​​​​​​​Özer ARSLANPAY​: Paşinyan’ın 2026–2031 Hükümet Programında “Gerçek Ermenistan” Kavramı Üzerinden Devletin Yeniden İnşası

Paşinyan’ın 2026–2031 Hükümet Programında “Gerçek Ermenistan” Kavramı Üzerinden Devletin Yeniden İnşası

Öz
Bu çalışma, Nikol Paşinyan’ın 24 Ağustos 2026 tarihinde Ermenistan Ulusal Meclisi’nde sunduğu 2026–2031 Hükümet Programı çerçevesindeki konuşmayı inceliyor. Paşinyan’ın açıkladığı hükümet programı, olağan bir hükümet icraat metninin ötesine geçiyor. Program, Karabağ sonrası Ermeni devletinin yeniden tanımlanmasına yönelik bütünlüklü bir siyasal çerçeve ortaya koyuyor. Paşinyan’ın programda ortaya koyduğu devlet tasavvuru, “Gerçek Ermenistan” ve “Dördüncü Cumhuriyet” kavramları etrafında şekilleniyor.
Paşinyan’a göre 1990 sonrası Ermenistan anlayışının temelinde tarihsel adalet ve Karabağ meselesi bulunuyor. Yeni yaklaşımda ise devletin önceliğini vatandaşların güvenliği, özgürlüğü, refahı ve yaşam kalitesi oluşturuyor. Bu değişim Karabağ politikasına da yansıyor. Paşinyan, Karabağ meselesinin Ermenistan’ın temel devlet hedeflerinden biri olarak sürdürülmeyeceğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede Karabağ klanı, geçmişte Ermenistan’ı uzun süreli bir çatışma ve güvenlik krizinin içine taşıyan siyasi anlayışın parçası olarak ele alınıyor. Yeni yaklaşım, Ermenistan’ın güvenliğini Karabağ üzerinden değil, kendi sınırları, devlet kapasitesi ve uluslararası meşruiyeti üzerinden tanımlıyor.
Hükümet programı, Paşinyan hükümetinin dış politika yaklaşımını stratejik çeşitlendirme ve hedging tartışmaları çerçevesinde ele alma imkânı sunuyor. Program, Rusya ile ilişkilerin sürdürülmesini, ABD ve Avrupa Birliği ile bağların güçlendirilmesini, Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşmenin ilerletilmesini, İran ve Gürcistan ile bölgesel bağlantıların korunmasını ve Çin ile Hindistan gibi aktörlerle yeni ortaklıkların geliştirilmesini öngörüyor. Bu yaklaşım, tek bir dış aktöre bağımlılığı azaltarak Ermenistan’ın stratejik hareket alanını genişletmeyi amaçlıyor. Güncel akademik literatür de Ermenistan’ın tarihsel olarak Rusya ile Batı arasında sınırlı bir hedging stratejisi izlediğini ve Rusya’nın bölgesel ağırlığının bu hareket alanını uzun süre sınırlandırdığını ortaya koyuyor.
Bu çerçevede 2026–2031 Hükümet Programı, Ermenistan’ın güvenliğini çoklu siyasi, ekonomik, teknolojik ve askeri bağlantılar üzerinden yeniden yapılandırma girişimi olarak değerlendirilebilir.
Anahtar Kelimeler: Ermenistan, Nikol Paşinyan, Gerçek Ermenistan, Dördüncü Cumhuriyet, Karabağ, Hedging

Abstract
This study examines the speech delivered by Nikol Pashinyan at the National Assembly of Armenia on 24 August 2026 in the context of the 2026–2031 Government Programme. The government programme presented by Pashinyan goes beyond a conventional framework of governmental policies and sets out a comprehensive political framework for the redefinition of the Armenian state in the post-Karabakh period. Pashinyan’s conception of the state is structured around the concepts of “Real Armenia” and the “Fourth Republic.”
According to Pashinyan, the post-1990 understanding of Armenia was rooted in the pursuit of historical justice and the Karabakh issue. Under the new approach, however, the priorities of the state are defined through the security, freedom, prosperity and quality of life of its citizens. This shift is also reflected in the government’s approach to the Karabakh issue. Pashinyan presents Karabakh as an issue that will no longer constitute one of Armenia’s principal state objectives. In this context, the Karabakh clan is associated with a political understanding that, in Pashinyan’s interpretation, previously drew Armenia into a prolonged cycle of conflict and security pressures. The new approach defines Armenia’s security through its internationally recognized borders, state capacity and international legitimacy rather than through Karabakh.
The government programme also provides a basis for analysing Pashinyan’s foreign policy through the concepts of strategic diversification and hedging. The programme envisages maintaining relations with Russia, strengthening ties with the United States and the European Union, advancing normalization with Türkiye and Azerbaijan, preserving regional connectivity with Iran and Georgia, and developing new partnerships with actors such as China and India. This approach seeks to reduce dependence on any single external actor and expand Armenia’s strategic room for manoeuvre. Recent academic literature likewise shows that Armenia historically pursued a limited hedging strategy between Russia and the West, while Russia’s regional predominance significantly constrained this strategic space.
Within this framework, the 2026–2031 Government Programme can be understood as an attempt to restructure Armenia’s security through multiple political, economic, technological and military connections.
Keywords: Armenia, Nikol Pashinyan, Real Armenia, Fourth Republic, Karabakh, Hedging
Giriş
2023 yılı ile Karabağ konusu nihayetlenmiştir. Sözü edilen durum Ermenistan’ın dış politika ve güvenlik anlayışında kapsamlı bir dönüşüm yaratmıştır. Bu dönüşüm yalnızca Ermenistan’ın Azerbaycan ile ilişkilerini etkilememiştir. Rusya’nın güvenlik sağlayıcısı olarak konumu, Türkiye ile normalleşme arayışı, Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerin genişlemesi, bölgesel ulaşım projeleri ve Ermeni devletinin kendi kimliğine ilişkin tartışmalar da aynı sürecin parçası haline geldi
Nikol Paşinyan’ın 24 Ağustos 2026 tarihinde parlamentoda sunduğu 2026–2031 Hükümet Programı bu dönüşümün en kapsamlı siyasi ifadelerinden birini ortaya koyuyor. Paşinyan, 7 Haziran 2026 seçim sonuçlarını “Gerçek Ermenistan” ideolojisine verilmiş bir halk desteği olarak yorumluyor. Yeni hükümet programını bu ideoloji ile “Dördüncü Cumhuriyet” vizyonuna bağlıyor.
Programın dikkat çekici yönü, dış politika, güvenlik, ekonomi, anayasa, eğitim, savunma sanayii ve kamu yönetimini ortak bir çerçevede ele alması. Böylece 2023 sonrasında ortaya çıkan stratejik konulara tek tek politika araçlarıyla cevap vermek yerine yeni bir devlet modeli kurulmaya çalışılıyor.
Paşinyan’ın Programı şu soruya odaklanıyor:
Paşinyan’ın 2026–2031 hükümet programı, Ermenistan devlet kimliğini, güvenlik anlayışını ve dış politika davranışını hangi araçlarla yeniden yapılandırıyor?
Bu soruya cevap vermek için üç temel boyut inceleniyor. İlk olarak “Gerçek Ermenistan” kavramının devlet kimliği açısından anlamı ele alınıyor. İkinci olarak Azerbaycan, Türkiye, Rusya, ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerin oluşturduğu yeni dış politika mimarisi inceleniyor. Üçüncü olarak anayasa, eğitim, kilise, ordu ve ekonomik yapı üzerinden yürütülen iç devlet inşası ile dış politika dönüşümü arasındaki bağlantı ortaya konuyor.
1. Kavramsal Çerçeve
Küçük devletlerin dış politika davranışı çoğu zaman büyük güçlerin rekabeti üzerinden açıklanıyor. Klasik realist yaklaşım, güvenlik baskısı altında kalan küçük devletlerin ya dengeleme ya da güçlü aktörün yanında yer alma eğilimi göstereceğini savunuyor. Daha sonraki çalışmalar ise küçük devletlerin bu ikili seçeneğin ötesine geçerek risk azaltma, ortaklık çeşitlendirme ve hedging gibi yöntemlere başvurabildiğini ortaya koyuyor.
Hedging, tek bir büyük güce tam bağlılık ile açık dengeleme arasında esnek bir strateji sunuyor. Amaç, dış tehditleri azaltmak ve devletin manevra alanını genişletmek. Bu yaklaşım ekonomik, diplomatik ve güvenlik ilişkilerinin aynı anda farklı aktörlere dağıtılmasını kapsıyor.
Ermenistan bu açıdan özel bir örnek oluşturuyor. 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, Ermeni dış politikasının Rusya’nın Güney Kafkasya’daki üstün konumu nedeniyle uzun süre sınırlı hedging niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Çalışmaya göre Erivan Batı ile ekonomik ve güvenlik bağlantıları geliştirdiği dönemlerde bile Rusya’nın stratejik çıkarlarını hesaba katmak zorunda kaldı. Bu nedenle Ermenistan uzun süre Rusya’ya ağırlık veren karma bir dış politika çizgisi izledi.
Paşinyan’ın 2026 programı ise bu çeşitlendirme mantığını daha açık bir devlet stratejisine dönüştürüyor. Hükümet programı “dengeli ve dengeleyici dış politika”yı temel strateji olarak tanımlıyor. Programın ilgili bölümünde dış ilişkilerde asimetrilerin oluşmasını önlemek ve ortaya çıkan asimetrileri dengeleyecek araçlara sahip olmak temel hedef olarak açıklanıyor.
Bu yaklaşım, Ermenistan’ın dış politikasında yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Çeşitlendirme artık yalnızca kriz dönemlerinde başvurulan bir araç olarak kalmıyor. Devlet kapasitesinin temel unsurlarından biri haline getirilmek isteniyor.
2. “Gerçek Ermenistan” ve Devlet Kimliğinin Yeniden Kurulması
Paşinyan’ın programındaki en temel kavramsal dönüşüm “Gerçek Ermenistan” anlayışında ortaya çıkıyor.
Paşinyan konuşmasının başında 1990 yılında bağımsızlığın ilanı sırasında devletin tarihsel adaleti yeniden tesis etme anlayışı üzerine kurulduğunu söylüyor. Bu düşüncenin Karabağ hareketi içinde siyasi bir karşılık bulduğunu belirtiyor. Ardından “Gerçek Ermenistan” anlayışının Ermenistan Cumhuriyeti’nin işlevini farklı biçimde tanımladığını açıklıyor.
Bu yeni anlayışta devletin temel görevi uluslararası olarak tanınan 29.743 kilometrekarelik alanda yaşayan vatandaşlara barış, özgürlük, güvenlik ve refah sağlamak. Paşinyan vatandaşların mutluluğu için uygun bir toplumsal ve ekonomik ortam oluşturulmasını da devletin temel işlevleri arasında sayıyor.
Bu yaklaşım iki farklı devlet anlayışını karşılaştırma imkânı veriyor.
İlk anlayış, devleti tarihsel adaletin gerçekleştirilmesine yönelik siyasal aracın bir parçası olarak görüyordu.
İkinci anlayış, devleti kendi sınırları ve vatandaşları üzerinden tanımlıyor.
Paşinyan’ın tercihi açık biçimde ikinci modele yöneliyor.
Bu nedenle “Gerçek Ermenistan” yalnızca siyasi bir slogan olarak okunamaz. Kavram, devletin meşru faaliyet alanını tanımlıyor. Devletin güvenlik hedeflerini yeniden düzenliyor. Dış politika önceliklerinin belirlenmesinde kullanılacak ölçütleri değiştiriyor.
Bu dönüşüm “Dördüncü Cumhuriyet” kavramında kurumsal bir karşılık buluyor. Paşinyan 2026 seçimlerinin bu anlayışa yönelik halk desteğini ortaya koyduğunu savunuyor. Sonrasında ise 2026–2031 dönemini bu devlet modelinin yerleşeceği aşama olarak sunuyor.
3. Karabağ Paradigmasından Devlet Konsolidasyonuna
Programın en sert siyasi iddiası Karabağ hareketine ilişkin değerlendirmede ortaya çıkıyor.
Paşinyan, Ermenistan’ın son 35 yıl boyunca Karabağ için büyük kaynaklar kullandığını vurguluyor. Kendi hükümetleri döneminde önceki dönemlere kıyasla Karabağ’a bir milyar doların üzerinde ek kaynak aktarıldığını ifade ediyor. Ardından Karabağ hareketini Ermeni devletinin varlığını ve geleceğini ortadan kaldırabilecek bir proje olarak tanımlıyor.
Bu değerlendirme yalnızca geçmiş politikalara yönelik bir eleştiri taşımıyor. Aynı zamanda yeni devlet modelinin tarihsel sınırlarını çiziyor.
Paşinyan’ın söyleminde Karabağ hareketi ile “Gerçek Ermenistan” arasında süreklilik kurmak yerine kopuş kuruluyor. Bunun sonucunda Karabağ, Ermenistan’ın devlet güvenliğinin temel referansı olmaktan çıkıyor. Devletin güvenliği 29.743 kilometrekarelik uluslararası olarak tanınmış alan üzerinden tanımlanıyor.
Bu dönüşüm ulusal güvenlik açısından da sonuç yaratıyor. Ermenistan artık dış politikada tarihsel toprak iddialarını koruyarak güvenlik üretmeye çalışmıyor. Güvenliği tanınmış sınırlar, diplomatik meşruiyet, ekonomik bağlantılar ve askeri kapasite üzerinden kurmaya yöneliyor.
Bu nedenle 2026–2031 programı bir “barış programı” kadar bir devlet konsolidasyonu programı niteliği taşıyor.
4. “Ermenistan’ı Dışarıda Aramamak”: Yeni Sınır Doktrini
Paşinyan konuşmasında yalnızca Azerbaycan’dan söz etmiyor. Türkiye, İran ve Gürcistan’ı da aynı çerçeveye yerleştiriyor. Ermenistan’ın Azerbaycan, Türkiye, İran veya Gürcistan’da aranması gerektiği fikrini reddediyor. Bunun iki stratejik sonuç doğurduğunu savunuyor.
İlk olarak Ermenistan dışında tarihsel bir vatan arayışının Ermenistan Cumhuriyeti’nin ihtiyaçlarını geri plana ittiğini söylüyor.
İkinci olarak, Ermenistan’ın komşu ülkelerin topraklarında tarihsel vatan araması durumunda komşuların da Ermenistan topraklarında kendi tarihsel vatanlarını aramalarına zemin hazırladığını savunuyor. Bu durumda Ermenistan’ın “bir karşın dört” konumuna sürükleneceğini belirtiyor.
Bu argüman güvenlik ikilemi açısından değerlendirilebilir.
Bir devletin revizyonist tarih anlatısını dış politika iddiasına dönüştürmesi, karşı tarafta benzer güvenlik tepkileri yaratabilir. Paşinyan bu mekanizmayı tersine çevirmek istiyor. Karşılıklı toprak iddialarını ortadan kaldırmak suretiyle güvenlik ortamını daha öngörülebilir hale getirmeye çalışıyor.
Bu çerçevede “Gerçek Ermenistan” yalnızca ulusal sınırların tanınmasına dayanan bir söylem sunmuyor. Aynı zamanda bölgesel güvenlik düzeninin temel ilkesi haline getirilmeye çalışılıyor.
5. Azerbaycan ile Barışın Sosyal ve Kurumsal Boyutu
Paşinyan’ın Azerbaycan yaklaşımı yalnızca barış anlaşmasının uygulanmasına odaklanmıyor. Programda sınırların belirlenmesi, ticaretin başlaması, esirlerin ve kayıpların akıbeti, ulaşımın açılması ve iki toplum arasındaki sosyal psikolojik ilişkiler birlikte ele alınıyor. Paşinyan, kalıcı barış için yalnızca devletler arasında anlaşma kurulmasının yeterli olmayacağını savunuyor.
Bu noktada “sosyal psikolojik barış” kavramı ortaya çıkıyor.
Paşinyan iki tarafın da Sovyet dönemindeki idari sınırları bağımsız devletlerin mevcut sınırlarının temel çerçevesi olarak kabul etmesini istiyor. Ayrıca hem Ermenistan’da hem Azerbaycan’da karşılıklı dönüş ve tarihsel toprak söylemlerinin sona ermesini barışın sürdürülebilirliği açısından gerekli görüyor.
Bu yaklaşım liberal barış teorisinin ekonomik ve kurumsal bağlantılarla çatışma riskini azaltan boyutuyla kesişiyor. Bunun yanında kimlik ve tarih anlatılarının dönüştürülmesini de barışın bir parçası haline getiriyor.
Burada amaç yalnızca silahlı çatışmayı sona erdirmek görünmüyor. Çatışmayı yeniden üretecek siyasi ve toplumsal söylemleri de zayıflatmak.
6. Türkiye ile Normalleşme: Jeopolitik Bağlantıdan Jeoekonomik Bağlantıya
Türkiye-Ermenistan ilişkileri programın bölgesel normalleşme anlayışında önemli bir yere sahip. Türkiye ile sınırların ve ulaşım hatlarının açılması Ermenistan açısından ekonomik çeşitlendirme imkânı yaratıyor.
Ermenistan’ın tarihsel olarak kara ulaşımında Gürcistan ve İran’a yüksek ölçüde bağımlı kalması, ülkenin dış ekonomik bağlantılarını sınırladı. Güncel program ise Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran üzerinden çok yönlü bağlantılar geliştirmeyi hedefliyor.
Bu politika Ermenistan’ın coğrafi konumunu stratejik bir dezavantajdan ekonomik avantaja çevirmeye çalışıyor.
Dolayısıyla Türkiye ile normalleşme yalnızca diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi anlamına gelmiyor. Ulaştırma, ticaret ve enerji bağlantılarının çeşitlendirilmesi yoluyla ekonomik güvenliğin güçlendirilmesini de kapsıyor.
Bu yaklaşım “Gerçek Ermenistan” doktrini ile uyumlu. Çünkü devletin dışındaki tarihsel alanlara yönelmek yerine mevcut Ermeni devletinin jeoekonomik kapasitesini artırmaya odaklanıyor. Ayrıca Ermenistan Hükümeti, Türkiye ile mevcut açılma çalışmaları süren Alican Sınır Kapısı dışında bir kapının daha açmak istediklerini belirtiyor.
7. TRIPP ve “Barışın Ekonomik Maliyeti”
TRIPP programın en somut jeoekonomik araçlarından biri.

Paşinyan, TRIPP’nin Ermenistan topraklarında, ülkenin toprak bütünlüğü, egemenliği ve yargı yetkisi temelinde uygulanacağını vurguluyor. Projeyi Azerbaycan ile bağlantı kuracak bir demiryolu hattının ötesinde, Ermenistan’ın uluslararası ulaştırma sistemine entegrasyonunu sağlayacak geniş kapsamlı bir altyapı projesi olarak tanımlıyor.
Hükümet programı TRIPP’yi “Barışın Kavşağı” girişimiyle birlikte ele alıyor. Programda temel hedeflerden biri Ermenistan’ın ekonomik ve ulaştırma izolasyonunun aşılması olarak ortaya çıkıyor. Burada güvenlik ile ekonomi arasında doğrudan bir bağ kuruluyor. Ulaşım hatları arttıkça ticaret kapasitesi artıyor. Ticaret kapasitesi arttıkça bölgesel ekonomik bağımlılık yükseliyor.
Ekonomik bağımlılık yükseldikçe çatışmanın maliyeti artıyor. Çatışmanın maliyeti yükseldikçe barışın korunması için ekonomik teşvik güçleniyor. Bu nedenle TRIPP, klasik altyapı politikasından daha geniş bir anlam taşıyor. Paşinyan’ın güvenlik anlayışında ekonomik bağlantısallık stratejik bir araç haline geliyor.
8. Rusya ile İlişkiler: Kopuş Yerine Bağımlılığın Azaltılması
Paşinyan’ın Rusya politikasını yalnızca Batı yanlısı eksen değişikliği şeklinde okumak programın temel mantığını gözden kaçırır. Hükümet programı Rusya ile karşılıklı çıkara dayalı çok sektörlü iş birliğini sürdürme hedefini açık biçimde koruyor. Bunun yanında Rusya ile ilişkilerin yeni bölgesel koşullara göre yeniden yapılandırılması ve derinleştirilmesi hedefleniyor.
Ancak aynı program ekonomik ilişkilerde çeşitlendirmeyi de temel hedef haline getiriyor.
Paşinyan petrol ürünleri ve dış ticaret üzerinden bunu somutlaştırıyor. Rusya’da ortaya çıkan petrol arz sorunlarının Ermenistan’da aynı ölçekte bir krize dönüşmemesini ithalat kaynaklarının çeşitlenmesine bağlıyor. 2025 yılında Azerbaycan’dan petrol ürünü ithalatının başlamasını da bu çeşitlendirme politikasının örneği olarak sunuyor.
Bu yaklaşımın stratejik mantığı açık:
Ermenistan tek bir ekonomik merkeze bağımlı kaldığında dış baskılara karşı kırılgan hale geliyor.
Birden fazla ekonomik bağlantı geliştirdiğinde dış şokları absorbe etme kapasitesi artıyor.
Paşinyan bu sonucu “dış politikada dengeleme” ilkesini ekonomiye taşıyarak elde etmeye çalışıyor.
9. Demiryolu Meselesi ve Rusya’nın Ekonomik Konumu
Ermenistan’ın bu konudaki ilk planı Rusya’dan demiryollarının yönetim haklarını geri almak görünüyor. Bu sebeple Rusya ile ilişkilerde demiryolu meselesi özel önem taşıyor. Hükümet programında Ermenistan demiryollarındaki yönetim yapısının uluslararası ulaştırma entegrasyonunu engellemeyecek biçimde yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Paşinyan bunun Rus ortaklarla dostane biçimde çözülmesini istiyor.
Bu konu yüzeyde bir işletme reformu gibi görünebilir.
Stratejik açıdan ise daha geniş bir sonuç taşıyor.
Ermenistan’ın uluslararası ulaştırma ağlarına entegrasyonu ile Rusya’nın mevcut ekonomik yönetim rolü arasında yeni bir denge kuruluyor.
Paşinyan Rusya ile ekonomik ilişkiyi sürdürürken Ermenistan’ın başka bölgesel ağlara erişimini sınırlayabilecek mekanizmaları azaltmaya çalışıyor. Bu durum programdaki çeşitlendirme anlayışının somut örneklerinden biri.
10. ABD ile İlişkiler: Güvenlikten Önce Teknoloji ve Jeoekonomi
ABD ile ilişkiler programda çok katmanlı biçimde ele alınıyor. Paşinyan ABD ile stratejik ortaklık çerçevesinin güçlendiğini belirtiyor. Özellikle yapay zekâ, yarı iletkenler ve süper bilgisayar altyapısı üzerinde duruyor. 2025 yılında imzalanan ortaklık anlaşmalarının ardından Ermenistan’da üç süper bilgisayar merkezinin açıldığını ifade ediyor. Bu örnek, Paşinyan’ın ABD ile ilişkilerinin nasıl kurgulandığını gösteriyor.
ABD bağlantısı yalnızca askeri güvenlik üzerinden kurulmak istenmiyor.
Teknoloji.
Enerji.
Yapay zekâ.
Yüksek performanslı hesaplama.
Özel yatırımlar.
Bu alanlar stratejik ortaklığın temel bileşenleri haline geliyor.
Bu modelin Ermenistan’ın klasik güvenlik bağımlılığını azaltmaya da hizmet edebileceği düşünülüyor. Yanı sıra programdaki ana düşünceye gör teknolojik kapasitenin artması ekonomik dayanıklılığı güçlendirebilir. Bu da ekonomik dayanıklılık ise dış baskılara karşı stratejik hareket alanını artırır.
11. Avrupa Birliği ve Batı ile Kurumsal Entegrasyon
AB politikası da aynı çeşitlendirme çerçevesinde ele alınıyor. Paşinyan, Ermenistan’ın AB üyelik sürecini başlatan yasal adımın yeni bir dönem açtığını ifade ediyor. Ayrıca 2026 yılında Erivan’da Avrupa Siyasi Topluluğu ve Ermenistan-AB zirvesinin gerçekleştiğini, vize serbestisi konusunda görüşmelerin sürdüğünü ve 2029 yılı içinde vize serbestisi hedeflendiğini belirtiyor. Hükümet programı Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda, Litvanya, Lüksemburg, Bulgaristan, Hırvatistan ve Kazakistan gibi farklı aktörlerle stratejik ilişkilerin geliştirilmesini de kapsıyor. Çin ile stratejik ortaklık düzeyinin güçlendirilmesi ve Hindistan ile ekonomik, savunma, ulaştırma ve teknoloji alanlarında ilişkilerin genişletilmesi de programda yer alıyor.
Bu tablo Paşinyan’ın dış politika anlayışını daha geniş bir çerçeveye oturtuyor.
Ermenistan yalnızca Batı ile yakınlaşmıyor.
Batı ile ilişkilerini güçlendirirken aynı anda Asya aktörleriyle de yeni ortaklıklar geliştiriyor.
Dolayısıyla stratejik çeşitlendirme çok yönlü bir yapıya sahip.
12. Dış Politika Doktrininin Yapısal Mantığı
Programın dış politika bölümleri birlikte okunduğunda dört katmanlı bir yapı ortaya çıkıyor.
İlk katmanda Rusya ile mevcut ekonomik ve siyasi bağların korunması bulunuyor.
İkinci katmanda ABD ve Avrupa Birliği ile stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi yer alıyor.
Üçüncü katmanda Türkiye ve Azerbaycan ile bölgesel normalleşme bulunuyor.
Dördüncü katmanda Çin, Hindistan, İran, Gürcistan ve diğer stratejik ortaklarla yeni bağlantılar kuruluyor.
Bu model, Ermenistan’ın bir büyük gücün güvenlik şemsiyesi altında kalması yerine farklı aktörler arasında karşılıklı bağımlılık ağı kurmasına dayanıyor. 2025 tarihli Pipoyan, ve Meibauer’in çalışmasına göre Ermenistan’ın daha önce bu tür bir strateji izlediğini ancak Rusya’nın bölgesel ağırlığı nedeniyle hedging alanının dar kaldığını gösteriyor. Paşinyan döneminde ortaya çıkan yeni yapı ise ekonomik ve siyasi çeşitlendirmeyi daha sistematik biçimde kullanıyor.
13. Yeni Anayasa: Dış Politikanın İç Hukuka Aktarılması
Yeni anayasa programın en kritik iç siyasi başlıklarından biri.
Paşinyan yeni anayasanın 1990 Bağımsızlık Bildirgesi’ne referans vermemesi gerektiğini açık biçimde söylüyor. Gerekçe olarak da bu bildirgenin Karabağ hareketinin siyasi mantığıyla bağlantısını gösteriyor. Ona göre yeni anayasal metinde bu referansın korunması Karabağ iddialarının devamı şeklinde yorumlanabilir. Bu da nihayetinde Ermenistan’ı yeniden çatışma mantığına taşıyabilir.
Bu yaklaşım anayasa reformunu teknik bir hukuk reformu olmaktan çıkarıyor.
Yeni anayasa, Karabağ sonrası devlet anlayışının hukuki çerçevesini oluşturuyor.
Devletin mevcut sınırları.
Vatandaş merkezli egemenlik.
Barış siyaseti.
Demokratik meşruiyet.
Bunların tamamı yeni anayasal çerçevede kurumsallaştırılmak isteniyor.
Bu nedenle anayasa değişikliği dış politika dönüşümünün iç hukuk alanındaki karşılığı olarak okunabilir.
14. Devlet, Yurttaşlık ve Eğitim
Paşinyan eğitim politikasını “stratejilerin stratejisi” olarak tanımlıyor. Buradaki vurgu eğitim harcamalarının artırılmasıyla sınırlı kalmıyor. Program vatandaşın devletle ilişkisini yeniden kurmaya odaklanıyor. Paşinyan devletin nasıl işlediğinin, vatandaşın sorumluluklarının ve devletin yurttaşlara yönelik yükümlülüklerinin toplum tarafından anlaşılmasını gerekli görüyor. Konuşmada bu hedef “devlet merkezli sosyo-psikoloji” ifadesiyle tanımlanıyor.
Bu ifade “Gerçek Ermenistan” projesinin toplumsal boyutunu açıklıyor.
Yeni devlet kimliği yalnızca anayasal metinlerle kurulamaz.
Toplumun devleti nasıl tanımladığı da değişmek zorunda.
Paşinyan bunun için eğitim sistemini temel araçlardan biri olarak konumlandırıyor.
Bu yaklaşım aynı zamanda 2018 Devrimi ile 2026–2031 programı arasında kurulan sürekliliği açıklıyor. Paşinyan kendi hükümet programını 2018’de başlayan siyasi dönüşümün tamamlanması olarak sunuyor.
15. Kilise ile Devlet Arasındaki Yeni Gerilim
Kilise meselesi programın devlet kimliği boyutuyla doğrudan bağlantılı. Ermeni Apostolik Kilisesi uzun süre Ermeni tarihsel kimliğinin temel taşıyıcılarından biri oldu. Paşinyan ise yeni devlet anlayışını vatandaşlık, anayasal düzen, demokratik meşruiyet ve devlet kapasitesi üzerinden kuruyor.
Bu iki meşruiyet kaynağı arasında doğal bir gerilim ortaya çıkıyor.
Paşinyan konuşmasında Ermeni Apostolik Kilisesi içinde “derin sistemik kriz” bulunduğunu ileri sürüyor. Kilise reformunu da hükümet programının parçası olarak tanımlıyor.
Burada siyasi mücadele yalnızca kurumlar arasındaki yetki paylaşımına indirgenemez.
Mesele Ermeni kimliğinin siyasal temsilinin hangi kurum üzerinden kurulacağı sorusuna kadar uzanıyor.
“Gerçek Ermenistan” doktrini bu konuda devlet merkezli bir model öne çıkarıyor.
16. Savunma Politikası: Barış ve Askeri Caydırıcılığın Birlikteliği
Paşinyan’ın barış söylemi askeri kapasitenin geri plana itilmesine yol açmış görünmüyor. Tam tersine güçlü ve savunma kapasitesi yüksek bir ordu, barışın korunmasının temel araçlarından biri olarak tanımlanıyor. Paşinyan 28 Mayıs 2026 askeri geçidini savunma kapasitesindeki değişimin göstergesi olarak sunuyor. Aynı konuşmada Ermenistan’da gerçek bir savunma sanayii kompleksinin oluşturulduğunu belirtiyor.
Ancak savunma sanayii açısından yeni hedef ortaya çıkıyor.
Devlet siparişlerine bağımlılığın azaltılması.
İhracat kapasitesinin artırılması.
Savunma sektörünün finansal açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi.
Bu yaklaşım savunma sanayiini güvenlik aracı olarak dışında ekonomik sektör olarak da ele alıyor. Paşinyan’a göre böylece güvenlik ve kalkınma politikaları aynı zeminde buluşuyor.
17. Güvenlik Anlayışının Yeniden Kurulması
Programın bütün unsurları birlikte ele alındığında “katmanlı güvenlik” anlayışı ortaya çıkıyor.
Birinci katman askeri kapasite.
İkinci katman uluslararası hukuk ve diplomatik meşruiyet.
Üçüncü katman ekonomik çeşitlendirme.
Dördüncü katman bölgesel bağlantısallık.
Beşinci katman teknoloji ve stratejik sanayiler.
Altıncı katman çok taraflı dış ortaklıklar.
Böyle bir sistemde güvenlik yalnızca ordunun kapasitesine bağlı kalmıyor. Devletin dış ekonomik bağlantıları arttıkça ekonomik kırılganlık azalacağına dikkat çekiliyor. Ayrıca diplomatik ortaklıklar arttıkça dış baskılara karşı siyasi seçenekler artıyor. Ulaştırma ağlarının genişlemesi ülkenin coğrafi izolasyonunu azaltıyor. Teknolojik kapasitenin yükselmesi ekonomik ve savunma kapasitesini artırıyor. Ordu ise bu yapının askeri caydırıcılık katmanını oluşturuyor. Bu model küçük devlet literatüründe tartışılan stratejik özerklik arayışıyla uyumlu olduğu da anlaşılıyor.
18. Ekonomik Programın Jeopolitik Anlamı
Hükümet programı yıllık ortalama yüzde 6 ekonomik büyüme, 125 bin yeni istihdam, ihracatın en az iki katına çıkarılması ve sanayi üretiminde yüzde 50 artış gibi hedefler ortaya koyuyor. Tarım üretiminde yüzde 50 artış ve tahıl üretiminin iki katına çıkarılması da programda yer alıyor.
Bunlar doğrudan ekonomik hedefler gibi görünse de programın güvenlik mantığı açısından daha geniş bir işlev taşıyor.
Ekonomik büyüme devletin vergi kapasitesini artırıyor.
İstihdam toplumsal istikrarı güçlendiriyor.
İhracat çeşitliliği dış baskılara karşı dayanıklılık sağlıyor.
Sanayi kapasitesi savunma sanayii ile birlikte stratejik üretim gücünü artırıyor.
Bu nedenle ekonomi programın ayrı bir bölümü olarak kalmıyor.
Devletin stratejik özerkliğinin maddi temelini oluşturuyor.
19. Yapay Zekâ, Uzay ve Enerji: Küçük Devlet İçin Teknolojik Sıçrama Arayışı
Programın en dikkat çekici hedefleri arasında ileri teknoloji yatırımları bulunuyor. 2031’e kadar en az 100 bin GPU eşdeğerinde yapay zekâ hesaplama kapasitesi oluşturulması hedefleniyor. Ulusal uzay kapasitesinin geliştirilmesi, en az iki gözlem uydusu ve bir haberleşme uydusunun edinilmesi planlanıyor. Enerji alanında 1000 megavat fotovoltaik kapasite ve 800 megavat depolama kapasitesinin devreye alınması hedefleniyor.
Bu hedeflerin ortak özelliği stratejik bağımlılıkları azaltmaları.
Yapay zekâ altyapısı teknoloji bağımlılığını azaltabilir.
Uzay kapasitesi veri ve gözlem yeteneğini güçlendirebilir.
Enerji yatırımları dış enerji şoklarına karşı dayanıklılık sağlayabilir.
Bu nedenle teknoloji, programda ekonomik kalkınma başlığının altında kalmıyor. Stratejik devlet kapasitesinin bir parçası haline geldiğine işaret ediliyor
20. Yolsuzlukla Mücadele ve Devlet Kapasitesi
Program 2031 yılına kadar yaklaşık iki milyar dolar tutarında yasa dışı kökenli varlığın kamuya geri kazandırılmasını hedefliyor. Paşinyan bu süreci yalnızca geçmiş yolsuzlukların sonuçlarını telafi etme amacıyla açıklamıyor. Gelecekteki yolsuzluk davranışını caydıracak bir sistem kurmayı da hedefliyor.
Bu politika “Gerçek Ermenistan” anlayışının kurumsal yönünü tamamlıyor.
Güçlü devlet yalnızca sınırlarını savunan devlet anlamına gelmiyor.
Kamu kaynaklarını koruyan.
Hukuku uygulayan.
Vergi gelirlerini artıran.
Kurumların hesap verebilirliğini sağlayan.
Vatandaş ile devlet arasındaki güven ilişkisini geliştiren devlet anlamına da geliyor.
Bu nedenle 2018 Devrimi ile 2026–2031 programı arasında kurulan süreklilik yalnızca siyasi retorikte bulunmuyor. Yolsuzlukla mücadele ve demokratik kurumların güçlendirilmesi üzerinden somut bir politika alanı oluşturuyor.
21. Programın Genel Stratejik Mantığı
Programın farklı bölümleri birlikte değerlendirildiğinde şu nedensellik zinciri ortaya çıkıyor:
Karabağ merkezli güvenlik anlayışının sona ermesi

tanınmış devlet sınırlarının merkeze alınması

Azerbaycan ile barışın kurumsallaştırılması

Türkiye ve diğer komşularla normalleşme

ulaştırma ve ticaret bağlantılarının genişletilmesi

ekonomik bağımlılıkların çeşitlendirilmesi

Rusya’ya yönelik tek taraflı bağımlılığın azaltılması

ABD, AB, Çin, Hindistan ve diğer ortaklarla yeni bağlantıların kurulması

ekonomik ve teknolojik kapasitenin yükseltilmesi

askeri caydırıcılığın güçlendirilmesi

yeni anayasal çerçevenin oluşturulması

vatandaşlık merkezli devlet kimliğinin güçlendirilmesi

Dördüncü Cumhuriyet.
Bu zincir programın parçalı bir politika metni olmadığını gösteriyor.
Dış politika, ekonomi, savunma, anayasa ve eğitim aynı devlet kurma projesinin farklı araçları olarak çalışıyor.
22. Karşı Argümanlar ve Yapısal Riskler
Bu model kendi içinde bazı ciddi sorunlar taşıyor. İlk sorun, çok yönlü dış politikanın büyük güç rekabeti karşısında sürdürülebilirliği. Hedging politikaları dış aktörler arasındaki rekabet belirli bir düzeyde kaldığında daha geniş hareket alanı sağlayabilir. Büyük güçlerin birbirleriyle rekabeti keskinleştiğinde küçük devlet üzerinde tercih baskısı artabilir. 2025 tarihli akademik çalışma da Ermenistan’ın Rusya’nın bölgesel ağırlığı nedeniyle tarihsel olarak sınırlı bir hedging alanında hareket ettiğini gösteriyor.
İkinci sorun, ekonomik karşılıklı bağımlılığın barışın sonuçlarını sosyo ekonomik bir çıktıya çevirememe riski. Zira ticaret ve ulaşım bağlantılarının gelişmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini ekonomik açıdan güçlendirebilir. Ancak kalıcı bölgesel istikrar için siyasi uzlaşının yanı sıra güvenlik, sınırların uygulanması ve karşılıklı güven alanlarında da ilerleme gerekiyor.
Üçüncü sorun, “Gerçek Ermenistan” anlayışının toplumsal ve siyasal düzeyde nasıl karşılık bulacağıdır. Paşinyan bu kavramı devletin sınırları, vatandaşların güvenliği ve refahı üzerinden tanımlıyor. Ancak bu yeni devlet anlatısının Ermenistan’daki farklı siyasi ve toplumsal kesimler tarafından nasıl yorumlanacağı, programın uzun vadeli etkisi açısından önem taşıyor. Özellikle “Karabağ meselesi” etrafında oluşmuş tarihsel ve siyasal hafızanın yeni devlet anlayışıyla nasıl tamamen hükümet programındaki şekilde kabul edilmesini sağlayacakları programın temel siyasal tartışmalardan biri olarak ortaya çıkıyor. Zira Karabağ merkezli ulusal anlatının uzun yıllara yayılan siyasi, toplumsal ve diasporik kökleri bulunuyor. Bu anlatının devlet merkezli vatandaşlık yaklaşımıyla değiştirilmesi siyasi direnç oluşturabilir.
Dördüncü sorun, anayasal dönüşümün zaten var olan siyasal kutuplaşmayı arttırma ihtimali. Paşinyan yeni anayasa gündeminin Azerbaycan kaynaklı olduğu yönündeki muhalefet eleştirilerini reddediyor. Konuyu tamamen Ermenistan’ın iç gündemi olarak tanımlıyor. Buna rağmen anayasa değişikliğinin dış politika ve barış gündemiyle bu kadar yakından ilişkilendirilmesi, reformu iç siyaset açısından yüksek hassasiyetli hale getiriyor.
Sonuç
Paşinyan’ın 2026–2031 Hükümet Programı, Karabağ sonrası Ermeni devletinin yeniden yapılandırılması açısından kapsamlı bir siyasal dönüşüm projesi ortaya koyuyor. Bu dönüşümün ideolojik merkezini “Gerçek Ermenistan” oluşturuyor. Devletin temel amacı tarihsel toprak hedefleri üzerinden tanımlanmıyor. Uluslararası olarak tanınmış sınırlar içinde yaşayan vatandaşların güvenliği, özgürlüğü, refahı ve yaşam kalitesi üzerinden tanımlanıyor.
Karabağ meselesine ilişkin yaklaşım bu yeni devlet anlayışının en açık göstergesini oluşturuyor. Paşinyan Karabağ hareketini Ermeni devletinin geleceğini sınırlayan bir tarihsel paradigma olarak değerlendiriyor. Paşinyan 2026 seçim sonucunu bu paradigmanın kapatılması için siyasi yetki olarak yorumluyor.
Azerbaycan ile barış, bu nedenle yalnızca sınır çatışmasını sona erdiren bir diplomatik süreç olarak kalmıyor. Sosyal psikolojik normalleşme, ticaret, ulaştırma, sınır belirleme ve ekonomik bağlantılar aynı politikanın parçalarını oluşturuyor. Türkiye ile normalleşme ve TRIPP de aynı güvenlik mantığına bağlanıyor. Ermenistan’ın ulaşım ve ticaret ağlarına daha fazla bağlanması ekonomik kapasiteyi artırırken coğrafi kırılganlığı azaltmayı amaçlıyor.
Rusya politikasında kopuş yerine yeniden dengeleme tercih ediliyor. Program Rusya ile çok sektörlü ilişkilerin sürmesini savunurken aynı zamanda ekonomik bağımlılıkların çeşitlendirilmesini hedefliyor. ABD ve AB ile ilişkiler güçlendirilirken Çin ve Hindistan gibi aktörlerle de yeni ortaklıklar kuruluyor.
Bütün bu politikalar birlikte okunduğunda Paşinyan’ın temel stratejisi ortaya çıkıyor:
Ermenistan’ın güvenliğini tek bir dış aktöre bağlamak yerine çoklu bağlantılar üzerinden yeniden kurmak. Bu yaklaşım küçük devlet literatüründeki hedging ve stratejik özerklik tartışmalarıyla kesişiyor. Ancak Ermenistan örneğinde önemli bir fark bulunuyor. Paşinyan çeşitlendirmeyi yalnızca dış politika aracı olarak kullanmıyor. Ekonomiyi, teknolojiyi, savunma sanayiini, anayasal düzeni ve vatandaşlık anlayışını aynı stratejik çerçeveye bağlıyor. Güncel akademik literatür, Ermenistan’ın geçmişte Rusya’nın bölgesel üstünlüğü karşısında sınırlı hedging uyguladığını ortaya koyuyor. 2026–2031 programı ise bu arayışı daha sistematik bir devlet stratejisine dönüştürüyor.
Bu nedenle “Dördüncü Cumhuriyet”, yalnızca yeni bir siyasi dönem adı olarak ele almak yetersiz kalacaktır. Kavram, Karabağ merkezli tarihsel devlet anlatısından vatandaşlık, egemenlik, ekonomik bağlantısallık, teknolojik kapasite ve stratejik çeşitlendirme merkezli yeni bir Ermeni devlet modeline geçişi ifade ediyor.
Paşinyan’ın 2026–2031 programının temel tarihsel önemi de burada ortaya çıkıyor.
Programın asıl konusu yalnızca önümüzdeki beş yıl içinde hangi ekonomik veya idari hedeflerin gerçekleştirileceği sorusu değil.
Asıl mesele, Karabağ sonrası Ermenistan’ın nasıl bir devlet olacağı. Paşinyan’ın verdiği cevap “Gerçek Ermenistan” üzerine kurulu olduğu anlaşılıyor. Bu modelde devlet, tarihsel iddiaların taşıyıcısı olmaktan çok vatandaşlarının güvenliğini ve refahını sağlayan kurumsal yapı olarak öne çıkıyor. Dış politika ise bu devlet modelinin güvenliğini sağlamak için çeşitlendirme, bölgesel normalleşme ve ekonomik bağlantısallık araçlarını kullanıyor.
Bu açıdan 2026–2031 Hükümet Programı, sadece beş yıl için hazırlanmış sıradan bir siyasi programdan çok daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Program, Ermenistan Cumhuriyeti’nin güvenlik paradigmasını, devlet kimliğini ve uluslararası konumunu aynı anda yeniden kurma girişimini temsil ediyor.

Kaynakça
Pashinyan, N. (2026, 24 Ağustos). ՀՀ վարչապետ Նիկոլ Փաշինյանի ելույթը ԱԺ-ում Կառավարության 2026-2031 թթ. ծրագրի քննարկմանը. ամբողջական. ArmTimes.
Հայաստանի արտաքին քաղաքականության առաջնահերթություններն առաջիկա 5 տարիներին. (İlk Erişim Tarihi 24. Ağustos 2026). ArmTimes.
Նոր Սահմանադրության ընդունման օրակարգը մաքուր հայաստանյան օրակարգ է. Փաշինյան. ( İlk Erişim Tarihi :24 Ağustos 2026 ). ArmTimes.
Pipoyan, T., & Meibauer, G. (2025). Handling the Hegemon: Permissiveness, Ideas, and Armenia’s Limited Hedging in the Face of Russian Assertiveness. Foreign Policy Analysis, 21(4)
Abbasov, N., & Thies, C. G. (2023). Between the West and Russia: Explaining Individual Foreign Policy Preferences in the Small States. Foreign Policy Analysis, 19(2),

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.