XVII. YÜZYILDA KIRIM HANLIĞI’NDAKİ GELİŞMELER

Հայաստանի չորրորդ նախագահի լիազորությունները

Afrin əməliyyatı və Suriyada yeni müharibə oyunu

Amerikalılar ve Ruslar Afrin’de PYD’yi Türk ordusunun önüne attı!

Türkiye Rusya ile Irak’a müdahaleyi görüşüyor!

Gündem 2 Kasım 2016
798

Türkiye’nin Musul meselesindeki izleyeceği strateji sanıldığı gibi IŞİD sonrası TSK’nın tüm gücüyle müdahale edeceği bir konsept içermiyor. Türkiye; yüzyıllık anlaşmalar çerçevesinde Musul halkının plebisit yani bir tür referandumla yönetim şeklini belirlemesinden yana ve bunu en yetkili ağızlardan ‘Musul Musullularındır’ sözleriyle formüle ediyor. Türkiye’nin Şii milislerin ve Şii ağırlıklı Irak ordusunun Musul’a girmesine karşı olmasının tarihi, kültürel ve demografik nedenleri mevcut. IŞİD kontrolündeki Musul’un nüfusunun yüzde 90’nı Sünniler’den oluşuyor. Bu nedenle Türkiye Musul mevzusunda, Arap ve Sünni halka hitap eden söylemi tercih ediyor. Çünkü bölgedeki Şii oranı yüzde 7, diğer azınlıklar ise yüzde 3 oranında. Sünni nüfusun dışında kalan Şii ve azınlıkların önemli bir bölümü, terör örgütü IŞİD’in kenti işgali sürecinde bölgeyi terk etmiş durumda. Musul’da yüzde 90’lık orana sahip Sünnilerin yüzde 75’ni Araplar, geri kalan bölümünü ise Türkmenler ve Kürtler oluşturuyor. Irak’ın en büyük şehirlerden birisi olan Musul’un yüzde 90’ı Sünnilerden, yüzde 7’si Şii ve yüzde 3’ünü de diğer azınlıklar oluşturuyor. (Bkz. http://www.aksam.com.tr/dunya/yuzlerce-yillik-musul-gercegi/haber-556711 )

Türkiye’nin dillendirdiği ‘Musul Musullularındır’ söylemindeki içtenliğinin en net yansıması, Musul operasyonunda Musul halkından özellikle Araplardan oluşan Haşdi Vatan güçlerini seferber etmesi denilebilir. Türkiye yıllar öncesinden ordusunun Musul’a sokulmayacağını öngördüğünden, Saddam sonrası Irak politikasında ortaya çıkan yerel muhalif aktörlerle işbirliğine gitti. Örneğin Irak eski Devlet Başkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi’den ilgisini hiç eksik etmedi. Tarık el-Haşimi 20 Mayıs 2012’de, kurdurduğu ölüm tugaylarıyla siyasi muhalifleri ve Irak güvenlik güçlerine yönelik saldırıları organize ettiği suçlamalarıyla gıyabında yargılanmıştı. Kendisi ve damadı Ahmed Kahtan için 9 Eylül 2012’de idam cezası verildiğinden, o tarihten itibaren bazı zamanlar Türkiye’de bazı zamanlar Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içinde ikamete mecbur kalmıştı.

Türkiye, Irak eski Devlet Başkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi’nin talepleri doğrultusunda, Musul eski Valisi Nuceyfi’nin önderliğinde binlerce Kürt, Arap ve Türkmen hatta Ezidi’yi Başika kampında eğitime tabi tuttu. Şimdi deyim yerindeyse maksat hasıl oldu ve Haşdi Vatan Musul operasyonlarının tam ortasında. Türkiye’nin Başika kampını tahliye edebileceğini sinyallerini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu verdi ve “Başika Kampı’nın Bağdat ile gereksiz bir gerginlik yarattığını, bunu yoluna koymak için de diplomatik çabaları sürdürdüklerini” söyledi. Çavuşoğlu; “Başika kampının amacı da DEAŞ’a karşı yerel güçleri eğitmekti ama gereksiz bir hale geldi. Şimdi olumlu adımları atıyoruz” diyor. (Bkz. http://rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/011120164 )

Türkiye; Irak ile Başika krizini çözmek için görüşmeleri sürdürürken, Telâfer’de katliam ihtimalini görüşmelerin en temel konularından biri olarak masada tutup Bağdat’ı ikna çabasında. Irak yönetiminin, Musul’a girmemeleri karşılığında Şii milislere Telâfer’de istediklerini yapabilecekleri garantisinde bulunmuş olabileceği ihtimali, en başından itibaren Ankara’yı kaygılandıran bir husus. Ankara’nın haklılığı, Uluslararası Af Örgütü raporuna da yansımış durumda. Raporda IŞİD kontrolündeki bölgelerden kaçan Iraklıların, intikam saldırılarıyla, işkence, kaybedilme ve ölümle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Uluslararası Af Örgütü, Irak’ta IŞİD’den kaçan sivillerin karşılaştığı intikam saldırılarıyla ilgili yeni raporunda “Irak’ta paramiliter milisler ve hükümet güçleri, kendilerine İslam Devleti (IŞİD) adı veren silahlı grup tarafından kontrol edilen bölgelerden kaçan binlerce sivile işkence ederek, keyfi gözaltına alarak, zorla kaybederek ve yargısız infazda bulunarak savaş suçlarının da dahil olduğu ciddi insan hakları ihlalleri gerçekleştirdi” tespitlerine yer verildi. (Bkz. http://amnesty.org.tr/icerik/2/2004/isid-kontrolundeki-bolgelerden-kacan-iraklilar-intikam-saldirilarinda-iskence-kaybedilme-ve-olumle-karsi-karsiya )

Telafer; Türkmenlerin nüfusunun yoğun yaşadığı yerler arasında. Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi Musul’un batısındaki 2014’ten bu yana IŞİD kontrolündeki Telafer’e “operasyon” başlattıklarını duyurdu. Açıklamada, “Yaralı şehir Telafer, özgürleştirilecek şehirler arasındadır” denildi. Türkiye, Haşdi Şabi’nin nüfusunun büyük bölümünü Sünnilerin oluşturduğu ve çok sayıda Türkmen’in yaşadığı Telafer’e yönelik operasyon başlatmasına kesin olarak karşı çıkıyordu. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Buradaki Türkmen kardeşlerimizin hak ve hukukunu da koruma konusunda kararlılığımız da var Allah’a şükür muktediriz de. Oradaki kardeşlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Onlara yönelik saldırılar olursa elbette biz de buna duyarsız kalmayız” demişti. Bu endişenin temelinde ise Tikrit ve Felluce’nin IŞİD’den alınmasının ardından Haşdi Şabi’nin Sünni sivillere işkence edip öldürmekle suçlanması mevcut. (Bkz. http://www.incanews.net/manset/21135/hasdi-sabi-telafere-saldiri-baslatti )
Türkmen kenti Tel Afer’e yönelik tehdit artınca Ankara kaçınılmaz olarak ve doğa refleksle ‘Türkmenleri korumak için doğrudan müdahale’ adımını içeren planı yürürlüğe soktu. Türkiye son zamanlarda Musul’a gireceğinin sinyallerini veriyor. Erdoğan Şii milislerin Irak’ın Telafer kentinde “teröre sebebiyet vermeleri” halinde Ankara’nın tavrının da farklı olacağını söylemişti. Askeri sevkiyat haberleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumartesi günü Türkiye’nin oradaki birliklerini takviye edeceği yönündeki açıklamasının ardından geldi. Tanklar sınıra sevk edildi. Ankara’dan 28’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’ndan tanklar, tank kurtarıcılar ile Çankırı’dan tekerlekli araçlar ve iş makinaları Şırnak’ın Irak sınırındaki Silopi ilçesine intikal ettirildi. Zırhlı araçların sevk edildiği Silopi’nin tam karşısında Irak’ın Telafer kenti bulunuyor. Türk yetkililer Haşdi Şaabi isimli Şii grubun Musul’a girmesinin önleneceğini açıklamıştı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Irak sınırındaki Silopi’ye askeri sevkiyat konusunun terörizm ile mücadele ve Irak’taki gelişmelerle alakalı olduğunu söyledi. Işık, “Türkiye’nin Irak’ta kalıcı olma hevesi yok, ancak Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorunda, sınırlarının berisinde bekleme zorunluluğu yok” diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın “Özellikle Sincar bölgesinden tehdit olursa ve terör örgütünün orada yuvalanmasına göz yumulursa Türkiye gereğini yapar” sözlerine destek Irak Türkmen Cephesi’nden geldi. Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşad Salihi, PKK’nın Kerkük ve Musul’da yerleşme girişimleri devam ederse Türkmenler olarak dış müdahale talep edebileceklerini ve Ankara’nın operasyon düzenleyebileceğini açıkladı. Bağdat destek değil ama köstek mesajı yolladı. Türkiye’nin Irak sınırındaki Silopi’ye askeri sevkiyat yapmasının ardından Irak Başbakanı Haydar el Abadi ülkesini işgal etmesi halinde Türkiye’nin parçalanacağını öne sürdü. Irak Başbakanı Haydar el İbadi, Bağdat’ın Ankara’yla savaşmak istemediğini ancak buna hazır olduğunu söyledi. Türkiye’nin Irak sınırına zırhlı araç sevkiyatı yapmasının ardından konuşan İbadi, “Türkiye’nin Irak’a herhangi bir saldırısı, kendi çöküşlerine sebep olacak” dedi. Al Mayadeen’deki habere göre, Bağdat’ın Ankara’yla savaşmak istemediğini belirten İbadi, ancak buna hazır olduklarını da sözlerine ekledi. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201611011025588565-ibadi-irak-turkiye-savas-/ ) Savaş tamtamları çalan Şii milis gücü Haşdi Şabi Komutanlarında Ebu Mehdi el-Muhendis, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin talimat vermesi halinde Türkiye’nin Irak’taki askeri üslerine saldırabileceklerini söyledi.

Irak sınırına sevkiyatın ardından daha düne kadar Türkiye’yi Bağdat hükümeti ve diğer Şii milis örgütleri üzerinden tehdit eden İran, Türkiye’nin kararlığını doğru algıladı ve yelkenleri suya indirdi. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Ekber Salihi, Türkiye’yi “büyük bir devlet” olarak tanımlayarak, bölge sorunların çözümü konusunda İran’ın Ankara’yla samimi müzakereye hazır olduğunu bildirdi. Salihi, “Bölgede istikrarın sağlanması için Türkiye ve aynı zamanda Suudi Arabistan’la masaya oturmaya hazırız. Okyanus ötesinden gelmiş güçlere gerek olmadan samimi bir ortamda bölge sorunlarını müzakere edebiliriz” çağrısında bulundu. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı da olan Salihi, “Bölgenin iki büyük devleti Türkiye ve Suudi Arabistan, bölgede büyük bir rol oynayabilir. Bu rol, durumu gerginleştirmek değil, yapıcı ve güvenliğin tesisine yönelik olmalıdır” diye konuştu. (Bkz. http://www.tasnimnews.com/tr/news/2016/11/01/1228016/iran-dan-t%C3%BCrkiye-ye-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1-samimi-diyaloga-haz%C4%B1r%C4%B1z )

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un 15 Eylül’de Ankara’ya yaptığı resmi ziyaretin ardından Rusya’ya kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Akar’ın, askeri işbirliği konularını görüşmek ve bölgesel gelişmeleri değerlendirmek amacıyla Rusya Federasyonu’nda bulunduğu bildirildi. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar. Hulusi Akar’la birlikte MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da heyette yer alması dikkat çekti. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/rusya/201611011025587918-mit-hakan-fidan-moskova/ ) Rus basınına yansıyan haberlerde, görüşmede Suriye krizi ile ilgili acil gelişmelerin masaya yatırıldığı vurgulandı. Ana gündem maddesinin Musul olduğu belirtildi. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan verilen bilgide, ayrıca Irak-Suriye sınırındaki son durumun da ele alındığı açıklandı. Rusya Genelkurmay Başkanı’nın, Halep çevresinde insani yardım faaliyetleriyle ilgili kaydedilen olumlu gelişmeler hakkında da Türk meslektaşını bilgilendirdiği belirtildi. (Bkz. http://turkrus.com/288568-akar-ve-fidanin-moskova-zirvesi-xh.aspx ) Moskova’daki buluşmayla ilgili Rusya Müslümanları Din İdaresi Müftüsü Talgat Tacettin’in Rus ve Türk genelkurmay başkanları arasındaki görüşmenin acil bir ihtiyaç olduğunu söylemesi, ziyaretin zamanlaması kadar ilginç. Talgat Tacettin, bu temasların Suriye’de işbirliğini kurmaya yardımcı olacağını belirtiyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/rusya/201611011025589515-rusya-turkiye-genelkurmay-baskani-gorusme-isbirligi/ )

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar