YAKUPHAN OKUT:Türk Aklının Bozduğu Düzen

Ortadoğu, uzun yıllardır yalnızca devletlerin değil, çok uluslu şirketlerin de satranç tahtası oldu. Enerji, silah, maden ve finans devleri; çıkarlarını korumak için yalnızca ticaret yapmadılar. İstihbarat ağlarını, diplomatik kanalları ve bürokratik mekanizmaları da kendi stratejik hedefleri doğrultusunda şekillendirmeye çalıştılar. Bölgede kurulan birçok denge, halkların iradesinden çok bu görünmeyen güç merkezlerinin hesaplarıyla ayakta tutuldu.
Bu düzenin temelinde basit bir mantık vardı: Bölge ülkeleri birbirine güvenmeyecek, krizler hiçbir zaman tamamen çözülemeyecek ve ekonomik bağımlılık sürekli canlı tutulacaktı. Böylece enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik politikaları birkaç küresel aktörün kontrolünde kalacaktı.
Ancak tarih, hiçbir düzenin mutlak olmadığını defalarca gösterdi. Son yıllarda Türkiye’nin ortaya koyduğu diplomatik refleksler, bağımsız karar alma iradesi ve sahadaki etkinliği, bu ezberleri ciddi biçimde sarstı. Çünkü alışılmış senaryolarda Türkiye, başkalarının yazdığı metni uygulayan bir figür olarak görülüyordu. Oysa bugün kendi senaryosunu yazabilen bir aktör olarak hareket ediyor.
Bu değişimin temelinde yalnızca askerî güç yoktur. Asıl belirleyici unsur, stratejik akıl ile cesaretin aynı potada buluşabilmesidir. Gerektiğinde masada diplomasi, gerektiğinde sahada kararlılık gösteren bir yaklaşım; yıllardır değişmez kabul edilen denklemleri yeniden şekillendirdi. Bölgesel meselelerde tek taraflı dayatmaların yerine çok yönlü diplomasi anlayışının güç kazanması da bunun bir sonucudur.
Elbette küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerin ve onları destekleyen çeşitli çıkar çevrelerinin etkisi tamamen ortadan kalkmış değildir. Uluslararası ilişkiler, doğası gereği ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutlarının iç içe geçtiği karmaşık bir alandır. Ancak artık Ortadoğu’nda hesap yapılırken Türkiye’nin iradesi göz ardı edilerek plan hazırlanamayacağı da açıkça görülmektedir.
Türk devlet geleneği, yüzyıllar boyunca yalnızca güç kullanmayı değil, denge kurmayı da esas almıştır. Bugün ihtiyaç duyulan da tam olarak budur: Soğukkanlı analiz, sağlam diplomasi ve gerektiğinde risk alabilen bir devlet aklı. Cesaret, akılla birleşmediğinde maceraya dönüşür; akıl ise cesaretten yoksun olduğunda yalnızca seyirci kalır. Türkiye’nin son dönemde öne çıkan yönü, bu iki unsuru birlikte kullanabilmesidir.
Ortadoğu’nun geleceği hâlâ belirsizliklerle doludur. Ancak kesin olan bir gerçek var: Bölgede artık eski alışkanlıklarla hareket etmek mümkün değildir. Hesaplar değişmiş, dengeler yeniden kurulmaya başlamıştır. Bunun en önemli sebeplerinden biri ise, kendi kararını kendisi veren, kendi çıkarını kendi belirleyen ve bunu kararlılıkla savunan Türk aklı ile Türk cesaretinin, yıllarca değişmez sanılan kalıpları sorgulamaya başlamasıdır.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.