Tokayev’in “Arabulucu olmayacağız. Savaş ve barış kararını Moskova ile Kiev verecek.” açıklaması, Kazakistan’ın Rusya ile ilişkilerinin niteliğini anlamak açısından dikkat çekici.
Savaş uzadıkça Kazakistan’ın petrol ihracatı, ulaştırma koridorları ve Batı ile ekonomik ilişkileri üzerindeki baskı artıyor. Bu nedenle Astana açısından öncelik, Rusya’nın jeopolitik hedeflerinden ziyade kendi ekonomik ve stratejik istikrarını korumak.
Tokayev’in açıklamalarının en önemli mesajı ise arabuluculuğa ilişkin yaklaşımıdır. Astana’ya göre sorun arabulucu eksikliği değil, savaşı sürdüren tarafların siyasi iradesidir. Bu nedenle Kazakistan, savaşın sona ermesinin anahtarını Moskova ve Kiev’in alacağı kararlarda görüyor.
Öte yandan Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırılar ve savaşın artan maliyetleri, Moskova’nın müttefiklerinden daha fazla ekonomik destek beklentisini de beraberinde getiriyor. Ancak Astana açısından bu maliyetleri paylaşmak, hem savaşın dolaylı tarafı hâline gelmek hem de Batı ile ilişkilerini daha fazla riske atmak anlamına geliyor.
Bu nedenle Kazakistan, Rusya ile stratejik ortaklığını sürdürürken Kremlin’in savaş stratejisinin parçası olmayı reddediyor.
Bu durum, Kazakistan-Rusya ilişkisini klasik ittifak modellerinden ayırıyor.
Ben bu ilişkiyi “zorunlu müttefiklik” (compelled alliance) olarak tanımlıyorum: Ortak değerlerden veya ortak tehdit algısından değil; coğrafi yakınlık, güç asimetrisi ve güvenlik zorunluluklarından doğan, ancak küçük devletin büyük müttefikin tüm jeopolitik hedeflerine angaje olmadığı bir ittifak biçimi.
Sabir Askeroğlu: Zorunlu Müttefiklik

