TRT NOGAY NİHAYET AÇILIYOR

Naxçıvanda təlimlər Ermənistana mesajdır

İsrail eski istihbarat başkanı, İsrailîn neden Suriye’ye saldırdığını açıkladı

Irak ve Suriye meseleleri Türkiye Cumhuriyeti’nin sonunu getirebilir

İsrail ve siyonizm

Gündem 11 Ağustos 2019
196

anlamı olarak baktığımız zaman Siyonizm yahudi milletinin Filistin topraklarında yahudi iktidarı kurarak var olması anlamına gelir. Filistin yahudiler için ana vatan anlamı taşıdığından dolayı oraya dönmek ve kendi iktidarında mutlu olmak en büyük amaçtır. Adını Kudüs’te bulunan ve Müslümanların zeytin tepesi dedikleri bölgeden alır ve yahudiler buraya siyon tepesi demektedirler. Siyonizm ve yahudilere göre zamanında burada Hz. Süleyman’a ait bir kale olduğu ve Yahudi edebiyatına göre de bu toprağı sahiplenmek, varlığı yok edilemez bir şekilde sahiplenmek olarak ortaya çıkar. Siyonizm aslında çok eskilerden birinci Babil sürgününden 1947’ye kadar gelen sürede bütün yahudilerin akıllarında, hayallerinde, düşlerinde ve fikirlerinde mevcut olmaya devam etmiş bir durumdur. Yahudiler için adı konulmamış bir dava bir ülkü olarak yüreklerinde hep canlı olmuştur. Yahudi din adamları Babil sürgünü yıllarında yazdıkları Tevrat’ta da bu vatan hasretini ” Babil ırmağı kıyısında oturup siyonu andıkça ağladık. Çevredeki kavaklara lirlerimizi astık. Bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulüm edenler bizden şenlik istiyor. Siyon ezgilerinden birisini okuyun diyorlar. Nasıl okuyabiliriz Rab ın ezgisini el toprağında! Ey Yaruşelayim seni unutursam sağ elim kurusun seni anmaz Yaruşelayimi en büyük sevincinden üstün tutmazsam dilim damağıma yapışsın”. Dünya edebiyatının en büyük ağıtlarından olarak kabul edilen bu sözler bize siyonizmin tarihsel varlığını gösteren belki en önemli belgelerindendir. Baktığımızda yahudiler gerçekten de bu ağıtta söylendiği gibi davranmaktadırlar. En büyük acılarında dahi önce Kudüs’ü andılar sonra acılarını dile getirdiler. En mutlu oldukları zamanlarda dahi Kudüs’ü unutmadılar. Hala da her yahudi çocuğu bu ağıdı okuyarak konuşmaya başlamaktadır. İslamiyetten sonra 70 ile 140 yılları arasında yaşanan ve yahudilerin son sürgünü olarak kabul edilen Roma Sürgünü ile vatan hasreti her yahudi’nin yüreğinde acılı bir sevda olarak var olmuştur. Bir ideoloji olarak Siyonizm ilk defa 1893 yılında Nothan Birnbaun tarafından ” Yahudi sorununun çözümü yahudi halkının anavatanında yeniden doğuşu” adlı çalışmasıyla literatüre eklenmiştir. Aslında bakıldığında bu çalışmadan önce de Kudüs’e yahudi göçü vardı. Özellikle 1856 yıllarında Rusya’daki Pogrom Katliamları adını alan olaylardan kaçan Rusya’daki yahudiler Kudüs’ün kenar mahallelerine yerleşip yaşamaya başlamışlardı. Bunlar haricinde 1897’deki 1.Siyonizm Kongresinden önce özellikle Doğu Avrupa ve Rusya da siyonist amaç doğrultusunda birçok yayın olmuş ve birkaç tane de yerel düzeyde örgüt kurulmuştur. 1882 de Rusya Havevei Zion örgütü ve yine aynı yılda kurulan “Yakubun evi, gidelim” örgütü bunlardan birkaçı olarak gösterilebilir. Siyonizm her ne kadar tarihsel geçmişe ait kökleri olsa da oda varlığını aslında diğer birçok ideoloji gibi Fransız İhtilaline borçludur. Fransız İhtilalinin yaydığı ilkeler ışığında oluşmuş 19.yüzyıl ideolojisidir. Siyonizmde 19.yüzyıl ideolojileri gibi soğuk ve katıdır. Buna birde binlerce yıllık sürgün ve aşağılanmışlık eklenince bu kin ortaya 19.yüzyılın en korkunç ideolojisini ortaya çıkarmıştır. Siyonizmin acımasızlığı temelde Tevrat’ta ki yahudilik ideolojisi ve bu ideolojinin “Onlara acımayın kulak, burun ve dudaklarını kesin bütün aile bireylerini öldürün ve onları yurtlarından sürün gibi Tevrat metinleri diğeri ise uzun yıllar yaşanan sürgün psikolojisinin ve özellikle Rusya ve Batı Avrupa ülkelerinde yahudilerin uğradığı aşağılanma halidir. Yahudiler Hristiyan toplum tarafından büyük aşağılanmalara maruz kalmaktadırlar. Tanrı’nın oğlu İsa’nın katili olarak kabul edilen yahudiler toplumdan dışlanmış ve gettolara hapsedilmişlerdir. Siyonizm büyük çoğunlukla bu aşağılanmaya tepkidir. Her yerde olduğu gibi burada da aşağılanan toplum çok acımasız bir zihin oluşturmuş ve bunun sonucunda da çok acımasız bireyler ortaya çıkarmıştır. Aslında bakıldığında tarihin bir cilvesi olarakta görülebilir ki Adolf Hitler de böylesi bir aşağılanmanın bir ürünüdür. Versay Antlaşmasının Almanları aşağılayan rejiminin ürünüdür. Ve kininin en büyük kurbanları yine yahudilerdir. Ve yine ilginçtir ki Nazi Almanyasından ve Avrupa gettolarından kurtulanların kurduğu siyonist İsrail şimdi ise aşağılayan ve katliamlara sebep veren taraf oluyor. Aslında siyonizmin tarihçesi ‘Nefret nefreti doğurur.” ilkesinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak gözükmektedir. Siyonizm her ne kadar bir ırkçılık ideolojisi olsa da temelde 19.yüzyılın nasyonal sosyalist anlayışına daha yakındır. İlk öncülerini sol kanat oluşturur. Fakat bizim kaçırdığımız bir nokta var ki çok mühimdir. Siyonistler için hiçbir şey ama hiçbir şey siyonizmin hedefi olan Kudüs’te bir Yahudiye Krallığı’nın önüne geçemez. Her doğru ve her ilke sadece bu amaca ulaşmak için vardır. Bu karar 1.Siyonist kongrede alınan bir karardır 1897’de Avustralyalı bir gazeteci olan Theodors Helz “Yahudi Devleti” diye bir kitap yazar. Kitap aslında modern siyonist hareketin manifestosu niteliğindedir. Daha sonra aynı yıl Helz yerel yahudi örgütlerinin desteğiyle Basel’de 1.Siyonist Kongre’yi toplamayı başarır. Bu kongre’de çok önemli kararlar alınmış ve siyonizmin amacı olan İsrail’i temeli atılmıştır. İsrail Devletinin tüm politikaları bu kongrenin ürünüdür. Theodors Helz kongre çıkışında mikrofon uzatan gazetelere dönmüş ve “Yahudi Devleti’ni kurdum.”diyerek sevinç naraları atmıştır. Daha sonra gelişen süreçte Dünya savaşları sonrası hem dünya siyasetinde hemde ortadoğu da dengeler köklü bir değişime uğramıştır. Dünyada İngiliz liderliği yerini ABD’ye bırakmaktadır. Artık hem Dünya siyasetinde hemde Birleşmiş Milletlerde ABD’nin sözü geçmektedir. İngiliz kamuoyunda da Filistin de ölen askerler konuşuluyordu ve hem siyonist hareketin yeni hamisi ABD’nin ve hemde kendi kamuoyunun baskısına dayanamayan Birleşik Krallık 1947 yılında Filistin sorununu Birleşmiş Milletler’e devretti. Bölgenin geleceğine Birleşmiş Milletler karar verecekti. Aynı yıl Birleşmiş Milletler Filistin toptaklarıyla ilgili nihai kararını verdi. Filistin toprakları 2’ye bölündü toprakların %56 sı İsrail Devleti %44 ü Filistin Arap Devleti Kudüs’ede uluslararası bir idare öngördü. Karar 13’e karşı 33 oyla kabul edilirken 10 ülke’de çekimser kaldı. Kararı yahudiler kabul ederken araplar şiddetle karşı çıkmışlardır. Bunun sonunda Filistin topraklarında tam bir kaos hakim oldu. Ve buna bağlı olarak Arap-İsrail savaşları baş gösterdi.Daha donanımlı örgütlü ve eğitimli olan yahudiler saldırılarda büyük başarılar elde ettiler. Filistinlilerin umutsuz direnişi günümüze kadar gelen büyük bir mülteci dramıyla sonuçlandı. BM kararını açıklarken toprakların sadece %6-7 sinde çoğunlukta olan yahudiler 14 Mayıs 1948 tarihinde ki İsrail Bağımsızlık ilanında Yafa’da Batı Kudüs’e ve daha birçok yerde çoğunluk durumuna geldiler. İbrani takvimine göre 5 Iyar 5708 tarihinin 14 Mayıs 1948’e ras gelen gününde sebt yasağının başlamasına dakikalar kala saat 16:00’da David Ben Grion’un İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesini okunmasından 10 dakika sonra ABD ve Rusya sırasıyla İsrail’i tanıdıklarını duyurdu. ABD başkanı Truman “Biz İsrail’i tanıyoruz” açıklamasını yaparken yanında duran haham “Sayın Başkan Rab seni annenin rahmine bu kutsal amaç için koymuştur Rab’in halkına yaptığın bu iyilik ne Yahuda tarafından ne de İsmailoğulları tarafından unutulmayacaktır” diyordu. Bağımsızlık savaşı 1 yıl sürdü. Türkiye Hükümeti İsrail’i tanıdığını ilan etti (1949). Türkiye İsrail’i tanıyan ilk Müslüman devlettir. Son olarak 1949 tarihinde savaş bittikten ve İsrail Devleti kurulduktan sonra ilk yapılan icraat bütün halkı, kadınları, çocukları, gençleri, yaşlıları kısacası bütün halkı yahudilerin bu topraklardaki aidiyetleriyle ilgili kalıntı ve kanıt bulmaya dağlara bayırlara gönderdiler. Bu sayede binlerce tarihi kalıntı toplantı. İşte Ortadoğu’ya hükmetmek isteyen hatta avrupaya hatta ve hatta bütün dünyaya hükmettiği iddia edilen İsrail’in en büyük gücü bu bilinçtir.

Kaynakça: Yılmaz Günay İsrail ve Siyonizm Söyleşisi – James Petras & Robin Eastman Abaya İsrail Siyonizm ve Ortadoğu – Abit Yaşaroğlu Yahudilik ve Siyonizm Tarihi.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 3.sınıf öğrencisi ve Kafkassam Stajyeri Enes Ayyıldız

Yorumlar