir girişim için gerekli iç siyasi ve toplumsal güç şu anda mevcut değil ve kısa vadede ortaya çıkması da beklenmiyor.
Gürcistan’ın jeopolitik konumu ve mevcut küresel dengelerin karmaşıklığı dikkate alındığında, geriye kalan temel risk ise böyle bir girişimin dışarıdan organize edilmesi ihtimali. Gürcistan’ı yeniden bir “ikinci cephe”ye veya doğrudan bir “savaş alanı”na dönüştürme cazibesi ise hâlâ varlığını koruyor.

