Rus uzmandan uyarı: 15 Temmuz tekrarlanabilir

Վարչապետն անվստահություն հայտնեց խորհրդարանին

Ermənistan üçün Rusiya təhlükəsi getdikcə artır

ABD İNGİLİZ SÖZDE SAVAŞI

Türk dış politikası varmı

Manşet Üstü 19 Şubat 2016
623

TÜRK DIŞ POLİTİKASI VAR MI? EDELMAN: EVET VAR!

İlk bakışta Türkiye’nin dış politikası ilkesiz, rastgele görünebilir. “Komşularla sıfır sorun”dan “değerli yalnızlık”a; “Kardeşim Esad”dan, “Devirin Esed’i”ye zig zagları bu izlenimi veriyor. Fakat daha dikkatli bir analiz, dalgalanmaların yüzeyde kaldığını, köklerin başka yerde aranması gerektiğini ve bunların değişmediğini gösteriyor. “Bipartisan Policy Center” (İki Partili Siyaset Merkezi) üç ay önce yayınladığı raporda bu sonuca varmış.

Merkez, ABD dış politikasını partilerden bağımsız inceleyip belirlemek ve yönetime danışmanlık yapmak için kurulmuş. Aralık 2013 tarihli raporun başlığı, “Türk Davranışının Kökleri: Orta Doğu’da Türk Politikası’nın Evrimini Anlamak”[1]. Raporda dört imza var, üçü akademisyen. Kıdemli yazar konumunda ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric S. Edelman bulunuyor. Aslında o da akademisyen. Bu, İki Partili Siyaset Merkezi’nin iki ay içindeki ikinci Türkiye raporu. Birincisi “Belagat’tan Gerçeğe” başlığını taşıyordu ve altında Edelman’dan yanında yine eski Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz’in de imzası vardı. İlk raporun tavsiyesi basitti: “Türk yetkililere imada bulunmayın, açık ve kararlı konuşun.[2]” Galiba bu tavsiyeye uyuldu ve gerçekleşmesi bizim kamuoyuna beyzbol sopalı Obama’yla yansıdı. Ben beyzbol sopasının böyle bir anlamı bulunduğuna inanmıyorum. O ABD politikacılarının şirinlik görüntülerinden bir pozdur, sopa sayılmaz, annecik ve elmalı turta veznindendir… Fakat ABD’nin son zamanlardaki hızlı ve net cevap ve yalanlamaları gerçekten Abramowitz-Edelman raporu doğrultusundadır.

Sıfır sorundan değerli yalnızlığa; ne iş?

Yeni rapor önce problemi va’z ediyor: Türkiye İran ve Suriye ile münasebetlerinde bırakın Batı’ya paralel davranmayı, Batı’yla zıtlaştı. Hatta bu pozisyonun kullanarak İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapmaya kalktı. Fakat sonra bunlar tersine döndü. Önce Suriye, sonra Mısır ile kanlı bıçaklı oldu. İsrail ile köprüleri zaten daha önce atmıştı. Suriye ile zıtlaşınca İran’ı da karşısına alıverdi. Birinci çizgi, bölgede etkinliğini arttırmak, liderliğe oynamak diye algılanabilir; peki “değerli yalnızlık” denilen ikinci çizgi neyin nesidir?

Edelman ve arkadaşları, “Türkiye’nin tutumunu değerlendirirken yanlış ölçü kullanıyorsunuz” diyor, “Siz Türkiye’yi tıpkı ABD gibi- veya Rusya gibi veya herhangi bir Avrupa ülkesi gibi millî çıkarlarına odaklı ve bu çıkarlar doğrultusunda faydacı davranışlarda bulunacakmış zannediyorsunuz Halbuki Türkiye, bambaşka bir müziği dinliyor ve siz, bu ne garip dans deyip şaşırıyorsunuz…”

Davutoğlu’nun teorisi

Yazarlar önce Davutoğlu’ndan alıntı yapıyor: “İslam Devlet yönetiminin temel konusu siyasî geleneğini ve teorisini, millî devletlerin İslamlaştırılması programı şeklinde değil, buna alternatif bir dünya sistemi tasavvuruyla yeniden tefsir etmektir.” (Sayfa 41)  

Bazılarımız, “Yeni bir medeniyet tasavvuru”ndan acaba bunu mu kastetmişlerdi? Şöyle devam ediyorlar:

“…Davutoğlu Müslüman dünyada millî devletlerin tutarsızlığına odaklanır… Bu onu başka bir düzen ilkesi aramaya sevk eder ve bunu bu ülkelerin ortak İslami kimliğinde bulur.” (Erdoğan’ın “Bizi bağlayan asıl kuvvet Müslümanlıktır” sözünü hatırlayınız. İÖ) “Alexander Murinson’un gözlemlediği gibi, Davutoğlu Müslüman küresel ümmetinin birliğini ideal jeopolitik yapıya terfi ettirir ve millî devlet kavramını yürürlükten kaldırır. Yazılarında ümmet yerine daha nötr bir terimi ‘İslam Medeniyeti’ni kullanır, fakat medeniyet çatışmasının dinî yönünü vurgular.” (Sayfa 43)

Bu satırları, “Erdoğan milliyetçiliğe karşı ama Davutoğlu milliyetçidir” iddiasındaki arkadaşlarımın dikkatine sunuyorum. Milliyetçiliğe karşı Başbakan’ın nasıl milliyetçi Dışişleri Bakanı olabilir hiç düşündüler mi?

Bütün Müslümanlar ümmet değildir…

Bu anlayışla, yani siyasî ümmetçilikle 2011’kadar gelinir. İran Müslüman kardeşimizdir, o savunulacak, ona ticarî yollar açılacaktır. Suriye de öyle, Mısır da… Bu romantik uvertürler karşılıksızdır. Çünkü bu ülkeler tek tek, kendi millî çıkarlarını ilke edinmişlerdir. Tek siyasî ümmetçi, tek gayrı-millî, Türkiye’nin Dışişleri’dir.

Ve 2011 sonrası! Kuzey Afrika da Batı’dan Doğu’ya İhvan iktidarları kurulacakmış gibi görünürken birden dünya tersine döner. Önce Suriye İhvan’a cephe alır. Sonra Mısır’da İhvan devrilir. Ve o güne kadar İslâm Ümmeti bölünmez bir bütünken birden bölünür. Asıl İslam Ümmeti Müslümanların tamamı değildir. Asıl ümmet, İhvan’dır.

“Almanya’da Millî Görüş’le İhvan arasında yakın bir ilişki gelişti. Belki bunun en iyi göstergesi, İhvan’ın kadim lideri Al-Zayat’ın Erbakan’ın yeğeni Sabiha’yla izdivacıydı. Fakat ilişki aile bağlarından ötelere uzanır. İslâm tarihini seçerek tefsir eden, şiddetli anti-Semitist ve Manihaist dünya kavrayışlı ihvan kurucuları Millî Görüş platformunu şiddetle etkiledi. (Burada “Manihaist” dünyayı siyah-beyaz, iyi ve kötüden ibaret görmek anlamına kullanılmaktadır. İÖ) Gerçekten, bütün Avrupa’da Millî Görüş yönetimindeki camilerde müminlere sunulan literatür Said Kutb ve Al-Banna başta olmak üzere İhvan’ın yazar listesiydi.” (Sayfa 22)

“Erbakan, Mısır’da Müslüman Kardeşlerin çektiği sıkıntılardan sürekli şikâyet halindeydi. Mübarek’in 1996 Haziran’ındaki Ankara ziyareti sırasında ondan —‘partimizin yakın dostları’ dediği— İhvan’ı hoş görmesini ve üyelerini hapisten çıkarmasını istedi. Mübarek İhvan’ın karıştığı terörizm faaliyetlerini saydı ve Dışişleri Bakanı Çiller’den Erbakan’a İhvan’ın iç yüzünü anlatmasını istedi. Erbakan 1996 Ekim’inde Kahire ziyareti sırasında konuyu tekrar açmış ve Mübarek’e İhvan aktivistleri için ‘iyi insanlar’ değerlendirmesini yapmış olmalı ki Mübarek buna, ‘İhvan aktivistlerini bu kadar seviyorsanız, hepsini size gönderelim’ şeklindeki alaylı cevabını verdi.” (Sayfa 71)

Millî Görüş’ün gömleği ve iç çamaşırları

Rapora göre Erdoğan ve arkadaşları Millî Görüş gömleğini çıkarmış olabilirler ama belli ki iç çamaşırları, yani temeldeki ideoloji yerli yerinde durmaktadır:

Millî çıkarlar değil siyasî ümmetçilik- ümmetin bizim dışımızda kalanı uysa da uymasa da…
Fakat ümmet de İhvan’la tersleşinceye kadar iyidir. İhvan’la ters düşenler kötü ümmettir.
İdeoloji doğru tesbit edilince çelişkili görülen davranışlar – rapor buna “Türkiye’nin Davranışı” diyor – anlaşılır ve tutarlı hâle gelmektedir: “Türkiye’nin Mısır politikası Suriye ve Filistin’deki tutumuyla son derece uyumludur. Her üçünde de AKP İhvan-ı Müslimin’in yükselişini desteklemektedir. Bu isterse Mısır’daki gibi Mursi şeklinde isterse Suriye Millî Konseyi veya Hamas şeklinde olsun. Bu durum, AKP dış politikasının asıl dayanağının ideoloji olduğuna kuvvetle işaret ediyor.” (Sayfa 75)

Rapor, Darfur katliamına sessiz kalış, İran’da Yeşil Devrimi görmezden gelmek gibi örneklerle insani ve demokratik motifleri de eliyor. Suriye’de ve Mısır’da tehdit altındaki azınlıklar tek tek sayılıyor ve bunlardan hiç bahsedilmediği söyleniyor. Tek sayılmayan azınlık, Irak, Suriye ve diğer ülkelerdeki Türkler. Demek ki ABD ile AKP dış politika anlayışlarının örtüştüğü noktalar da mevcut. Acaba Türkiye’yi otuz küsur etnisiteli “diktörtgen mozayik” olarak algılamak, bin yıllık Türk egemenliğinden paylaşılan bir egemenliğe evrilmek de örtüşen noktalardan mı?

Bir zamanlar millî devletimiz vardı…

Şunlara sonuç cümleleri gözüyle bakabiliriz: “Eskiden Türk dış politikasının ana fikri tamamen millî çıkarı göz önüne alan “realpolitik” idi. Bugün, bu raporda gösterildiği gibi, AKP’nin İslamist ideolojisi, Türkiye’nin dünyanın geri kalanına yaklaşımındaki merkezî kuvvettir; fakat tek kuvvet değildir.”(Sayfa 76)

Tek kuvvet değildir, çünkü siyasi ümmetçiliğe İhvan faktörü de eklenmelidir. Bir diğer faktör de şöyle açıklanıyor: “…Türk dış politikasının önceden tahmin edilemeyişinin kaynağı, önemli politik seçimleri yapacak karar verme sisteminin tek adama inhisarıdır.” (Sayfa 78) İskender Öksüz
…………………………
[1]http://redesign.bipartisanpolicy.org/sites/default/files/The%20Roots%20of%20Turkish%20Conduct.pdf

[2] http://bipartisanpolicy.org/sites/default/files/US%20Turkey%20Policy.pdf

Yorumlar