YAKUPHAN OKUT: KAĞITTAN KAPLAN

Bir ittifakın gerçek gücü kaç savaş başlattığıyla mı, yoksa kaç savaşı başlamadan önleyebildiğiyle mi ölçülür?
Hakan Fidan’ın NATO üzerinden ortaya attığı “kağıttan kaplan” tartışması, aslında bundan çok daha büyük bir sorunun kapısını aralıyor. Çünkü mesele yalnızca NATO’nun askeri kapasitesi değil; uluslararası sistemin güvenlik anlayışının kimin çıkarları doğrultusunda şekillendirildiğidir.
Fidan’ın dikkat çektiği çelişki basit ama önemlidir: NATO’nun kolektif savunma mekanizması tarih boyunca son derece sınırlı biçimde işletilmiş olmasına rağmen, kimse ittifakı sırf bu nedenle “kağıttan” ilan etmemiştir. Oysa Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın kurduğu Mekke Savunma İttifakı henüz birkaç aylıkken, Yemen’deki gelişmeler üzerinden aynı hükme tabi tutulmaktadır. Fidan bu yaklaşımı, ittifakı daha doğmadan bitirmeye yönelik bir tutum olarak nitelendiriyor.
Burada asıl soru şudur: Güvenlik mimarisini kim kuracak?
On yıllardır dünyanın farklı coğrafyalarında savaşların, ambargoların, vekâlet mücadelelerinin ve silahlanma yarışlarının arkasındaki karar mekanizmalarını tartışırken karşımıza yalnızca devletler çıkmıyor. Devletlerin üzerinde ve çevresinde etkili olan büyük sermaye grupları, savunma sanayii lobileri ve çıkar ağları da uluslararası siyasetin yönünü etkileyebiliyor. Bunları tek bir “gizli merkez” veya her şeyi kontrol eden homojen bir oligarklar topluluğu olarak görmek doğru olmaz. Fakat büyük ekonomik çıkarların dış politika kararları üzerindeki etkisi, demokratik dünyanın uzun zamandır tartıştığı gerçek bir meseledir.
Eleştirilmesi gereken tam da bu eylem mantığıdır:
Önce tehdit üret. Sonra tehdit üzerinden silahlan. Ardından güvenlik ihtiyacını büyüt. Sonra da ortaya çıkan güvenlik krizini yeni müdahalelerin gerekçesi haline getir.
Bu döngü, insanları rakamlara indirger.
Bir petrol tankeri rakama dönüşür. Bir füze maliyet kalemine dönüşür. Bir liman stratejik noktaya dönüşür. Bir ülke pazar haline gelir. Ve en sonunda savaş, insan hayatından kopartılıp jeopolitik bir muhasebe tablosuna çevrilir.
Türkiye’nin itirazı tam da burada anlam kazanıyor.
Ankara’nın ortaya koyduğu Mekke Savunma İttifakı yaklaşımı, ilan edilen çerçevesi itibarıyla herhangi bir devleti hedef alan saldırgan bir blok değil; egemenlik, toprak bütünlüğü ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayalı bölgesel bir savunma mimarisi olarak tarif ediliyor. 31 Ağustos’ta İstanbul’da yapılan ilk komite toplantısında da ittifakın kurumsallaştırılması yönünde adımlar atıldı.
Yemen meselesi bu nedenle önemlidir.
Babülmendep’in güvenliği, Kızıldeniz, Suudi Arabistan’ın güvenliği ve bölgesel istikrar birbirinden kopuk başlıklar değildir. Fidan’ın ifadesiyle Ankara, Suudi Arabistan’ın ihtiyaç duyabileceği bazı teknik askeri alanlarda destek seçeneklerini görüşmektedir. Ancak Türkiye’nin ilan ettiği yaklaşım, yeni bir savaşın parçası olmak değil, güvenliği kurumsallaştırmak ve çatışmaların genişlemesini engelleyecek bir bölgesel kapasite oluşturmaktır.
İşte “kağıttan kaplan” tartışmasının gerçek anlamı burada ortaya çıkıyor.
Bir ittifakın gücü, ilk fırsatta savaşması değildir.
Gerçek güç, savaşın maliyetini karşı tarafa anlatabilecek kadar caydırıcı olmak; ama aynı zamanda savaşın kaçınılmaz olmadığını gösterebilmektir.
Türkiye’nin NATO üyeliği de bu yeni arayışla çelişmek zorunda değildir. Fidan’ın 31 Ağustos’taki açıklamasında Mekke Savunma İttifakı’nın Türkiye’nin NATO dahil mevcut ittifak yükümlülüklerinin yerine geçmediği, onları tamamlayıcı nitelikte olduğu özellikle belirtildi.
Belki de bugün dünyaya lazım olan yeni bir savaş ittifakı değil, savaşların nedenlerini azaltabilecek yeni bir güvenlik anlayışıdır.
Türkiye’nin söylemeye çalıştığı budur.
Başka coğrafyaların kaderini uzaktan belirleyen çıkar merkezleri değil, o coğrafyalarda yaşayan halkların güvenliği esas alınmalıdır.
Çünkü güvenlik, silahların çokluğu değildir.
Güvenlik; insanların yarın sabah hayatta olacağından emin olabilmesidir.
Ve eğer “kağıttan kaplan” diye bir şey arıyorsak, belki de önce milyonlarca insanın hayatını haritalar üzerindeki stratejik hesaplardan ibaret gören anlayışa bakmalıyız.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.