Şimdi yükleniyor

Turan Rzayev: Ankara’nın Yeni Bölgesel Stratejisi: Ortadoğu’da Denge Arayışı

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa süre içinde iki kritik ülkeye önemli ziyaretler gerçekleştirdi. 3 Şubat’ta Suudi Arabistan’a, 4 Şubat’ta ise Mısır’a giden Erdoğan’ın bu hamlesi tesadüf olarak nitelendirilemez. Özellikle Suudi Arabistan ile savunma sanayii alanında, Mısır ile de savunma bakanları düzeyinde çerçeve anlaşmalarının imzalanması dikkat çekicidir.

Bilindiği üzere uzun yıllar boyunca Türkiye’nin hem Mısır hem de Suudi Arabistan ile ilişkileri soğuk ve mesafeli seyretmişti. Karşılıklı suçlamalar, diplomatik gerginlikler ve güvensizlik ortamı gündemi belirleyen ana unsurlardı. Ancak son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, Ankara için eski çatışmalı taraflarla iş birliği yapma zorunluluğunu ortaya koyuyor.

İran ve İsrail Faktörü

ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir askeri müdahalesi ve İsrail’in bölgedeki askeri-siyasi faaliyetleri Ankara’yı ciddi şekilde endişelendiriyor. Türkiye; İran’ın bölgedeki askeri adımlarını ve ABD-İsrail girişimlerini yakından takip etmek, aynı zamanda bölgesel bir denge kurmak amacıyla Suudi Arabistan ve Mısır ile iş birliği imkanlarını test ediyor.

Yeni Bir “Sadabat Paktı” mı?

Aslında Ankara, adı geçen bu ülkelerle **”Sadabat Paktı”**na benzer bir iş birliği bloğunun oluşturulmasını hedefliyor olabilir. Tarihsel bağlama bakıldığında; Sadabat Paktı, 1937 yılında Irak, İran, Afganistan ve Türkiye’nin katılımıyla kurulmuştu. Bu paktın temel amacı askeri koordinasyon ve ortak güvenlik çıkarlarıydı. Bugün Türkiye’nin Mısır ve Suudi Arabistan ile benzer bir blok inşa etmesi oldukça ilgi çekici bir süreç olacaktır.

Zorluklar ve “Gölge Rekabeti”

Ancak bu arzu, karmaşık tarihi ve siyasi gerçekliklere tabidir. Uzun yıllar süren soğuk ilişkiler, karşılıklı güvenin henüz tam anlamıyla tesis edilememesi ve her ülkenin farklı stratejik çıkarları, bu sürecin verimli işlemesini zorlaştırıyor. Ayrıca Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan bölgede hem nüfuz mücadelesi veriyor hem de bir tür “gölge rekabeti” içinde faaliyet gösteriyorlar. Bu durum, herhangi bir bloğun kurulmasını basit bir diplomatik adım olmaktan çıkarıp; sürekli müzakere, stratejik tavizler ve askeri koordinasyon gerektiren karmaşık bir sürece dönüştürüyor.

Sonuç

Erdoğan’ın ziyaretleri ve imzalanan çerçeve anlaşmaları, Ankara’nın Orta Doğu’da yeni dengeler kurma, ABD ve İsrail’in bölge politikasına karşı bir dengeleyici unsur olma ve İran’ın bölgedeki hamlelerini daha iyi izleme niyetini yansıtıyor. Türkiye bu hedeflere tek başına ulaşmanın zor olduğunun bilincinde; bu nedenle Suudi Arabistan ve Mısır ile iş birliğinde ısrarcı. Ancak belirttiğim gibi, bu sürecin başarıya ulaşması için görüşmelerin süreklilik arz etmesi şarttır.
Turan Rzayev

Yorum gönder