Ermenistan’da parlamento seçimleri sona erdi. Oyların tamamının sayılmasının ardından Başbakan Nikel Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, yüzde 49,81 oy alarak seçimin galibi oldu.
Yeni parlamentoda üç siyasi güç temsil edilecek:
Sivil Sözleşme Partisi
Güçlü Ermenistan
Ermenistan Bloku
İş insanı **Gagik Tsarukyan** liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi ise yüzde 3,99 oy alarak seçim barajını aşamadı ve parlamento dışında kaldı.
Milletvekili dağılımı şu şekilde oluştu:
Sivil Sözleşme Partisi (Nikol Paşinyan) – **64 sandalye
Güçlü Ermenistan (Rusya merkezli iş insanı Samvel Karapetyan** çevresi) – 29 sandalye**
Ermenistan Bloku (**Robert Koçaryan) – 12 sandalye
Paşinyan’ın zaferi aslında sürpriz olmadı. Ancak Sivil Sözleşme Partisi’nin yüzde 49,81’in üzerinde oy alması bekleniyordu. Her ne kadar 64 sandalye Paşinyan’a tek başına hükümet kurma ve sıradan yasaları geçirme imkânı verse de, ortaya çıkan tablo onun tüm siyasi hedeflerine ulaşması açısından ideal sayılmaz.
Bunun temel nedeni, **Samvel Karapetyan’ın 29 sandalyelik grubu ile Robert Koçaryan’ın 12 sandalyelik bloğunun birlikte hareket etmesi halinde parlamentoda güçlü bir muhalefet cephesi oluşturabilecek olmasıdır.** Böyle bir ittifak, özellikle bazı kritik konularda Paşinyan’ın işini zorlaştırabilir.
İlk önemli başlık **anayasa değişikliği** meselesidir. Bu konu seçimlerden önce de Ermenistan siyasetinin gündemindeydi. Anayasa değişikliği hem ülke içindeki siyasi ihtiyaçlar hem de bölgede oluşan yeni jeopolitik dengeler açısından Paşinyan yönetimi için önem taşıyor.
Konunun bir de Azerbaycan boyutu bulunuyor. Resmî Bakü, kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanabilmesi için Ermenistan Anayasası’nda Azerbaycan’a yönelik toprak iddialarıyla ilişkilendirilen hükümlerin değiştirilmesini hâlâ temel şartlardan biri olarak görüyor.
İkinci önemli konu ise **Azerbaycan ile barış anlaşması ve Türkiye ile normalleşme sürecidir.** Eğer Samvel Karapetyan ve Robert Koçaryan ortak bir siyasi çizgide buluşurlarsa, bu süreçler parlamentoda ve medyada daha yoğun eleştiri ve baskıyla karşılaşabilir. Özellikle Koçaryan cephesi uzun yıllardır bu konularda daha sert ve milliyetçi bir tutum sergiliyor.
Benzer bir durum, Ermenistan’ın **Avrupa Birliği** Avrupa Birliği ve **Amerika Birleşik Devletleri** Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini geliştirmesi ve Rusya’nın etki alanından uzaklaşması konularında da yaşanabilir.
Görünen o ki önümüzdeki dönemde birçok gelişme, **Samvel Karapetyan ile Robert Koçaryan’ın ortak hareket edip etmeyeceğine bağlı olacak.** Büyük ihtimalle bu iki muhalif güç iş birliğini güçlendirmeye çalışacaktır. Ancak Paşinyan’ın da pasif kalması beklenmiyor.
Paşinyan öncelikle rakiplerinin nasıl bir strateji izleyeceğini gözlemleyecektir. Eğer Karapetyan ve Koçaryan sert bir muhalefet ve doğrudan çatışma siyaseti benimserse, Paşinyan da elindeki hukuki araçları sonuna kadar kullanabilir. Hatta bu iki isimden birinin ya da her ikisinin yargı süreçleriyle karşı karşıya kalması ve tutuklanması ihtimali de gündeme gelebilir.
Aslında bu Ermenistan siyaseti açısından yeni bir durum değildir. Paşinyan daha önce de rakiplerine karşı yolsuzluk, yasa ihlali ve benzeri hukuki dosyalar üzerinden baskı mekanizmalarını devreye sokmaktan çekinmediğini göstermiştir.
Buna karşılık, muhalefet doğrudan çatışma yolunu seçmezse Paşinyan bu kez klasik **“böl ve yönet”** stratejisine başvurabilir. Daha açık ifadeyle, Karapetyan ile Koçaryan’ın ortak bir cephe oluşturmasını engellemek için aralarındaki görüş ayrılıklarını ve çıkar çatışmalarını derinleştirmeye çalışabilir. Çünkü bu iki siyasi aktörün hedefleri her konuda örtüşmüyor ve iktidarın da tam olarak bu farklılıklardan yararlanmak isteyeceği değerlendiriliyor.

