KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Gündem
  4. »
  5. Mevlüt Uyanık: ARAP-FARS VE TÜRK AKLI: İSLAM RÖNESANSI

Mevlüt Uyanık: ARAP-FARS VE TÜRK AKLI: İSLAM RÖNESANSI

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
15 0

ARAP-FARS VE TÜRK AKLI: İSLAM RÖNESANSI
• Arap Aklı 7.asrın ortalarına kadar İslamiyet’in yayılma çağına kadar Doğu’yu yönetmiştir. 1050 yılına kadar bu temel sağlamlaştırıldı, ardından diğer kültür ve geleneklerle yüzleşme, etkileme ve etkileşim başladı, bu süreçte Doğu’da Farsların önemli oranda hâkimiyeti sağladığı görülür. İslam öncesi tarihsel birikimleriyle uyum içinde olan bir İslam tasavvuru oluşturdular.
• O kadar ki Andre Miquel’e göre “ Farslar, İslamiyet’in itikadî esaslarına, dilini ve kültürüne karşı direniyordu.” Samanoğlular dönemine İran Rönesans’ı mührünü vurmuştu bile denilebilir. 11. Asırdan itibaren de (1050)Türklerin dönemi başlamıştır.
• Türk Düşünce tarihinde Gaznelilerle birlikte Turan’ın gelişiminin ilk nüveleri de görülür. “Dünyada Türklerin kesintisiz hükümranlığı Gazanli Sultan Mahmud (389-421/999-1030) ile başlamıştır” da denilebilir. Tabii bunda İran’daki edebî, ilmî gelişmelerin etkisi büyüktür. Özellikle Emir Timur’un İran coğrafyasını ele geçirmesinden sonra ilim ve edebiyat, güzel sanatlar gelişmiş, Işık Doğu’dan yükselmeye başlamıştır.
• Timur Han ile birlikte Asya’nın en büyük komutanlarından birisi olarak tarihe geçer. Hindistan’ın İndus bölgesine Ganj havzasına siyasî başarılarının yanı sıra kültürel açıdan da İran ve Arap edebiyatlarını korurken Sünnî öğretiyi bölgede yaydı. Mimari de Abbasî ve Horasan geleneklerini de içeren yeni tasarımlar yapmasını istedi. Büveyhilerle mücadele etti. Özellikle Timur’dan sonra tahta geçen Şahruh Sünni İslam tasavvuruna her türlü desteği vermiştir.
• Şahruh’un bölgedeki siyasal mücadelelerinde hem bilim insanı hem de yönetici olan oğlu Uluğ Beyin de yanında olmuştur. Eğer bilge-yönetici” kasıt hem teorik hem de pratik alanda bilimsel çalışmalar yapan ve devlet yöneten kast ediliyorsa bu Türk tarihinde ilk Uluğ Bey’dir. Bizim günümüzde felsefeyi küfür, kelamı zındılık, tasavvufu şirk olarak gören yeni selefi zihniyete karşı önerdiğimiz Felsefe-kelam-tasavvuf disiplinlerini eş güdümlü okumaya dair tarihsel örnek metin olarak gördüğümüz ed-Durretü’l-fahire fi tahkiki mezhebis-sûfîyye ve’l-mütekellimin ve’l-hukemai’l-mükekaddimin eserin müellifi Molla Cami’de bu dönemde yetişmiştir. Fatih Sultan Mehmed’in isteği üzerine yazılması da düşünce tarihimiz açısından önemini daha da artırmaktadır.
• Bu dönemde Herat, Sultan Mahmud zamanındaki Gazne ile mukayese edilebilir. Şahruh’un oğullarından olup babası sağken ölen Baysunkur da İran’ın dört bucağındaki âlimleri, hattatları, nakkaşları, minyatürcüleri, müellifleri etrafına toplamıştı. Şahruh’un oğlu Uluğ Bey, yöneticiliğinin yanı sıra bilim insanı olmakta da tarihimizde önemli yere sahiptir. Kurduğu rasathane’de Kadızade-i Rumî, Ali Kuşçu, Gıyasüddin Cemşid ve Muinuddin-i Kaşi gibi meşhur astronomi âlimleriyle Ziç-i Uluğ Beğ diye bilinen meşhur takvimi meydana getirmişti.
• Timur soyundan gelen Sultan Ebu Said zamanında Türkistan, Turan, Horasan, Zabulistan, Sistan ve Mazandaran en yüce bir refaha ulaşmıştı, çünkü âlimleri ve ilmi pek sever ve korurdu. Onun vefatından sonra (872/1468) Herat’ı ele geçiren ve yine Timur soyundan olan Hüseyin Baykara ve veziri Mir Ali Şir Nevai de Türk Rönesansı’nın en önemli figürlerindendir. Timur ve oğullarının yarım bıraktığını Selçuklu devam ettirdi, Osmanlı ve Babür devletleri ile Horasan, Mezopotamya’dan Avrupa’ya, Hindistan’a ve Afrika’ya kadar Türklerin hâkimiyetine girdi, 19 asra kadar da devam etti.
Uyanık, M., “Türkistan-Türkiye İrtibatının Kültürel Sürekliliğini Ahmed Yesevî Üzerinden Takip Etmek”, Dinî Hayatımızın Temel Taşları: Hanefîlik -Mâtürîdîlik – Yesevîlik, Dünü -Bugünü –Yarını, Editörler: Sabri Yılmaz, Bülent Çelikel, (İzmir: İzmir Türk Ocağı Yayını, Eylül 2021), 274-276

Mevlüt Uyanık

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.