Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimiyle başlayan savaş, dördüncü yılında Avrasya coğrafyasında konvansiyonel dengeleri sarsmış ve tüm Orta Asya devletlerini statükolarını gözden geçirmeye zorlamıştır. Bölgenin en nevi şahsına münhasır aktörü olan Türkmenistan, 1995 yılında Birleşmiş Milletler tarafından tescil edilen “Daimi Tarafsızlık” statüsünü bir dış politika doktrini olarak uygulamaya devam etmektedir.
Ancak Rusya’ya uygulanan küresel ambargolar, küresel enerji tedarik zincirlerinin kırılması ve lojistik hatların yön değiştirmesi Aşkabat’ı pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, riskli bir denge politikası yürütmeye itmiştir.
Türkmenistan – Rusya İlişkileri
Aşkabat ve Moskova arasındaki ilişkiler, 2022 yılında imzalanan “Stratejik Ortaklığın Derinleştirilmesi Deklarasyonu” zemininde yürütülmektedir. Ancak bu ortaklık, eşit şartlarda bir iş birliği değil, asimetrik bir bağımlılık ve gizli bir rekabet ilişkisidir.
Rusya (Gazprom), Avrupa pazarını kaybettikten sonra doğalgaz ihracat rotasını tamamen Asya’ya, özellikle Çin’e çevirmiştir. Türkmenistan’ın en büyük ekonomik can damarı ise Çin’e uzanan Hat A, B ve C boru hatlarıdır. Rusya’nın Sibirya’nın Gücü hatları üzerinden Çin’e agresif şekilde gaz pompalaması, Pekin pazarında gizli bir fiyat rekabeti doğurmuştur. Rusya, Türkmenistan’ın Çin’e yönelik sevkiyat kapasitesini artıracak olan Hat-D projesinin finansmanını ve yapım sürecini diplomatik kanallardan yavaşlatmak için Pekin üzerinde lobi yürütmektedir.
Rusya, Batı dünyasının teknolojik ve finansal ambargolarını aşmak adına Orta Asya’yı bir “paralel ithalat” üssü olarak kullanma eğilimindedir. Rus paravan şirketlerinin Türkmenistan bankacılık sistemi ve Türkmenbaşı Uluslararası Deniz Limanı üzerinden çift kullanımlı (dual-use) ticari malları sızdırma girişimleri mevcuttur. Aşkabat yönetimi, Batı’nın ikincil yaptırımlarına (secondary sanctions) maruz kalması durumunda, gaz dışındaki tek ciddi döviz geliri olan tekstil, pamuk ve petrokimya ihracatının tamamen duracağının farkındadır. Bu nedenle, Kremlin’i doğrudan reddetmeyip bürokratik engeller ve teknik yavaşlatmalar (red tape) çıkarma stratejisi izlemektedirler.
Türkmenistan ordusunun konvansiyonel silah envanterinin %80’inden fazlası Rus/Sovyet menşeilidir. Rusya’nın Ukrayna’da kendi lojistik kapasitesini tüketmesi, Türkmenistan’a yönelik yedek parça, bakım ve mühimmat tedarik zincirini yavaşlatmıştır. Bu durum Aşkabat’ta ciddi bir lojistik kaygı yaratmaktadır.
Türkmenistan – Ukrayna İlişkileri
Savaş öncesi dönemde Ukrayna, Türkmenistan için hem önemli bir endüstriyel parça tedarikçisi hem de en büyük beşeri sermaye ortaklarından biriydi. Mevcut durumda ilişkiler asgari düzeyde, gerginlikten uzak ama mesafeli yürütülmektedir.
Savaş öncesinde Ukrayna üniversitelerinde (özellikle Harkiv, Kiev ve Dnipro) eğitim gören Türkmen öğrenci sayısı 20 binin üzerindeydi. Savaşın başlamasıyla birlikte bu öğrencilerin tahliyesi Aşkabat için büyük bir lojistik ve sosyal kriz yaratmıştır. Eğitim bağının kopması, Türkmenistan’ın ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendislik, tıp ve havacılık kadrolarının yetişmesinde yapısal bir boşluk doğurmuştur.
Türkmenistan’ın doğalgaz kompresör istasyonları ve ağır sanayi tesislerinde kullanılan kritik makinelerin bir kısmı Ukrayna menşeili firmalar (Sumy NGO vb.) tarafından üretilmekteydi. Savaş, bu fabrikaların vurulması veya üretim hatlarının durması nedeniyle Aşkabat’ın endüstriyel bakım kapasitesine darbe vurmuştur.
Türkmenistan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne dair yapılan oylamalarda tutarlı bir şekilde “Çekimser” (Abstain) oy kullanmaktadır. Bu, ne Ukrayna’nın toprak ilhakını tanıdığı ne de Rusya’yı doğrudan karşısına aldığı rasyonel bir tarafsızlık duruşudur. Ukrayna’ya yönelik insani yardımlar (ilaç ve tekstil malzemeleri) ise Moskova’yı tahrik etmeyecek şekilde tamamen sessiz diplomatik kanallarla iletilmektedir.
Türkmenistan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)
TDT’nın stratejik vizyonu doğrultusunda Türkmenistan’ın TDT’ye “Tam Üye” olması arzulanmaktadır. Ancak Aşkabat’ın “Gözlemci Üye” statüsünde kalma kararlılığı, duygusal değil, tamamen jeopolitik ve realist dengelere dayanmaktadır.
Moskova, TDT’nin Orta Asya’da kurumsallaşmasını ve özellikle Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanını genişletmesini bir tehdit olarak okumaktadır. Türkmenistan’ın TDT’ye tam üye olması, Kremlin tarafından “Batı/NATO destekli bir bloğa kayma” olarak yorumlanabilir. Rusya’nın bu duruma verebileceği olası tepkiler (gaz boru hatlarında ani ‘teknik arıza’ bahaneleriyle akışı kesmesi veya sınır kontrollerini sıkılaştırması), ekonomisi tamamen gaz ihracatına bağlı olan Aşkabat için tolere edilemez bir risktir. Bu nedenle Gözlemci statüsü, Rusya baskısına karşı mükemmel bir diplomatik kalkandır.
Savaşın Türkmenistan’a sunduğu en somut ve en büyük ekonomik kazanç, Trans-Hazar Ulaştırma Güzergahı (Orta Koridor)’dur. Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru’nun Batılı lojistik firmaları tarafından boykot edilmesi, Çin-Avrupa ticaret hattında Türkmenbaşı Uluslararası Deniz Limanı’nı kritik bir merkez haline getirmiştir. Türkmenistan, TDT üyeleri Kazakistan ve Azerbaycan ile gümrük prosedürlerini kolaylaştırma adımları atmış ve transit geçiş gelirlerini artırmıştır. Bu, hayali bir proje değil, ülkeye sıcak para akışı sağlayan fiili bir başarıdır.
Rus askeri sanayiindeki sıkışmışlık, Aşkabat’ı silah envanterini çeşitlendirmeye zorlamıştır. Türkmenistan, Rusya’nın tepkisini çekmeyecek düzeyde ve ticari kontratlar kılıfıyla, Türkiye’den Bayraktar TB2 SİHA, zırhlı muharebe araçları (BMC, Otokar) ve askeri hücumbotlar tedarik etmiştir. Bu hamle, TDT çatısı altında askeri bir ittifaktan ziyade, ikili ilişkiler üzerinden yürüyen pragmatik bir savunma modernizasyonudur.
Türkmen gazının Hazar Denizi’nin altından boru hattıyla Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması projesi, teoride büyük bir fırsattır. Ancak realist sahada iki büyük engel vardır: Birincisi, 2018 Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsü Sözleşmesi’ne göre Rusya ve İran’ın “çevresel gerekçelerle” projeyi veto etme hakkı bulunmaktadır. İkincisi, Rusya’nın Hazar Filosu’nun varlığı ve Ukrayna savaşında Hazar’dan kalibre füzeleri fırlatması, Batılı finans kuruluşlarının bu projeye yatırım yapmasını “yüksek güvenlik riski” nedeniyle engellemektedir. Dolayısıyla, kısa vadede devasa bir boru hattı inşası realist bir beklenti değildir.
Türkiye ve TDT sekreteryası, Türkmenistan’ın tam üyeliği konusunda ısrarcı açıklamalar yapmaktan kaçınmalıdır. Aşkabat’ı köşeye sıkıştırmak, liderliği Moskova’ya daha fazla yaklaşmaya zorlayabilir. Bunun yerine “ekonomik, kültürel ve lojistik entegrasyon” (Orta Koridor odağı) ön planda tutulmalıdır.
Rusya’nın askeri odak noktası Ukrayna iken, Türkmenistan’ın Afganistan sınırındaki radikal unsurlara (DEAŞ-H) karşı kırılganlığı devam etmektedir. TDT, Türkmenistan Millî Güvenlik Bakanlığı (MGB) ile istihbarat ve terörle mücadele verilerinin paylaşımını (ortak sınır güvenliği teknolojileri üzerinden) artırmalıdır. Bu durum, Rusya’nın “bölgeyi koruma” bahanesiyle Türkmenistan sınırlarına askeri üs kurma arayışlarını boşa çıkaracaktır.
Türkmenistan’ın yaptırım hatlarına takılmaması için MASAK ve ilgili finansal istihbarat birimlerimiz kanalıyla Aşkabat’a teknik bilgi desteği verilmelidir. Türkmenistan ekonomisinin ikincil yaptırımlarla sarsılması, TDT’nin Orta Asya’daki ekonomik dengesini de olumsuz etkileyecektir.
Metehan Türkmen
Kafkassam / Aşkabat

