Կեղծիքի ու համատեղ հանցանքի վկաները

Türkiye, S-400’deki dost-düşman tanıma sistemini kendi tanımlayacak

MOSKVA UKRAYNADA PARLAMENT SEÇKİLƏRİNƏ HAZIRLAŞIR!

ÜNİVERSİTELERİN KRİTER YARIŞI VE SÖZDE “KALİTELİ DERGİ” ANLAYIŞI

Uç beyliğinden, uç başı teknolojilere geçiş

Gündem 28 Mayıs 2018
76

Hızla gelişen teknolojiler ve dijitalleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan Türkiye, bilişim teknolojileri başlığına büyük önem veriyor. Son yıllarda TUBİTAK ve bakanlık bütçelerinden ayrılan finansal teşvikler ile devlet, devlet olarak üzerine düşeni yapmış görünüyor. Tabi, içimizdeki çürük elmaların, bu teşvikleri üretmeden tüketen bir çok firmaya dağıtması ve %100 yerli diyebileceğimiz teknolojik enstrümanların ortalıkta olmamasına rağmen, sözde %100 yerli yazılımlara teşviklerin dağıtılmasıyla, endüstri 4.0 başlığında yine işçi pozisyonunda kalan bir ülke konumuna geldik. Sanayileşme devriminin öncüsü olan Almanya’ya işçi olarak giden vatandaşlarımızın torunları da, yine Almanya’nın öncülük ettiği Endüstri 4.0 başlığı için nitelikli iş gücü olarak, nesnelerin interneti gibi daha bir çok başlıkta, bilgi birikimlerini yapay zeka için çekinmeden kullanıyor ve ciddi gelirler elde ediyorlar. Politika ile uğraşanların “Nasılsa içimizden bir Elon Musk çıkar ve cari açığımızı bir fikir ile kapatır” demesi, aslında ne kadar vahim bir durumda olduğumuzu gözler önüne seriyor. Vahim olan, teknolojinin kullanıcı tarafındaki birinin, geliştirme tarafında olan birilerinden medet umarken, medet umduğu gençliği boş söylemlerin dışında, besleyecek bir parametreden dahi haberi olmadan yorum yapabiliyor olması.

Dijitalleşen dünyaya ayak uydurmak isteyen Türkiye’nin, jeopolitik konumu (1) aynı zamanda bilişim teknolojilerinin Asya, Avrupa, Afrika ve Orta doğuya teknoloji transfer merkezi olması ise doğal bir kazanç anlamına geliyor. Bu avantajı ne derece kullanıyoruz bilinmez ama özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan okullarda ve özellikle liseler için Türk Telekom ile yapılan “uç başı internet” servisi nedeni ile, okullara çok yüksek internet faturaları gelmektedir. Bu faturalar ise yine MEB tarafından ödenmektedir. Bu anlaşmayı yapan yetkililer hakkında halen daha bir soruşturma açılmamış olması ise çok ilginç. Hızla gelişen teknolojiler ve dijitalleşen dünyaya ayak uydururken, somut gerçeklikten, sanal gerçekliğe geçiş yapma hevesinde olanları anlamak pek mümkün görünmüyor. Somut gerçeklikte yediğiniz bir ekmeği, sanal gerçeklikte yemiş olamazsınız. Bu durumda, yine E-Okul kullanılarak öğrencilere verilen notların, somut olarak kayıt altına alınmadığını malesef gözlemliyoruz. Üstelik, bize ait olmayan platformlar üzerinde sadece işçiliğini bizlerin yapabildiği bir bilişim teknolojisinden bahsedebiliyoruz. Daha önce bir çok yazıma konu olan “dijital ambargo” (2) başlığında kamu kurumlarının ne gibi önlemleri var? Dijital ambargo ile alakalı felaket senaryoları ve çözümleri nelerdir ? Gibi daha bir çok başlığı unutmuş bir vaziyette, yeni çıkan teknolojileri kullanan önde gelenlerin hayranlığında bir kaç nesil yetişti ve son genç bükücülerin uyarılarına kimler dikkat kesiliyor bilemeyiz ama, sadece dijital platformlarda tutulan notlar, hasta verileri ve çok önemli olan kişisel verilerimiz, siber saldırı ya da manüplasyona çok açık bir şekilde savunmasız. HAVELSAN Genel Müdürü (3)Atalay:- “Eğer siber güvenlikte teknoloji size ait değilse güvenlikten bahsedemezsiniz” demişti. Bu durumda teknolojinin bize ait olmadığı açıkça ortada dururken, dijitalleşme hevesli olan tüccarların su alan kayığına binmeden önce, ” işi ehline veriniz ki, suyun altında kalmadan önce Türk gençliğinin can simidini yakalamaya hak kazanın” diyerek, dijitalleşen dünyada siber güvenliğin ve elbette ki bize ait olması gereken teknolojilere dikkatinizi çekmek isterim.

Uç beyliğinden, uç başı internet dönemine geçiş bu kadar gaddarca olmamalıydı!!!
Burak Bozkurtlar
1-

Türkiye’nin Jeopolitik Konumu ve Bilişim Diplomasisinin Önemi

2-

Dijital Ambargo

3-

!!!Bu millet bu dikteye gelmez!!!

Yorumlar