KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Türkiye
  4. »
  5. Sami İmare: Türkiye Rusya ilişkilerinde kırılma mı yaşanıyor

Sami İmare: Türkiye Rusya ilişkilerinde kırılma mı yaşanıyor

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 11 dk okuma süresi
127 0

Putin, Erdoğan ile siyasi ilişkilerini gözden geçiriyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azov Taburu’nun liderlerini serbest bırakmasının ardındaki gerçek netleşiyor

Rusya-Türkiye ilişkileri oldukça karmaşık ve hassas olmaya devam ediyor. Zira Türkiye’nin, her zaman seçkin ve benzersiz ilişkiler yoluyla bağlantılı olduğu ülkelerin öncelikleriyle sıklıkla çatışan çıkarları bulunuyor.

Son birkaç yıldır yaşanan birçok durum, Rusya-Türkiye çıkarları arasındaki çelişkinin boyutlarını ortaya koydu.

Bunlardan en sonuncusu, Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye himayesinde Rusya ile Ukrayna arasında imzalanan tahıl anlaşmasına ilişkin tutum oldu.

Ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski’nin Türkiye ziyareti, Rus kuvvetleri tarafından esir alınan Azov Taburu liderlerinin serbest bırakılmasına tanık oldu.

Söz konusu iki husus, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozmaya devam etti. Öyle ki Rusya’daki bazı parlamenterler Türkiye’yi ‘düşman bir ülke’ olarak gördüklerini dile getirdiler.

Bu, eski bir Türk diplomatı ve İstanbul merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Aydan Sinan Ülgen’in de aralarında bulunduğu bazı Türk yorumcuların “Erdoğan’ın Putin’e daha az, Putin’in ise ona daha çok ihtiyacı olduğu bir dönemdeyiz” dedikleri bir zamanda geldi.

Tahıl anlaşması

Rusya ve Ukrayna, Türkiye ve BM’nin arabuluculuğunda, birbirinden bağımsız olarak bir yıl önce tahıl anlaşmasını imzaladı.

Bu anlaşma iki bölümden oluşuyordu: ‘Karadeniz Tahıl Girişimi’ ve ‘Rusya ile BM Arasındaki Mutabakat Zaptı’.

İlk bölüm Ukrayna tarım ürünlerinin Odessa, Chernomorsk ve Yuzhny limanlarından ihracatı ile ilgiliyken, ikinci bölüm Rusya’nın tarımsal ihracatı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasıyla ilgiliydi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz Çarşamba günü yaptıkları son telefon görüşmesinde, Rusya Devlet Başkanı’nın ağustos ayı içinde Türkiye’yi ziyaret edeceği konusunda anlaştılar.

İki lider, ihtilaflı iki ana konuyu çözmenin başlangıcı olarak böyle bir anlaşmaya vardı. Söz konusu ihtilaflı konulardan ilki “Batı’nın Rusya ile kaydettiği neredeyse tüm yükümlülükleri yerine getirmesi” koşuluyla, Rusya’nın yeniden başlatmayı reddettiği tahıl anlaşmasıydı.

İkincisiyse Rusya’nın terör örgütü olarak listelediği ve Rusya topraklarında faaliyetleri yasak olan Azov Taburu’nun Türkiye’nin liderlerini serbest bırakmasına ilişkindi.

Moskova, bunun Türk tarafıyla imzalanan ve iki taraf arasındaki düşmanlık bitene kadar serbest bırakılmayacağını öngören anlaşmalara aykırı olduğunu söyledi.

Rus kaynakları, Putin’in o zamandan beri iki cumhurbaşkanı arasında yapılan ilk telefon görüşmesinde bu konuyu ele almadığını söyledi.

12 Temmuz’da NATO ülkeleri liderlerinin bir araya geldiği Vilnius Zirvesi’nden bu yana Rusya-Türkiye diyaloğu, ilişkilerin çeşitli yönlerini ele aldı.

Özellikle, “Rusya’nın, Ukrayna’nın Karadeniz limanlarından tahıl ihracatı anlaşmalarını feshetme ve Rusya’nın gıda ve gübre tedarikinin serbest bırakılmasına yönelik ilkeli tutumu” üzerinde duruldu.

Bu konuda Rus tarafı şu şartları ileri sürdü:

Rus tahıl ve gübre tedarikine yönelik yaptırımlardan çekilme.
Finansal bilgi alışverişi için uluslararası SWIFT sistemine anında bağlanmaları da dahil olmak üzere, gıda ve gübre tedarikine hizmet eden Rus bankaları ve finans kurumlarının önündeki tüm engellerin kaldırılması.
Rusya’ya tarım makineleri ve gübre endüstrisinin yedek parça ve bileşenlerinin tedarikinin yeniden başlaması.
Rusya’nın ihracatı için gemi kiralama ve gıda tedarikinin sigortalanması ile ilgili tüm sorunların çözülmesi ve gıda tedarikinin lojistiğinin sağlanması.
Tolyatti-Odessa amonyak boru hattının yeniden başlatılması da dahil olmak üzere, üretimleri için Rus gübre ve hammadde tedarikini genişletmek için engelsiz koşullar yaratmak.
Tarımla ilgili Rus varlıklarının serbestleştirilmesi.
Putin ve Erdoğan, ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, enerji alanında ortak stratejik projelerin uygulanması ve turizm alanlarında iş birliğine odaklanan Rus-Türk ortaklığının gündemini de ele aldılar.

Önceki görevine döndükten sonra ilk ziyaretini Ankara’ya yapan Dışişleri Bakanı Wang Yi’yi daha önce ‘tahıl anlaşmasını kurtarmak’ amacıyla gönderen Çin, söz konusu çabaları desteklemek için bu konulara yakın durdu.

Türk kaynaklarına göre, “Pekin, Ukrayna tahılından en çok yararlanan ülkelerden biri.”

Bu da anlaşmanın durdurulmasının beraberinde bir miktar ekonomik baskının eşlik etmesi gerektiği anlamına geliyor.

Çin tarafı, Rus tarafını tahıl anlaşmasını engellemekle suçlamama konusunda istekliydi.

Bu durum, Türk tarafından da olumlu karşılandı. Ancak iki taraf, çıkmazdan kurtulma yolları konusunda bir anlaşmaya varamadı.

Bu konuların diyalog ve müzakere yoluyla düzgün bir şekilde çözülmesinin gerekliliği ortaya çıktı.

Yukarıdakilere istinaden Pekin, tahıl anlaşmasını Kiev tarafından kabul edilmeyen 12 maddelik barış planından çıkardı.

Azov Taburu

Kremlin’deki resmi kaynaklara göre, Rusya-Türkiye ilişkileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya’da kimsenin beklemediği kararları nedeniyle büyük bir gerilimle karakterize edildi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, konuyla ilgili olarak, “Rusya ve Türkiye, aralarındaki diyaloğu en üst düzeyde sürdürüyor.

Moskova, imzalanan anlaşmalara aykırı olarak Rusya topraklarında faaliyeti yasak olan Azov Taburu’nun liderlerinin Kiev’e nakledilmesi konusundaki tutumunu Ankara’ya bu tür kanallarla açıklayacak.

Peskov, Azov liderlerinin dönüşü konusunda yaptığı açıklamada, ‘bunun mevcut anlaşmanın ihlali olduğunu’ vurgulayarak, Rus tarafının tüm bu konuları Türk tarafıyla görüşeceğini kaydetti.

Peskov, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye’nin, Batı’nın birtakım ülkelerinden farklı olarak bizimle diyaloğunu sürdürmesi, üstelik bunu her geçen gün daha üst düzeyde sürdürmesi çok önemli. Öncelikle pozisyonumuzu netleştirmek için bu diyalog kanallarını kullanacağız ve elbette çeşitli alanlarda bundan sonraki anlaşmalarda bu durumu dikkate alacağız.

Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı Başkanı Sergey Naryshkin ise “Türk tarafının bu konuda Moskova’yı bilgilendirmediğini ve bu konuda aralarında herhangi bir temas olmadığını” söyledi.

Naryshkin, “Türk tarafının bu konudaki eylemleri, bunların kendi adına yerine getirilmemiş yükümlülükler olduğu temelinde değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte, gıdaya en çok ihtiyaç duyan ülkeleri dikkate alma perspektifinden tahıl ihracatı konusunun yeniden tartışılması konusunda Rus tarafının eski ilgisine geri döndüğüne dair göstergeler var.

Geçen temmuz ayında St. Petersburg’da düzenlenen Rusya-Afrika zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Putin’in Afrikalı liderlerden oluşan konuklarına verdiği söz buydu.

Bu konu, Rusya-Afrika zirvesinde ve zirvenin son gününde gece yarısından epey sonra süren özel bir oturumda Putin’in Afrikalı konuklarla ele aldığı Ukrayna krizinin yanı sıra büyük ilgi gördü.

Rus iç işleri

Erdoğan, kendisini NATO liderlerinin Vilnius Zirvesi öncesinde kabul eden Ukrayna ve liderine yönelik yeni yönelimlerini açıkladığından beri, bugün halen yankılanan gürültü, Rusya’nın iç kesimlerinde kulak ardı edilmeye devam ediyor.

Türkiye, Azov liderlerini serbest bırakması karşılığında, Ukrayna’da iki Türk insansız hava aracı fabrikasının inşasına yönelik bir başka iş birliği teklifiyle destekleniyor.

Bu durum, Rusya’daki bazı parlamenterleri “Türkiye uluslararası siyasette kendi çıkarlarını elde etmeye çalışıyor” uyarısında bulunmaya sevk etti.

Rus Devlet Duması Uluslararası İlişkiler Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Aleksey Çepa, “Türkiye hiçbir zaman Rusya’nın sadık bir ortağı olmadı. Ancak birçok yönden Ankara ve Moskova’nın çıkarları kesişti. Bu nedenle Rusya, Türkiye’ye yönelik politikasını değiştirmemeli ve onu düşman bir ülke olarak tanımamalıdır” ifadelerini kullandı.

Çepa konuşmasında, Rusya’nın tahıl anlaşmasındaki çıkarlarını tam olarak yerine getirememesinde Ankara’nın rolü de dahil olmak üzere Rusya-Türkiye ilişkilerini de etkileyebilecek ana faktörler üzerinde durdu.

Çepa, Türkiye’nin, Azov Taburu liderlerini serbest bırakmasına ilişkin yorumunda, “Rusya Federasyonu’nda yasaklanan Azov terör örgütüne gelince örgüt üyeleri Ukrayna’ya sevk edildi. Bununla ilgili de sorular ve yanlış anlaşılmalar var. Neden bu kadar kalitesiz bir değişim oldu? Perde arkasında ne olabileceği dışında nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Viktor Bondarev, durumla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin tarafsız bir ülke konumundan Rusya için düşmanca tavırlar sergileyen bir ülkeye dönüştüğünü, öyle ki Türkiye’nin NATO baskısına boyun eğerek Azov Taburu liderlerini serbest bıraktığını” söyledi.

Ankara, Azov liderlerini NATO’nun baskısı ve tahıl anlaşmasıyla ilgili durum nedeniyle serbest bırakmıştı.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir