Turan Rzayev: İran’daki Dönüşüm ve Tarihi Kimliklerin Savaşı
İran’da gerçekleşen protesto eylemleri birçok yabancı uzman ve siyasi figürün gündemindedir. Özellikle eylemlerin gidişatında Güney Azerbaycan ile ilgili yapılan bazı paylaşımlar dikkat çekiyor:
1. Luke Coffey (ABD’li analist ve güvenlik stratejisti): X platformunda İran hadiseleri fonunda Azerbaycan ile ilgili paylaşım yaparak bayrağımızın yanına “Hazır olun” notunu düştü.
2. Fransevi Efendi (Osmanlı tarihçisi): “Ben İran’da Kaçar hanedanının restorasyonunu ve 1906 Anayasası’nı destekliyorum” dedi.
3. Michael Scott Doran (ABD’li analist ve yorumcu): İran’daki süreçlerle ilgili şunları kaydetti: “Ben Safevileri destekliyorum. Şah İsmail uzağı gören bir Azerbaycan monarkıydı.”
Aslında her üç açıklamada da Azerbaycanlılar ve Güney Azerbaycan ile ilgili mesajlar var. Doran’ın Safevi, Fransevi Efendi’nin ise Kaçar detayı özellikle dikkat çekicidir. İran’daki protestolar fonunda eski Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’nin adının anılması, onun yurt dışından sürece aktif ilgi göstermesi; ancak Güney Azerbaycan’ın Pehlevileri kesinlikle kabul etmemesi, bu yönde dile getirilen açıklamaları bir nebze anlaşılır kılıyor.
Ancak ne yazık ki, ne Doran’ın Safevi ne de Fransevi Efendi’nin Kaçar versiyonları İran gerçekleri bakımından etkili değil. Örneğin, Safevi sülalesinin bugün yaşayan fertlerinin olması muhtemeldir. Lakin hak iddiası olan, resmi olarak tanınan veya siyasi rol oynayan bir “Safevi varisi” mevcut değildir. Kıyaslama yaparsak; Osmanlıların, Pehlevilerin, hatta Kaçarların bile aktif ve tanınan temsilcileri var. Ancak Safevilerle ilgili versiyon pratik açıdan verimli değil. Bir gün böyle biri ortaya çıksa bile, İran’daki Azerbaycanlılar arasında kabul göreceği inandırıcı görünmüyor.
Kaçarlara gelince; onlar yakın tarihin bir parçasıdır. Özellikle Pehlevilerin devirdiği bir Azerbaycan Türk hanedanı olduğunu düşünürsek, bu versiyon daha dikkat çekicidir. Bu ailenin tanınan temsilcisi Babek Kaçar, 2016’daki mülakatında soyunun Fethali Şah Kaçar ve Karabağ Hanı İbrahimhalil Han’ın kızı Ağabeyim Ağa’ya dayandığını belirtmiştir. Ailesi 1956’da Pehlevi baskısı nedeniyle İran’ı terk etmiştir. Diğer bir kol ise İrevan hanlarının devamcısı olarak bilinen Emir Ali Serdar’dır. Ancak bu isimler, Rıza Pehlevi ile kıyaslandığında siyasi değil, daha çok kültürel mirasa odaklanmışlardır.
Yine de Coffey, Fransevi Efendi ve Doran’ın paylaşımları tesadüf değildir. Bana göre buradaki ana mesele şudur: Bu analistler İran’ı monolit (tek parça) ve değişmez bir yapı olarak değil; iç çelişkileri olan, tarihi kimliği yeniden inşa edilebilecek bir alan olarak sunuyorlar.
İran çevresindeki olası dönüşüm süreçleri etnik kimlikleri, tarihi devlet modellerini ve bölgesel güç dengesini yeniden aktive etmiştir. Azerbaycanlılar bu süreçte pasif bir gözlemci değil; potansiyel olarak karar verici konumda olan bir etnostur. Tarihsel olarak bakıldığında bunun böyle olduğu görülür; çünkü Azerbaycanlılar İran’daki devrimlerin sonuçlanmasında her zaman belirleyici rol oynamışlardır.
Washington’un entelektüel-stratejik çevrelerinde İran’daki protestoların ve Güney Azerbaycanlıların konumunun tartışılması ciddi siyasi sinyallerdir. Bu sinyaller, İran senaryolarında Azerbaycanlılara somut bir rol ayrıldığını göstermektedir. Bu, ister özerklik ister bağımsızlık formatında olsun; Güney Azerbaycan’ın tutumu belirleyici olacaktır.



Yorum gönder