TÜRKİYE’NİN KKTC VE YENİ SURİYE LOJİSTİK VİZYONU, TÜRKİYE YÜZYILI’NIN NİHAİ HEDEFİ OLMALIDIR
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Selçuklu ve Osmanlı mirasının varisi olan kadim bir devlettir. Suriye’nin de Osmanlı’dan kalan tarihî ve kültürel bir emanet olduğu gerçeğini unutmamalıyız.
Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkiye açısından son derece stratejik bir konumda bulunmaktadır.
Coğrafi hedeflerin medeniyet mirasıyla birleşmesi, ekonomik, sosyal, kültürel ve diplomasi alanında başarıya ulaşmanın en önemli unsurlarından biri olduğunu unutmamalıyız.
Bu coğrafyanın kaderi; çatışmalar, terör eylemleri ve ayrışmalarla değil, millî ve manevi değerler etrafında birleşerek, medeniyet mirasını koruyan bir anlayışla şekillenecektir. Farklı noktalardan aynı istikamete yönelen kolektif bir irade, bölgenin geleceğini daha güçlü ve istikrarlı hâle getirecektir. Bu iradenin adı Türkiye’dir. Tam da bu noktada, Mavi Vatan kavramı son derece hassas ve stratejik bir önem taşımaktadır. Ancak bu stratejinin hareket kabiliyeti ve faaliyet alanları daha da genişletilmelidir. Birliğin ve dirliğin teminatı olan Mavi Vatan doktrini yalnızca bir harita değil; bu coğrafyanın kaderini simgeleyen, mutlu, müreffeh ve güçlü yarınlara giden yolu gösteren bir pusuladır.
Bugün Suriye ve Irak ekseninde çatışma unsurlarını ortadan kaldırarak, bütünleşme ve terörden arındırılmış bir bölge hedefi doğrultusunda ilerlemek mümkün hale gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Stratejik hedefleri, yaraları saran, mazlumları koruyan ve zalime karşı duran bir anlayış çerçevesinde şekillenmektedir.
Ortadoğu’da hiçbir ülke veya güç odağı, Türkiye’yi yok sayarak ya da bölgesel denklemin dışına iterek kalıcı bir düzen kuramaz. Türkiye’nin tarihî, coğrafi ve stratejik ağırlığı buna izin vermeyecek kadar güçlüdür.
Küllerinden yeniden doğan bir ruhla bu coğrafyada sulh, nizam, adalet, düzen ve dengeyi tesis edecek stratejiler geliştirilmelidir.
Binlerce yıllık devlet ve ordu geleneğine sahip olan Türkiye, geleceğe miras bırakacağı bu ilkelerle Ortadoğu’da, özellikle Suriye ve Irak ekseninde, denge ve istikrarın teminatı olmaya devam edecektir.
Bugün hava, kara ve deniz lojistiğinde önemli avantajlara sahip olan Türkiye’nin; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve NATO nezdindeki stratejik konumu da göz ardı edilemeyecek kadar güçlüdür.
Üç tarafı denizlerle çevrili, hava ve kara ulaşım ağları bakımından dünyanın kesişim noktasında bulunan Türkiye için jeo-lojistik hedefler son derece hassas bir şekilde ele alınmalıdır.
Lojistik, ulaşım demektir. Ulaşım ise ihtiyaçların karşılanması, refahın artırılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi anlamına gelir. Yüksek yaşam kalitesi ekonomik özgürlüğü, ekonomik özgürlük ise müreffeh bir hayatı beraberinde getirir.
Müreffeh hayat; bilim, sanat, kültür, musiki ve zanaat alanlarında gelişim ve ilerleme demektir.
Jeo-lojistik hedeflerin ekonomi, güvenlik, diplomasi, enformasyon ve teknoloji alanlarındaki etkileri son derece büyüktür. Bu nedenle Türkiye’nin, KKTC’nin ve yeni Suriye’nin kalkınma süreçlerinde ortak vizyon doğrultusunda hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu çerçevede, “Jeo-Lojistik Türkiye ve Ortadoğu Vizyonu” doğrultusunda kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlenmeli; bölgesel kalkınma, istikrar ve refah için kararlı adımlarla ilerlenmelidir.
Orhan FİDAN
Araştırmacı-Yazar

