KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Altan Çetin: Cihan Şümul Bilgi ve Medeniyetin Kitabı Kutadgu Bilig

Altan Çetin: Cihan Şümul Bilgi ve Medeniyetin Kitabı Kutadgu Bilig

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 12 dk okuma süresi
39 0

Kendi Merkezinde Bir Cihan Şümul Bilgi ve Medeniyetin Kitabı Kutadgu Bilig
Türklerin modern zamanlardaki en büyük meselelerinden birisi sabiteler ile değişkenler arasındaki dengenin bozulması ve asgari müştereklerin bu mecrada silikleşmesidir. Bunun aşmanın yolu geçmiş tecrübe ve kaynaklara bakarak yeni için bir yol ve yordam aramak gibi görünüyor. İçinde olduğumuz anlam ve medeniyet krizini de ancak böylece aşabiliriz. Kimlik meselesi ve evrenseli temsil ve temessül sorunu bu cümleden hayatımızı bulandırmaya devam ediyor.

Kutadgu Bilig müellifinin bir kimlik ve şahsiyet sorunu yoktur. Eserini yazdığı dil münasebetiyle kültürünün farkındadır ve bunu aşikarane ortaya koyar. Türkistan ve Turanlılar gibi tabirler, Buğra Han dili ve Türkçe olarak gibi tespitler Yusuf Has Hacib’in kimlik kodlarının ne kadar farkında olduğunu, bilgi ve bilgelik zeminini netliğini ve bunların üzerine bir cihan şümul, moda tabirle evrensel, bilgi üretilebileceğini göstermesi bakımından onun eseri bir bilgi ve medeniyet kitabı olarak ortaya çıkar: “Meşrik eyaletinde, bütün Türkistan memleketlerinde, Buğra Han dilinde, Türkçe olarak, bu kitaptan daha iyi bir kitabın hiç kimse tarafından tasnif edilmemiş olduğunda Çin ve Maçin âlimleri ile hakîmlerinin hepsi ittifak etmişlerdir…Turanlılar ise, Kutadgu Bilig demişlerdir.” Müellif kitabının eşsizliği ve buradaki malumatın da herkesi kapsama yeteneğini makul bir öz güvenle Türkçe olarak ortaya koyar. Turanlıların Kutadgu Bilig dediği bu eser toplum, devlet ve şehir merkezli medeniyet çatısının içine değer sistemi ile kendiliği üzerinden evrensel bir söz ile Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresinin meşru zeminini gösterir. Milli kültürden milletler-arasılaşacak bilgi üretebilmek, bir kültürün medeniyet düzeyinde toplum-devlet-şehir hayatına tesir edip farklı ülkeler ve milletler için de anlamlı olması bir hars için değerli şeylerden biri olsa gerektir. Yusuf Has Hacip Türk Hakanlığı/Karahanlılar devrinden müstakbele Turanlıların Türkistan’daki sözünü miras bırakır ve “Arapça ve Farsça kitaplar çoktur; bizim dilimizde bütün hikmetleri toplayan yalnız budur. Bunun kadrini ancak bilgili bilir; bilgi kıymetini de ancak anlayışlı takdir eder. Bu Türkçe beyitleri senin için tanzim ettim; ey okuyucu, okurken unutma, bana dua et.”, diyerek milli dil ile milletlerarası bir değer dünyasının sahibi olduğunu ortaya koyar. Bilgi ve düşüncenin gerçek değerini gördüğü yerde medeniyetin çiçek açması muhtemeldir. Bunun ötesi ise kültürün insanlar arası bir değere dönüşmesidir ki bu tarihe bırakılacak en değerli meselelerden biridir.

Peki, bu milletler arasılığın karinesi nedir? İşte bunu da kitabı tasnifinde bize bıraktığı içerikten anlıyoruz. Bizler gibi kategorik ezberleri öz zannedenlerin çok olduğu bir devirden Kutadgu Bilig’e intikal hele de bu manada bir evrensel değer üretebilmek iddiası meçhul görünse de Türklerin tarihte bunu başardığı ortadadır: “Bu aziz kitap dört büyük ve mühim temel üzerine bina olunmuştur; Biri- doğruluk, İkincisi – saadet, üçüncüsü-akıl, dördüncüsü-kanaat”. Burada görüleceği üzere doğrudan insana ve onun değer dünyasına konuşan kavramlar vardır. Burada bir kültür-üstü değer yapısının bir milli kültür içerisinde kavramlaşarak, Türkçe ifadeleri ile ortaya konuluşu vardır. Şahıslar, kavramlar ve olgular sembolik bir dünya içerisinde konuşur: “Adalete Kün-Toğdu adını verir ve onu hükümdar yerine koyar. Devleti Ay-Toldı ismi ile zikreder ve bunu onun veziri sayar. Akıla Oğdulmiş adını vermiş ve buna da vezirin oğlu demiş. Kanaate Odgurmış adını verir ve buna da vezirin akrabası der.” İşte hayattan kopmadan, insanı ıskalamadan milli kültürün cihan şümul kavramlar ile medeniyet dili haline gelmesi. Aynı zamanda Türkçenin kadim bilgeliği burada özü Türkçe üzerinden geleceğe bir medeniyet dili olarak akmaktadır.

İşte bu zemin üzerinden bir medeniyet yapısının olgu ve kavram dünyası töre bağlamında bilgelik çerçevesinde hayata sunulur. Toplum/millet, devlet ve şehir üzerinden yükselen medeniyete dair hususlar eserde ele alınır: “Ey bu kitabı makbul bulan ve bu Türkçe esere hayretle bakan kimse, Yine bil ki, bu kitap her kese yarar, fakat memleket ve şehirleri idare için, hükümdarlara daha çok faydalı olur. Bir memleketi idare edenlerin kimler olduğunu ve onlara nelerin lazım geldiğini hakîmler söylemişlerdir. Hükümdarların korunmaları ve bunun için gereken şeyler ile hâkimiyetin icap ve şartlarını; Devletin harap olması veya beka bulmasının neden ileri geldiğini, bu hâkimiyetin nasıl devam ettiğini ve nasıl elden çıktığını…” Kutadgu Bilig’in memleket ve şehirler idare edecek devlete dair bir medeniyet eseri olduğu burada izaha gerek bırakmayacak şekilde ortadadır. Bu Türkçe eser hayrete düşürecek ve ne yazık ki sloganlaştırma dışında özünden bihaber olduğumuz, canına dokunamadığımız bir yitiğimiz olsa da Türkçe’nin bir medeniyet şaheseri olarak kenarda durmaktadır. Şaheser lafzını boş bir övgü merakı olmanın ötesinde özden beslenen bir sözün medeniyet merkezli bir tarih anlayışının kaynağı olarak Kutadgu Bilig okunmalıdır.

Yusuf Has Hacip “Hükümdarların halk üzerinde hakları olduğu gibi, halkın da aynı derecede, hükümdarlar üzerinde hakkı vardır. Raiyyet onun bu hakkını gözetmeli, hükümdar da onun ten ve canını korumalıdır.” Burada aşikar olduğu üzere, toplum-devlet ilişkileri bağlamında medeniyetin bize göre tüm unsurlarının yer aldığı görülecektir. Medeniyeti bir inanç ve akide sananların yahut teknik bir meseleye indirgeyenlerin Kutadgu Bilig dünyasına İbn Haldun umranından bakması ve naçizane Ok-Yay Medeniyet Teorisi olarak bugün ortaya koymaya çalıştığımız zaviyeden Türkistanlılık bağlamında meseleyi okuması tarihe, hayata ve geleceğe faydalı olacaktır.

Peki, bu olursa ne olur? Bu kitabın medeniyet merkezli gaye ve odağının neticesi yahut hasılası ne olacaktır? Buna yine Kutadgu Bilig cevap versin: “Halk zenginleşti ve memleket nizama girdi; halk hükümdara dualar etti. Halk kurtuldu ve zahmet denilen şey ortadan kalktı; kuzu ile kurt birlikte yaşamağa başladı. Memleketi tanzim edildi, idaresi düzeldi; hükümdarın saadeti günden-güne arttı. Bir müddet böyle huzur ve asayiş içinde geçti; halkın ve memleketin her işi yoluna girdi. Memlekette yeni şehir ve kasabalar çoğaldı; hükümdarın hazinesi altın ve gümüş ile doldu. Hükümdar rahat etti ve huzura kavuştu; şöhreti ve nüfuzu dünyaya yayıldı.” Kuzu kurt ile nerede birlikte yaşar tabi ki hak, hukuk ve adaletin cari olduğu o medeniyet ülkesinde. Peki, ne olmuştur? Halk zenginleşmiş ve memleket düzene kavuşmuştur. Halk kurtulmuştur. İnsan odaklı bir bakış cihan şümul değerlerle kurduğu hayatta huzur ve asayiş söz konusu olur. Şehir ve kasabalar çoğalır, umran canlanır. Hazine altın ve gümüş dolar. Şöhret ve nüfuzu dünyaya yayılır ve böylece onun evrensel değerleri de dünyada bir medeniyet muhtevası olarak âleme nizam olur. Kutadgu Bilig bir ütopya ya da distopya eseri değildir; ufolar tarafından yahut marduk gibi gizil güçler tarafından uzaydan getirilmiş de değildir? Türk töresi bilgeliği ile kutlu bir nizamın makul ve mantıklı esasları Türkçe olarak tüm cihana ve insanlığa sunmuştur. Kendi dışında kendini arayanlara duyurulur! Z kuşağı denilen evladı vatan da kendine bu bilinçle bakmalıdır.

Yaşanan güncel hay huy içinde kuzu ile kurdu birlikte yaşatacak bir değer dünyasını hatırlamanın vakti gelmedi mi? Memleketin tanzim edilip, idaresinin düzelmesi ile halkın/toplumun/milletin kurtulması, zenginleşmesi, hazinenin altın gümüşle dolması bir sonuç değil midir? Hülasa biraz arkaya bakacak tenezzülümüz varsa ilerideki aydınlık bizi karşılamaya hazır gibi duruyor. Kutadgu Bilig’in bir medeniyet bilgisi ve kitabı olduğunu gösterdiğimizi umduğumuz bu yazı vesilesi Türklerin ve Türkçe’nin müstakbeline Türkistanlılık ile umutla bakmamak için de bir sebep yoktur. Bunlar elbette politikanın kısır sınırlarının ve mahdut idrakinin çok ötesinde bir devlet-medeniyet meselesi olarak düşünülmesi gereken, ciddi bir akademi ve eğitim sistemi ile güçlü bir iktisadi arka planın ciddiye alması zarureti olan konulardır. Şekillerle şekilcilikle alakası hiç yoktur. Doğu Batı arasında Türkler Kutadgu Bilig ile törenin bilgeleştirici dünyasında kazanılacak hasletler ile kuta müstahak ve geleceğe namzet olabilirler. Türkistan’a ve Türkistanlılara selam olsun…

Altan Çetin

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.