KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Ahmet Arslan: UKRAYNA SAVAŞI VE MİLLİ DEVLET’İN ZORUNLULUĞU

Ahmet Arslan: UKRAYNA SAVAŞI VE MİLLİ DEVLET’İN ZORUNLULUĞU

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 5 dk okuma süresi
72 0

Sonucu ne olursa olsun bu savaş şunu gösterdi: Ne kadar büyük bir ordunuz olursa olsun, yeni kurulmuş, küçük bir ordusu da olsa bir ülkeyi işgal etmeniz öyle kolay değil.

Kimse vatanından öyle kolay vazgeçmiyor. Vazgeçmediği gibi canı pahasına da olsa savunuyor.

Hemen hepimiz, savaş başladıktan sonra Kiev’in en geç 48 saat içinde düşeceğini, Ukrayna’nın da en geç bir haftada teslim olacağını sanıyorduk. Sanmaktan da öte inanıyorduk.

Herkesin ödünün koptuğu Kızılordu’nun daha da modernize olmuş, yeni şartlara uyum sağlamış mekanize ve zırhlı donanıma sahip devasa bir ordunun Ukrayna gibi bir ülkeyi silip süpürmesi an melesesiydi. Konvansiyonel anlamda işgal çok rahat gerçekleşecekti. Umutlar özellikle şehirlerdeki gayri nizami savaşa bağlanmıştı.

Ukrayna Ordusu, 2014 yılında Kırım’ın işgalinden sonra kuruldu. Kırım, Donetsk ve Luhansk’ın işgali Ukraynalılara hem ordu kurma ihtiyacını hissettirdi hem de halka millet olma bilinci verdi.

Buna rağmen Rus nüfusun ülke içindeki dağılımı ve etkinliği, Ukrayna Ordusunun adeta iki cephede birden savaşacağı varsayımının güçlenmesine sebep olmuştu.

Hafızası güçlü olanlar hatırlayacaktır. 90’lı yılların ilk yarısında Türkiye’de “İki buçuk savaş teorisi” vardı. Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığı sorunundan dolayı Yunanistan ile savaşa girmemiz halinde, o dönemdeki Hafız Esad Suriye’si de bize savaş ilan edecekti. Etti mi iki cephe? İçerideki PKK teröristleri de bu devletlerden destek alarak iç karışıklığa sebep olacaktı. Bu da savaşın “buçuk cephesi” olacaktı.

1995 yılında Diyarbakır-Devegeçidi’nde 16. Zırhlı Tugay’da askerliğimi yaparken Yunanistan’la krizin derinleştiği bir dönemde, Tugay Komutanımız Engin Alan bir Tugay İçtimasında, “İki Buçuk Savaş Teorisini” bütün askerlere anlatarak, zırhlı birliklerimizin Suriye sınırında görev yapacağını anlatmıştı. Asıl görevi “İç Güvenlik Operasyonu” olan 16. Zırhlı Tugay’ın garnizonda kalan tank ve diğer zırhlı araçları Tugay’dan ayrılmıştı. Personel de yoğun bir eğitime alınmıştı.

Sonra kriz yatışınca ekipman ve birlikler tekrar normal tertiplenmelerine dönmüştü.

Günümüze tekrar dönecek olursak, Ukrayna’daki Rus nüfusun etkinliği ve devlet içindeki gücü “buçuk” değil adeta “ikinci bir cephe” gibi niteleniyordu. Şu anda bile hemen her gün Rus ajanı çıkan bir eski bakan, milletvekili falan tutuklanıyor, öldürülüyor.

Zaten eski Cumhurbaşkanı bile Rusçu olduğu için ülkeden kaçmak zorunda kalmış ve Rusya’ya sığınmıştı.

Ukrayna’nın dezavantajlarına ilişkin detaylara girmeye gerek yok. Daha pek çok şey ilave edilebilir.

Bütün bunlardan olayı “çok kısa bir sürede mutlak mağlubiyet” öngörülüyordu.

Ama Ukraynalılar bütün tahminleri, öngörüleri yanlışladı. Savaşı kaybetseler ve ülkelerinin tamamı işgal edilse bile, “mutlak kazananın Ukrayna, mutlak kaybedenin de Rusya olduğunu” ispatladılar.

Son dönemde küçümsenen “vatan ve millet olgusunun” belirli bir sürece ait “moda olmadığı” bir kez daha ortaya çıktı.

Milli devletleri, vatan kavramını küçümseyen neo-liberal yavşaklar hem Ukrayna krizinden ibret alsınlar hem de AB’nin Afganistan’dan nasıl kaçtığını iyi analiz etsinler.

Öyle “dünya vatandaşlığı” gibi evrensel bir yavşaklık yok. “En yavşak yurttaş bile” ayağını basacak bir toprak arıyor.

Bu kiriz milli devletlerin gerekliliği ve önemini daha da artıracak.

Bu savaşta bir de başta ABD olmak üzere diğer emperyalist devletlere bir mesaj var: Gücünüze güvenerek ülkeleri işgal etmeye, kripto kadrolarınızda sistem değişikliklerine gitmeye kalkışmayın. Her ülkeyle adam gibi, iki eşit devlet olarak ilişki kurun. Koskoca Rusya içindeki hatırı sayılır Rus nüfusu bulunması ve komşusu olmasına rağmen ne kripto elemanlarıyla Ukrayna’daki sistemi değiştirebildi ne de askeri gücü ile siyasi amaçlarını gerçekleştirebildi.

Kafamı toparlayabilirsem KOVİD-19 salgını ve Ukrayna krizi çerçevesinde milli devlet gerçekliği ve zorunluluğunu ele alan bir analiz yazacağım.
Ahmet Arslan Kafkassam

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.