Random Deaths Increasingly Frequent, as Innocent Civilians Mistaken for Rebels in Dagestan

Dışişleri Bakanları Moskova’da bir araya gelecek

İngiltere Çin anlaştı Özbekistan’da istihbarat başkanı değişti!

Dinsizlik dünyada ve İslam ülkelerinde neden yayılıyor?

Hamidullah RİZAZADE: Afganistan’da Yaşanan Son Olaylar ve Göç Dalgası Genel Bakış

Gündem 27 Ağustos 2021
79
MAKEDONYA'DA SINAVSIZ ÜNİVERSİTE

Son bir yıldan bu yana savaşın şiddet bulduğu Afganistan’da ve özellikle iki aydan beri iyice savaşın dozunu ve baskısını artıran Taliban örgütü Pensher vilayeti hariç başkent Kabil olmak üzere tüm Afganistan’ı ele geçirmeyi başarmıştır. Afganistan halkına göre, cumhurbaşkanı Ghani acımasızca oyunlar oynayarak Afganistan’ı Taliban himayesine bırakıp terk etmiştir. Fakat Arap Birliğinden kendi Facebook’u hesabı üzerinden verdiği bir demeçle, kan dökülmesini istemediğini ve mecburen terk ettiği bilgisini vermiştir.
Bu gelişmelerle beraber ülkenin genelinde kaos/kargaşa ortamı yaratılmış ve halk başkent Kabil’deki Hamid Karza-i havalimanına akın ederek Taliban zulmünden kaçmak için yabancı ülkelerin özellikle ABD’nin tahliye uçaklarıyla ülkeyi terk etmektedirler. Bu süreçte resmi kaynaklara göre, 2 kişi ve görgü tanıklarına göre 11 Afganistanlının uçaktan düşerek hayatını kaybetmiştir. Geçen her gün kabil havalimanına akın eden Afgan halkı bir umut olsa da ülkeden kaçmak için ve ABD tahliye uçaklarına binebilmek için can pahasına kendilerine fırsat yaratmaktadırlar. Bunu da söylemekte fayda vardır ki, ABD kargo uçakları tarafından Katar’a götürülen Afgan mültecilerin durumları İnsan Hakları evrensel Beyannamesi ya da Mültecilerin Hukuki Statüsüne (1951) ilişkin BM Sözleşmesi (1967 Protokolü) kapsamında değerlendirilecek olursa çok üzücü bir durumla karşılanmak mümkündür. Çünkü özel ihtiyaçlarını gidermek için yeme, içme vb. gereklilik arz eden olanaklarının sağlanmaması özellikle kadın erkeğin bir arada bulunmasının Afgan kültüründe yasak ve ayıp olması gerekçesiyle hepsinin depo gibi bir mekâna yerleştirilmesi kabul edilemez, özellikle savaş mağduru ve canları tehlikede olan birileri için asla tahammül edilecek bir durum değildir. Üstelik insan hakları savunucuları tarafından bu eylemlerin icrası oldukça üzücü sonuçlar doğmaktadır.

Afganların Göç Süreci Ve Sebebi
Kuşkusuz 1919 yılında İstiklalini kazanan Afganistan bölgede refah düzeyinin yüksek olduğu ülkelerden biriydi. 1923 yılından sonra Afganistan-Türkiye yakın temasları ve her geçen günde Askeri, Eğitim ve Ekonomik alanlarında pekişen iki ülke ve özellikle Afganistan açısından oldukça olumlu gelişmelere sebep olmuştur. Amanullah Han’ın ülke çapında getirmiş olduğu bazı reformlar geleneksel ve örf adeta bağlı olan kesimler tarafından kabul görülmedi ve ülke genelinde iç meselelerin kızıştığına sebebiyet vermiştir. Dolaysıyla 1973 yılana kadar Zahir Şah dönemi az da olsa sessiz olaysız ve refah düzeyini yakalayan bir Afganistan’ı görmek mümkündür. Ancak Afganistan’ın, 1973 yılında Davut Han’ın darbesiyle özellikle cumhuriyetin ilanıyla kimsenin tahmin edemeyeceği kara günlerinin müjdecisi olmuştur.
1973 yılından sonra ülkede komünist partilerin (Halki ve Perçemi’lerin) güçlenmesi ve Sovyet Rusya’nın etkin olmasına karşın cihatçı (Mücahit) gurupların ayaklanmasıyla Afganistan’da sağ sol (Mücahit ile Komünist) çatışması iyice alevlenerek iç savaşın habercisi olmuştur. Konu bağlamında Babrak Karmal ile beraber kuzey Afganistan’ın Hayratan ilinden Özbekistan sınırından Afganistan’ı işgal etmek için giren Rus birliklerine karşı mücahitler birleşmişlerdir. Dolaysıyla iç savaşın çıkmasıyla beraber yüz binlerce Afgan, 1979-1989 yılları arasından Pakistan ve İran’a düzensiz bir şekilde göç ederek sığınmaya çalışmıştır. Mülteci krizinin önemli sebeplerinden olan Rus işgali ülkede ideoloji akımlar ve tarafları iyice kesin çizgilerle belirginleştirmiştir.
The Journal Of Migration Studies (Cilt:4, Sayı:2, Temmuz-Aralık 2018, ss:128-159) dergisine göre, 1981 yılında İran ve Pakistan’a yaklaşık 3.7 milyon mültecinin düzensiz bir şekilde göç ettiği not edilmektedir. Bunlardan 1.5 milyonu tahminen İran’a göç etmişlerdir. Aslında yapılan araştırmalara göre İran ve Pakistan’a özellikle ekonomik ve doğal afetler sebebiyle göç süreci 1850 yıllara dayanmaktadır. Fakat konu bağlamında güncel bilgilere yer verilmeye özen verilmiştir. Bu bağlamda o dönemde 3.5 milyon kayıtlı ve kayıtsız düzensiz Afgan göçmenlerinin ülke dışında yaşadığı bilgisi verilmektedir.
Dönemin ekonomik sıkıntıları, bölgede kuraklığın ve işsizliğin artması iç savaş kadar Afgan halkının göç etmelerindeki önemli etkenlerden olmuştur. Çünkü ortalama beşin üzerinde aile fertlerinin bulunması ve bunların geçimi için kaynağın olmaması ister istemez halkı göç etmeye itmiştir.
Düzensiz göç dalgasındaki süreçte, 1990 yıllarında özellikle Taliban örgütünün ortaya çıkmasıyla yeni bir göç sayfanın açıldığını söylemek mümkündür. Nitekim yukarda bilgisini verdiğimiz düzensiz göç sayısı, Taliban şiddetinden ve teröründen kaçarak ülkeyi terk eden göçmenlerin sayısı 6.5 milyona çıkmıştır. Yani ülkenin nerdeyse dörtte birlik nüfusunun ülkeden kaçarak kendilerine yeni hayat kurmaya çalışmışlardır. 1993 yılında ortaya çıkan Taliban örgütü kısa bir süre içinde Afganistan’ı ele geçirerek İslami bir rejim inşa etmiştir. Din ve şeriat üzerinde ve radikal dinci bir yaklaşımla kurulan hükümetten insanlar kısa sürede bıkmış ve böylelikle yeni bir göç dalgası dönemi açılmıştır.
Taliban rejimi şeriat ve radikalizmden beslendiği için beş vakit namaz kılmayanları, hırsızlık yapanları, filim yada müzik dinleyenleri, saç bırakanları, sakalını kesenleri, erkeksiz dışarıya çıkan kadınları oldukça ağır cezalar vererek cezalandırılmaktaydı. Özellikle şii mezhebinde olan Hazara’ları ve kendilerinden olmayan Özbekleri oldukça ağır cezalar vererek ister istemez onları Afganistan’ı terk etmekten başka seçenek bırakmıyorlardı. Böylelikle göç sayısının artmasıyla beraber batı ülkelerine kadar etkilemiştir. Pakistan’daki UNHCR ofisinde kayıt olan yüzlerce Afgan Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerine iltica etmiştir.
11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da yapılan saldırılar ve neticesinde, İngiltere’nin ısrarları üzerinde NATO Sözleşmesinin ilk defa 5. Maddesi (Bu madde ilk defa El-kaide terör örgütünü yok etmek için Afganistan harekâtında kullanılmıştır.) kapsamında müttefik devletler harekete geçmişlerdir. Dolaysıyla Taliban rejimi yıkılmış yerine Hamid Karza-i başkanlığında geçici hükümet kurulmuştur. Afganistan’da yeni ve temiz bir sayfa açılmıştır. Ülke dışında yaşayan birçok Afgan geri ülkesine dönmüş ve kendi ülkesinde hayat sürmek için umut dolu hayallerle yeni başlangıç yapmıştır. 2001-2012 yılları arasında altın dönemini yaşayan Afganistan ve Afganlar 2012’dan sonra özellikle Karza-i’nin seçilmemesi ile birlikte Taliban örgütü yeniden boy göstererek merkezi hükümete karşı küçük çaplı olsa da eylemler gerçekleştirmeye başlamıştır.
Bunun önüne geçemeyen hükümet (Ghani) halkın kuşkusuna ve şüphesine neden olmuştur. Nitekim yatırımcılar ve yabancı şirketler ve devletler yavaş yavaş sermayelerini geri çekilmeye başlayınca halk iyice tedirgin olmaya başlamıştır. Böylece yepyeni bir göç dalgasının sayfasının açıldığını söylemek mümkündür. Ghani’nin hükümet başkanı olmadan önceki vatlarından biri ülke ekonomisinin düzelmesi ve güvenliğin sağlanması olmuştur. Yalnız bu konularda oldukça başarısız bir eğim gösteren Ghani halkın ülkeyi terk etmelerine sebep olmuştur.
Afgan halkı yeniden Pakistan ve İran yolunu alarak oradaki akraba bağlarından ve ortak coğrafi benzerliklerden ve kültürden faydalanarak düzensiz bir biçimde göç etmeye başlamışlardır. Kuşkusuz 2018 Mayıs ayında ABD’nin Nükleer Anlaşmasından çekilmesi ve İran’a karşı uyguladığı yaptırımlar, İran’ın borsasını olumsuz etkilemiştir. Dövizdeki ciddi dalgalanma ülkedeki ekonomik anlamda işsizlik buhranına yol açmıştır. Bu durumdan etkileyen Afgan göçmenleri ve işçileri kendilerine yeni iş olanakları ve imkânları yaratmaya çalışmışlardır. Dolaysıyla hedef ülke olan Türkiye’ye yavaş yavaş düzensiz bir şekilde göç etmeye başlamışlardır. Nitekim bu gelişme son zamanlarda Türkiye’deki bazı bürokratlar ve siyasiler tarafından gündem edilmiştir. Yetkiler tarafından her gün tüm Türkiye olmak üzere yüzlerce düzensiz göç eden Afgan’ı ilgili Göç İdare başkanlıklarına teslim edilerek ülkelerine sınır dışı edilmeleri için geri gönderme merkezlerine gönderilmektedir. İçişleri bakanlığı etkililerince şimdiye kadar yaklaşık 400 bin düzensiz Afgan göçmeninin sınır dışı edildiği bilgisi verilmiştir.
Neden Türkiye?
İş olanakları arayışında olan Afganlar kendileri için en uygun ülke olarak Türkiye’yi görmektedirler. Bunun yanı sıra Avrupa’ya sınırı olan ülke olması da onlar için vazgeçilmez ve önem atfetmektedir. Afgan’lara göre, Türkiye’de hem iş ortamının bulunması hem de birkaç yıl burada çalışıp para kazandıktan sonra insan kaçakçıları ile anlaşıp Avrupa’ya gidebilmek gibi bir düşüncelerinin olması oldukça dikkat çekmektedir. İsimlerinin gizli kalmasını isteyen birkaç düzensiz Afgan göçmeni ile yaptığım görüşmede şöyle diyordu; “Türkiye’yi çok seviyorum bir daha dünyaya gelme şansım olsaydı kesinlikle Allah’tan Türkiye’de doğmamı isterdim. Çok güzel bir ülke… Fakat biz burada kalmak istemiyoruz ilk fırsatta kaçak olarak Avrupa’ya gitmek istiyoruz”.
Aslında gelen düzensiz Afgan göçmenlerinin yaklaşık %80’nı Türkiye’yi Avrupa’ya geçiş ülkesi olarak görmektedir. Geri kalanları ise ortak dil, kültür ve tarih açısından Türkiye’yi beğenip kalan hayatını burada geçirmek istemektedirler.
Afganlı düzensiz göçmenler üç başlangıç noktasından Türkiye’ye doğru yola çıkmaktadırlar. Birincisi ve en kolayı İran’dan Türkiye’ye gelen düzensiz göçmenlerdir. Bu göçmen grubu yıllardır İran’da yaşamış hatta orda doğmuş ve büyümüş olanlardır. Ayrıca bu kesim tamamen İran kültürüne adaptasyon süreci geçirmişlerdir. Bu göçmenlerin yasa dışı girişleri Türkiye’nin Van ilinden gerçekleşerek Türkiye’nin çeşitli ilerine dağılmaktadırlar. İkincisi ise Pakistan’dan Türkiye’ye gelmek isteyen Afgan göçmen grupları vardır. Bu göçmen grupları aynı İran’daki gibi uzun zamanlardan beri Pakistan’da yaşamış ve bazı ekonomik sıkıntılardan dolayı Türkiye’ye ulaşıp birkaç yıl çalışıp Avrupa’ya geçme hayâlarıyla yola çıkarak önce Taftan dağından geçip İran’ın Bender-i Abbas bölgesine ulaşmaktadırlar. Ardından kaçakçılar tarafından Şiraz ve İsfahan’dan Tahrana getiriliyorlar. Beli zamanlama ve planlamadan soran Urumiye’ye getirilip Hoy veya Selmas illerinden Türkiye’ye geçişleri yasal dışı gerçekleştiriliyor. Üçüncü ve son grup ise direkt Afganistan’dan yola çıkanladır. Bunlar ise, eskiden Afganistan’ın Nimruz ilinden Ferah iline geçip oradan Herat’a gelip İran’a geçişler sağlanıyordu. Ancak 2020 yılında yaklaşık 57 düzensiz Afgan göçmeninin İran polisleri tarafından Zülfikar bölgesinde ateş açarak öldürülmesiyle birlikte kaçakçılar, Pakistan güzergâhını kullanarak İran ve ardından Türkiye’ye yasal dışı geçişleri sağlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Afganistan’dan Türkiye’ye gelen Afgan göçmenlerinin aile deki kişi sayısına ve yaşına göre 1000-2000 Amerikan doları almaktadır.
Sonuç
Yaklaşık bir hafta önce Taliban tarafından ele geçirilen Afganistan’ın durumu hala belirsizliğini korumaktadır. İnsanlar akın akın ülkeyi terk etmektedirler. Geçen gün Amerika başkanı Baidin’in şu konuşması Afganları iyice endişeye ve çaresizliğe itmiştir. “tahliye sürecinde kendi askerlerimize, bölgede görev yapan vatandaşlarımıza ve bizimle çalışan temasta olan tercümanlık yapan bizimle çalıştığı için canı tehlikede olan Afganistan vatandaşları için öncelik tanınacaktır.” Yani geri kalan Afganları kendi kaderine bırakacağı konuşmasının devamında şöyle söyledi, “biz Afganistan’a El-kaide terör örgütü için girmiştik şimdi ise misyonumuz sona erdi geri evimize gidiyoruz”. Baidin’in konuşması aslında çaresizce Afganistan’ı yeni baştan savaşın ocağı haline getirileceği yönünde olmuştur. Yani Taliban örgütünün içindeki Hakani ve Mola Birader taraftarları er ya da geç Afganistan’ın paylaşımındaki anlaşmazlıkları gün yüzüne çıkacaktır. Orda kalan halklara nasıl bir denge politikası uygulayacağı henüz belli değildir. Şimdilik ılımlı davranan Taliban örgütünün davranışını stratejik ve politik bir taktik olduğuna yorumlayan araştırmacılara göre, daha sonra tekrar şiddete başvuracağı yönündeki düşünceler ağır basmaktadır.
Ayrıca Taliban, bölgede 1990 yılında Sovyetlerin dağılmasıyla beraber orta Asya’da baş gösteren din menşeli akım ve hareketlere can verme ve ya örnek olma tereddüttü üzerinde durmak oldukça önemlidir. Çünkü orta Asya’ya sınır olan Afganistan rahatlıkla bölgedeki diğer dinin guruplarla irtibat halında olabilmeleri söz konusudur.
Dolaysıyla bölgede ve özellikle Afganistan’daki iç savaşın çıkması bölgedeki tüm devletlere sirayet edecektir. Bu durumda Rusya, Çin ve Türkiye’nin alacağı pozisyon gidişatı etkileyecektir. Türkiye Taliban’la Uluslararası Hukuk çerçevesinde bir ilişki halinde olması icap eder aksi halde Afganistan’daki Türklerin tepkisine yol açacaktır. Kuşkusuz çok dikkatli planlar ve stratejilerle hareket etmesinde yarar vardır. Çünkü karşısında sağı solu belli olmayan hatta dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD’nin baş edemeyeceği bir örgütten söz ediyoruz. Ayrıca Türkiye’nin bölgeye girmesi dolaylı bir şekilde mülteci ve göçü kabul etme yönünde niyet bildirmiş olacaktır.

Öneriler
Afganistan’dan milyonlarca düzensiz göçün gerçekleşeceği beklenmektedir. Dolaysıyla bu akımdan en çok etkileyen ülkeler Pakistan, İran ve Türkiye olacaktır. Bu bağlamda bu üç ülkenin biran evvel bu göçü önleye bilmeleri için Taliban rejimiyle uluslararası hukuk çerçevesinde ve kurallarına uygun ilişki ve irtibat kurup diyaloglar kurmaları gerekmektedir. Bu üç ülke bu konuda birbirlerine dürüstçe davranıp ortaklaşa göç kriz masası kurup ekipler halinde biran önce toplanıp dalgayı en aza indirgemeleri gerekmektedir. Pakistan ve İran geçiş yâda güzergâh ülkeleri olduğu için bu dalgadan en çok etkileyen ülke Türkiye olacaktır. Dolaysıyla Türkiye ivedilikle konuyu ilgili göç idaresi başkanlıkları düzeyinde değil göç idaresi bakanlığı düzeyinde ele alması arz etmektedir. Ayrıca göçmen ve mülteci alanlarında çalışan ve insanı hizmetler veren sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket ve fikir alışverişi içerisinde bulunması önem atfetmektedir.
Hamidullah RİZAZADE
Kaynakça:
Selda GEYİK YILDIRIM, Göç ve Afganlar: “İstikrarlı Mülteciler”, Göç Araştırmalar Dergisi, Cilt:4, Sayı:2 Temmuz-Aralık 2018, ss:128-159
Abdullah KARATAŞ, Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi Volume: 50, Summer-2021, p. (75-91)
Yavuz CANKARA, Türk Dünyası Araştırmaları, Cilt: 124 Sayı: 245 Sayfa: 447-460, Mart – Nisan 2020

Yorumlar