Şimdi yükleniyor

Asif Nerimanlı: Azerbaycan İran’a karşı havasahasını açar mı

Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, İranlı mevkidaşı Abbas Irakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde; Azerbaycan hava sahasının veya topraklarının İran’a yönelik askeri operasyonlar için kullanılmayacağını belirtti. Bakü yönetiminin Tahran’a bu güvenceyi verme gerekliliği, İran’da ortaya atılan asılsız iddialardan kaynaklanıyor.

İran, uluslararası alanda baskı dalgasıyla karşılaştığında, Tahran’daki belirli çevrelerin –muhafazakar kanada bağlı uzman ve medya organlarının– Azerbaycan’ı hedef alma geleneği mevcuttur. Bu suçlamalar ve iddialar genellikle iki amaca hizmet eder:

1. Güney Azerbaycan’daki soydaşlarımız arasında bir “düşman Azerbaycan” imajı oluşturmak;

2. Dikkatleri İran rejiminin gün yüzüne çıkan zafiyetlerinden uzaklaştırmak.

Tehditlerin Boyutu: Enerji Altyapısı Hedefte

İran etrafındaki kuşatmanın daralması ve askeri müdahale senaryolarının güncellenmesiyle birlikte, Azerbaycan’a yönelik “İsrail’e destek verme” ve “olası savaşta platform olma” gibi geleneksel iddialar, bu kez daha açık tehditlerle yeniden gündeme geldi. Daha önce “Bakü, Tahran’a yönelik saldırılara iştirak ediyor” tezi kullanılırken, bu kez doğrudan Azerbaycan’ın hedef alınması, özellikle de enerji altyapısının vurulması çağrıları yapılıyor.

Bakü’ye yönelik karalama kampanyasının “tehdit” aşamasına geçişi, “12 Günlük Savaş” sonrası ivme kazandı. Enerji tesislerinin vurulması fikri, Azerbaycan karşıtlığıyla bilinen İranlı uzman Ahmed Kazemi tarafından şu tezlerle savunuldu:

• “Azerbaycan, 12 Günlük Savaş’ta İran’a yönelik saldırılarda yer aldı.”

• “İsrail’e petrol satan Azerbaycan’ın enerji yapıları meşru hedeftir.”

• “Azerbaycan’ın enerji altyapısını vurmak, Hürmüz Boğazı’nı kapatmaktan daha etkilidir.”

Bu tezler, çeşitli İranlı “uzmanlar” ve medya organları tarafından tekrarlanarak “Azerbaycan, yine İsrail için bir platform olacak” şeklinde servis ediliyor.

Diplomasi ve Tehdit Dili

Bu iddialar, özellikle İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın Bakü ziyareti sırasında alevlendi. İlginç olan ise, aynı tarihlerde İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahid Celalzade’nin de Azerbaycan’ı ziyaret etmesi ve İsrailli bakanın aksine tehditvari uyarılarda bulunmasıdır. Celalzade’nin Bakü’deki beyanatlarına resmi bir yanıt verilmese de, İran Büyükelçiliği’nin Sa’ar’ın ziyareti hakkındaki açıklamaları, Tahran’ın “tehdit dili”ni devreye soktuğunun somut bir örneği olarak görülüyor.

Stratejik Hedef: Avrupa ve Yatırımcılar

Geçmişte bu suçlamalar daha çok İran iç kamuoyuna yönelikken, mevcut durumda hedefin değiştiği görülüyor. Tahran bu retorikle şu mesajları veriyor:

• Azerbaycan’ın enerji altyapısını hedef göstererek hem Avrupa’nın enerji güvenliğini hem de petrol-gaz sektöründeki yabancı yatırımcıların ülkelerini tehdit ediyorlar.

• Bölge ülkelerine “savaşın sınırları genişleyebilir” mesajı vererek, ABD’nin olası askeri müdahalesine karşı “zorunlu bir karşı cephe” oluşturmaya ve Washington’un karar mekanizmalarını dış baskıyla etkilemeye çalışıyorlar.

Sonuç olarak; Bakü’nün “platform olmayacağız” mesajı, bir yandan komşuluk ilkelerine sadakati gösterirken, diğer yandan Tahran’da üretilen asılsız iddialara ve tehditlere son verilmesi gerektiğine dair bir uyarı niteliğindedir. Bu durumun Pezeşkiyan hükümetine anlatılması mümkün olsa da, İran’daki muhafazakar kanadın Azerbaycan’a karşı kemikleşmiş retoriğini değiştirmek oldukça zor görünüyor.

Yorum gönder