Diplomaside zamanlama, çoğu zaman söylenen sözlerden daha yüksek sesle konuşur. Irak’ta Yeşil Bölge’de gerçekleştirilen geniş çaplı güvenlik operasyonunun hemen ardından İran Dışişleri Bakanı’nın Bağdat’a gitmesi de bu açıdan dikkat çekici bir gelişmedir.
Resmî açıklamalar, ziyaretin gündemini “ikili ilişkiler ve bölgesel güvenlik” olarak özetliyor. Ancak Ortadoğu’da hiçbir kritik ziyaret, yalnızca resmî ajandadan ibaret değildir. Özellikle Irak söz konusu olduğunda, güvenlik ile diplomasi aynı madalyonun iki yüzüdür.
Yeşil Bölge operasyonu, Bağdat’ın devlet otoritesini en hassas noktada yeniden hissettirme girişimi olarak yorumlandı. Böyle bir operasyonun hemen sonrasında gerçekleşen üst düzey İran teması ise doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: Tahran neyi görmek, neyi duymak ve neyi güvence altına almak istedi?
Irak, İran açısından yalnızca komşu bir ülke değildir. Aynı zamanda Basra Körfezi’nden başlayıp Suriye ve Doğu Akdeniz’e uzanan jeopolitik hattın en kritik halkalarından biridir. Bu nedenle Bağdat’taki her güvenlik değişimi, bölgesel denklemi de etkileyebilir.
Tam da bu noktada “güvenlik koridorları” kavramı önem kazanıyor. Eğer Bağdat yönetimi devlet kurumları üzerindeki kontrolünü güçlendirmeye çalışıyorsa, bu durum farklı güç merkezlerinin hareket alanını da yeniden şekillendirebilir. İran’ın bu süreci yakından izlemesi ise şaşırtıcı değildir.
Üstelik bütün bunlar, İran ile ABD arasındaki gerilimin henüz dinmediği bir dönemde yaşanıyor. Irak devleti, tam da bu atmosferde, devletin kalbi sayılan Yeşil Bölge’de kapsamlı bir temizlik operasyonu gerçekleştiriyor. Unutulmaması gereken bir ayrıntı daha var: Operasyonun yürütüldüğü bu bölge, aynı zamanda ABD Büyükelçiliği’ne de ev sahipliği yapıyor. Tam bu sırada İran Dışişleri Bakanı’nın Bağdat’ta belirmesi, ister istemez dikkatleri zamanlamaya çeviriyor.
Bu ziyaretin operasyonla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteren kamuoyuna açıklanmış bir kanıt yok. Ancak jeopolitik satrançta bazen en önemli hamleler, masada değil, takvim yapraklarında gizlidir. Devletler bazen mesajlarını açıklamalarla değil, ziyaretlerin tarihiyle verir.
Belki de bu ziyaret yalnızca rutin bir diplomatik temas olarak kayıtlara geçecek. Belki de yıllar sonra, Irak’ta yeni güvenlik mimarisinin şekillendiği günlerin ilk işaretlerinden biri olarak hatırlanacak.
Daha bitmedi. Irak, OPEC nezdinde petrol üretim kotasının artırılmasını istedi. İlk bakışta teknik bir enerji haberi gibi görünen bu talep, aslında devletin geleceğine dair önemli ipuçları taşıyor. Çünkü Irak için petrol yalnızca bir ihracat kalemi değil; devletin nefesidir. Daha fazla üretim, daha fazla gelir; daha fazla gelir ise güvenlikten altyapıya kadar her alanda daha güçlü bir devlet kapasitesi anlamına gelir.
Irak’ın arka arkaya yuvarladığı bu üç şişeden çıkacak olan cin finalde birini çarpacak ya,du bakalım.
Son Söz:
Ortadoğu’da tesadüfler çoğu zaman sorgulanır. Hele ki İran ile ABD’nin bilek güreşinin teri daha soğumamışken, Irak’ın devletin kalbinde operasyon yapması,aynı saatlerde İran diplomasisinin Bağdat’ta sahne alması,OPEC’ten yeni talepler…
Nüktedan değil mi? Belki evet. Ama daha çok, Ortadoğu’nun kendine has zamanlamasının bir yansıması.
YAKUPHAN OKUT

