Nikol Paşinyla Respublikaçılar Partiyası arasındakı gərginlik getdikcə qızışır

Türkiye’de dinlerarası diyolog fetöcülerden sonra Selefi RABITA tarafından yürütülüyor!

Rus televizyon: O gece NATO neden Erdoğan’a yönelik olası suikasta göz yumdu

Putin Merkel görüşmesi

Rusya’nın PYD politikası değişiyor mu?

Rusya 9 Eylül 2016
541

Son iki ay içerisinde Rusya-Türkiye ilişkilerinin seyri tamamen değişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 9 Ağustos’ta St. Petersburg’da görüşmesiyle, uçak düşürme olayı sebebiyle bozulan ilişkiler düzelmeye başladı. Akabinde ekonomi, turizm ve Suriye konusunda işbirliği olanakları tartışılır oldu.

Konuşmalar icraata da dönüşmeye başladı. St. Petersburg’da Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması yönünde ortak politikaların geliştirilmesi için anlaşmıştı liderler. Ardından Türkiye, Cerablus operasyonunu başlattı, operasyon öncesi Rusya bilgilendirildi.

Fırat Kalkanı Operasyonu, PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde koridor oluşturma planını bozdu. Kürtlerle yakın ilişkilerini sürdüren Rusya’nın Türkiye ile işbirliğini nasıl devam ettireceği ise merak konusu. Rusya Kürt politikasını değiştiriyor mu? Bu soruların yanıtını bulmak ve Rusya’nın Kürt politikasını anlamak yakın dönemde Rusya’nın PYD ile ilişkilerinin kronolojisine bakmak yardımcı olabilir.

Rusya-PYD ilişkileri

Rusya, 19. yüzyılın başlarından bu yana Kürt hareketleriyle hep ilgilenmiş, Kürt politikasını İran ve Irak bölgesinde yaşayan Kürtler üzerinden oluşturmuştu. Rusya, kendisi için adeta Ortadoğu’ya açılan bir kapı olan bu coğrafyada, 21. yüzyılın sonlarına doğru bu kez Suriye’deki Kürt yapılanması ile ilişkiler geliştirmeye başladı.

27 Temmuz 2015’teki görüşmelerde Salih Müslim’in Rusya açısından en çok dikkat çeken açıklaması, YPG’nin belli bir süre sonra Esad ordusuna katılabileceğiyle ilgili beyanatlarıydı. Bu açıklama, Esad ve BAAS rejiminin devamlılığını garanti altına alma noktasında stratejik bir değere sahipti.
2013’ün başlarından itibaren Rusya, Türk hükümeti tarafından PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görülen Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) lideri Salih Müslim’le sıkı temaslar kurdu. Müslim 7-8 Ağustos’taki Moskova ziyaretinde, Rusya Ortadoğu’dan sorumlu Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikahil Bogdanov tarafından kabul edildi ve Rus Duma’sında görüşlerini belirtti. Rusya ile PYD arasında DAEŞ’e karşı ortak mücadele etmek için müzakereler yapıldı. Müslim bu temasları “Rusya’dan ilk defa gelen resmi davet üzerine yapılan ve iki taraf arasında diplomatik bağların kurulmasını amaçlayan görüşmeler”[1] olarak nitelendirdi.

22 Aralık 2014’te Moskova’da Kürt Haftası etkinlikleri sürerken Müslim tekrar Moskova’yı ziyaret etti ve Bogdanov ile görüştü. Moskova’da Kürt Haftası programlarının son iki üç senedir Rus-Türk Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin hemen sonrasına denk getirildiğine de dikkat çekmekte fayda var.[2]

Bir yıl sonra 27 Temmuz 2015’teki görüşmelerde Salih Müslim’in Rusya açısından en çok dikkat çeken açıklaması, YPG’nin belli bir süre sonra Esad ordusuna katılabileceğiyle ilgili beyanatlarıydı. Bu açıklama, Esad ve BAAS rejiminin devamlılığını garanti altına alma noktasında stratejik bir değere sahipti.

Açıklamanın sonrasında Suriye’de Rusya’nın PYD ile ilişkileri yeni bir aşamaya geçti. 30 Eylül 2015’te Rusya’nın Suriye’de gerçekleştirdiği askeri operasyonların öncesinde Putin, “Beşar Esad’a bağlı birliklerin ve Kürtlerin dışında hiç kimsenin IŞİD’le gerçek anlamda savaşmadığı” açıklamasını yaptı[3].Aynı yılın Ağustos ayında Salih Müslim tekrar Moskova’ya gitti ve Rusya’nın Suriye’de operasyonlara başlamasından önce Bogdanov’la görüştü.

Rusya sadece PYD ile de görüşmüyordu. 21 Ekim 2015’te Rusya Stratejik Araştırma Enstitüsü’nde (RISI) “Uluslararası Mücadele Koalisyonunun Kurulma Perspektifi” başlığı altında farklı bölgelerdeki Kürtlerin davet edildiği bir konferans gerçekleştirildi. PYD Eş Başkanı Asya Abdullah, Kobani Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı Enver Müslim ve Rus Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı Moskova’daki konferansta Kürtlerle işbirliğinin çerçevesi konuşuldu.[4]

24 Kasım 2015’te Rusya ve Türkiye arasında yaşanan uçak krizinden sonra Moskova, Suriye’de PYD/YPG ile temaslarını arttırdı. Salih Müslim bir kez daha Kürt Haftası programı için Moskova’daydı.

Rusya PYD ile ilişkilerinde bir adım daha ileri giderek 10 Şubat 2016’da PYD’nin Moskova temsilciliğinin açılmasına izin verdi.[5]

Güvensizlik alanları ve tutulmayan sözler

Bütün bu sıcak gelişmelere rağmen 2016’da Rusların PYD ile ilişkilerinde çeşitli güvensizlik alanları ortaya çıkmaya başladı. Bunun temel nedeninin PYD/YPG’nin ABD ile işbirliği yapmasından sonra Salih Müslim’in YPG’nin Esad ordusuna katılma ihtimaline dair sözünü tutmaması olduğu tahmin ediliyor.

21 Nisan 2015’te Kamışlı’da Esad rejimi ile YPG militanları arasında geçen ve birkaç gün süren çatışmalar, Ruslar için bu yönde en somut örnek oldu. Bu noktadan sonra PYD/YPG güçlerinin ABD’den aldığı destekle bölgede koridor oluşturma çabasının karşısına geçmek ve bu yönde atılan önceki adımları geriletmek, Rusya’nın jeopolitik çıkarları açısından ciddi önem kazandı. Tam da bu nedenle Putin Nisan ayında Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesine yönelik diplomatik görüşmelerin başlamasına onay verdi.

Türkiye ile Rusya’nın Cerablus operasyonu konusunda buluştukları ortak nokta, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve PYD/YPG’nin harekât alanının sınırlanmasıydı. 24 Ağustos’ta başlayan Cerablus operasyonu sonrasında Rus Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada Türkiye’nin Esad rejimi ile de bilgi paylaşımında bulunabileceği, Kürt-Arap savaşının çıkartılmaması, Kürtlerin Cenevre görüşmelerine katılmasının önemi konularında mesajlar verildi. Bu açıklamanın dilinden ve çizilen çerçeveden de Rusya’nın Cerablus operasyonunu desteklediği anlaşılıyor.

21 Nisan 2015’te Kamışlı’da Esad rejimi ile YPG militanları arasında geçen çatışmalardan sonra PYD/YPG güçlerinin ABD’den aldığı destekle bölgede koridor oluşturma çabasının karşısına geçmek ve bu yönde atılan önceki adımları geriletmek, Rusya’nın jeopolitik çıkarları açısından ciddi önem kazandı.
Rusya açısından, Türkiye’nin Cerablus operasyonunun ilk etapta IŞİD’e yönelik bir harekât olarak planlandığı düşünülebilir.[6] Ayrıca Rusya bu nedenle Türkiye’nin DAEŞ’e karşı Cerablus operasyonunu desteklerken, PYD/YPG’nin Fırat’ın batısından çıkarılmasını kendi jeopolitik çıkarları için de uygun gördü.

Rusya-Türkiye PYD/YPG konusunda uzlaşabilir mi?

Türkiye’nin, küresel ve bölgesel aktörlerle Suriye konusunda ortak çıkar alanları bulması ve bunun üzerinden hareket ederek Cerablus operasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmesi, askeri kazanımlarının yanısıra kayda değer bir diplomatik zafer olarak da okunabilir.

Rusya ile Türkiye arasında Suriye’nin toprak bütünlüğü hususunda ortak noktalar bulunduğu ve PYD/YPG faaliyetlerinin sınırlandırılmasına yönelik çabalar başarılı bir şekilde yürütüldüğü halde Moskova-Ankara arasında PYD’nin Cenevre görüşmelerine dâhil edilmesi ile ilgili sorunlar çıkabileceğine dair bir takım sinyaller var. Rusların PYD’nin Cenevre’ye dahil edilmesi çağrısına, John Kerry ile Sergey Lavrov arasında 26 Ağustos’ta yapılan 16 saatlik görüşmenin basın açıklamalarına da rastlanıyor.[7]

Rusya’nın bu çağrısının PYD’yi küstürmemek veya tamamen kaybetmemek amaçlı olduğu söylenebilir. Ancak bu çağrının Türk hükümetinin PKK’nın Suriye kolu olarak gördüğü PYD/YPG’ye uluslararası meşruiyet sağlayabileceği de dikkatlerden kaçmayacaktır.

Dolayısıyla, Rusya’nın Suriye’deki Kürt yapılanması PYD ile işbirliği konusunda taktiksel bir değişiklik söz konusu. Moskova, PYD/YPG’nin Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirip bir koridor oluşturmasına karşı ama bu, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt entitesinin oluşmasına karşı olması anlamına gelmiyor.

Rusya’nın PYD/YPG’yi terörist bir örgüt olarak tanımlamaması, Moskova’da hâlâ PYD temsilciliğinin faaliyet göstermesi ve Kremlin’in PYD’nin Cenevre görüşmelerine katılması konusundaki çağrısı, Türkiye’nin Suriye politikası açısından sorun teşkil ediyor.

Bunun yanında, önümüzdeki dönemde Rusya’nın PYD politikasında kırılmaların yaşanması ihtimali de göz önünde bulundurulmalı. Bu da daha çok Türkiye, İran ve Rusya arasında yapılacak işbirliğine ve Esad rejiminin söz konusu bu üç ülkenin Suriye’nin kaderi konusunda ortaya koyacağı çabalara uyum sağlama kabiliyet, imkân ve isteğine bağlı.

[1] http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2013/06/syrian-kurds-participate-geneva-ii-conference.html

[2] http://kommersant.ru/doc/2638537

[3] http://gordonua.com/news/worldnews/putin-krome-armii-asada-i-kurdskih-povstancev-s-islamskim-gosudarstvom-nikto-ne-boretsya-99813.html

[4] http://www.ng.ru/world/2015-10-21/8_curdy.html

[5] http://www.aljazeera.com.tr/haber/pyd-moskovada-temsilcilik-acti

[6] http://www.mid.ru/ru/foreign_policy/news/-/asset_publisher/cKNonkJE02Bw/content/id/2407299

[7] https://www.youtube.com/watch?v=FqXaL37CCMg

Orhan Gafarlı

Aljazeera.com.tr

Yorumlar