NURİ CEM TABANLI: Siyasetin En Büyük Dayanağı: “Bana Bir Şey Olmaz” Yanılsaması

İktidarın devamlılığı çoğu zaman baskının gücüyle açıklanır. Oysa tarih, baskının tek başına hiçbir rejimi uzun süre ayakta tutamadığını gösterir. En kalıcı siyasal düzenler, insanların korkularından çok alışkanlıklarını; öfkelerinden çok umutlarını yönetebilen düzenlerdir. Çünkü bir toplumu kontrol etmenin en etkili yolu, onu sürekli zorlamak değil, tehlikenin kendisini ilgilendirmediğine inandırmaktır.
İnsan doğası, yaklaşan tehlikeyi inkar etmeye eğilimlidir. Bu yalnızca bireysel yaşam için değil, siyasal yaşam için de geçerlidir. Hak ve özgürlüklerde yaşanan küçük gerilemeler çoğu insan tarafından kişisel bir tehdit olarak görülmez. Hukukun zayıflaması, basının susturulması ya da devlet gücünün merkezileşmesi, doğrudan kendi hayatını etkilemediği sürece uzaktan izlenen gelişmeler olarak kalır. İnsan zihni, başkasının uğradığı haksızlığı kendi geleceğinin habercisi olarak görmekte isteksizdir. Bu isteksizlik cehaletten değil, insanın güvenlik arzusundan doğar.
Tam da bu nedenle siyasal iktidarlar, çoğu zaman toplumun tamamını aynı anda baskı altına almaz. Güç, dozajı iyi ayarlanmış biçimde uygulanır. Önce küçük gruplar hedef alınır; sonra farklı görüşler marjinalleştirilir; ardından hukuki istisnalar olağanlaşır. Bu süreçte geniş kitlelerin sessiz kalmasını sağlayan şey korkudan çok, “Henüz bana dokunmadı.” düşüncesidir. İnsanlar kendilerini istisna sanırken, aslında sıranın kendilerine gelmesini beklemektedir.
Bu durum siyasetin en eski paradokslarından biridir. Bir toplum, özgürlüğünü çoğu zaman zorla değil, parça parça vazgeçerek kaybeder. Her taviz makul görünür. Her yeni sınırlama geçici olarak sunulur. Her olağanüstü uygulama istisnai bir gerekçeye bağlanır. Fakat istisnalar biriktiğinde ortaya çıkan şey artık yeni bir düzendir. İnsanlar geriye dönüp baktıklarında özgürlüğün hangi gün kaybolduğunu bulamazlar; çünkü onu tek bir günde değil, uzun bir alışma süreci boyunca kaybetmişlerdir.
İktidarın en büyük başarısı, insanların düşünmesini engellemesi değildir. Asıl başarı, düşünmeyi gereksiz hale getirmesidir. Birey, kendisini ilgilendirmediğine inandığı hiçbir gelişme üzerine derinlemesine düşünmez. Güvenliğini koruduğunu düşündüğü sürece adaletin aşınmasını kişisel bir mesele olarak görmez. Oysa adalet, yalnızca mağduru ilgilendiren bir kurum değildir. Hukukun zayıfladığı yerde güvenlik de geçicidir; çünkü keyfiliğin sınırı yoktur. Bugün başkası için oluşturulan istisna, yarın herkes için uygulanabilir hale gelir.
Bu nedenle siyasal bilinç, yalnızca seçimlere katılmak ya da gündemi takip etmek değildir. Siyasal bilinç, başkasının özgürlüğünün kendi özgürlüğünün ön koşulu olduğunu kavrayabilmektir. Bir toplum, yalnızca kendi çıkarını koruyan bireylerden oluştuğunda ortak özgürlük fikri çözülmeye başlar. Yerini sessiz bir pazarlık alır: “Bana dokunmadığı sürece sorun yok.” Ancak tarih, bu pazarlığın hiçbir zaman tek taraflı işlemediğini defalarca göstermiştir. Güç, sınırlandırılmadığında genişler; denetlenmediğinde derinleşir; normalleştirildiğinde ise görünmez hale gelir.
Belki de siyasetin en büyük başarısı, insanlara özgür olduklarını hissettirirken onları giderek daha dar bir hareket alanına alıştırabilmesidir. Zincirin en sağlam halkası demir değil, alışkanlıktır. İnsan, alıştığı şeyi doğal sanmaya başladığında artık baskının görünür olmasına gerek kalmaz. İtaat, korkudan değil, gündelik hayatın sıradan bir parçası olarak yeniden üretilir.
Bu yüzden özgürlüğü tehdit eden ilk şey zorbalık değil, kayıtsızlıktır. Kayıtsızlığın temelinde ise insanın en eski yanılsaması yatar: Kötü olanın hep başkasının başına geleceğine inanmak. Oysa siyasal tarih, tam tersini söyleyen örneklerle doludur. Bir toplumun geleceğini belirleyen şey, ilk haksızlığın kime yapıldığı değil; o haksızlık karşısında kaç kişinin “Bu beni ilgilendirmez.” dediğidir.
NURİ CEM TABANLI

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.