Sabir Askeroğlu: Mekik Diplomasisi

Mekik diplomasisi, Washington’ın Soğuk Savaş döneminden kalan stratejik hafızasının önemli unsurlarından biridir. Richard Nixon ve Henry Kissinger döneminde ABD, Çin-Sovyet ayrışmasını kendi stratejik çıkarları doğrultusunda değerlendirdi. Washington, Pekin ile geliştirdiği temaslar sayesinde Moskova üzerindeki baskıyı artırırken, Sovyetler Birliği’ni daha geniş bir jeopolitik pazarlığın içine çekti.
Bugün Washington’ın Moskova ve Kiev arasında yürüttüğü diplomatik trafik, bu tarihsel hafızayı yeniden gündeme getiriyor. CIA Direktörü John Ratcliffe’in ağustos ayı sonunda Moskova’ya gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret, Washington’ın Ukrayna savaşındaki diplomatik trafiği yoğunlaştırdığını gösterdi. Aynı dönemde ABD’nin başkanlık özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in Moskova ile temasları da dikkat çekti.
Bu nedenle mevcut diplomatik süreci yalnızca Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik bir girişim olarak görmek eksik kalabilir. Washington açısından mesele, aynı zamanda Rusya’nın gelecekteki jeopolitik konumunu yeniden şekillendirmek ve Çin karşısında oluşabilecek yeni güç dengelerini değerlendirmek olabilir.
Bu temaslarda, Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik bazı temel ilkelerin ele alındığı bildiriliyor. Bazı kaynaklar, müzakerecilerin 18 maddelik bir çerçeve üzerinde ilerleme sağladığını öne sürüyor.
Ancak tarafların henüz uzlaşamadığı kritik başlıklar bulunuyor. Bunların başında işgal altındaki toprakların statüsü geliyor. Ukrayna’nın güvenlik garantileri ve gelecekteki tarafsızlık statüsü de müzakerelerin en zor başlıkları arasında yer alıyor.
Donbas Bölgesinin Hukuki Statüsü
Özellikle Donbas’ın Kiev kontrolündeki kesimlerinin geleceği kritik önem taşıyor. Washington’ın, bu bölgelerin Ukrayna tarafından terk edilmesi veya tarafsız bir bölgeye dönüştürülmesi gibi seçenekleri değerlendirdiği belirtiliyor.
Moskova ise Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin bu bölgelerden tamamen çekilmesinitalep ediyor. Ayrıca Kırım ile ilhak ettiğini ilan ettiği yeni bölgelerin Ukrayna tarafından Rusya’nın parçası olarak tanınmasını istiyor.
Kiev açısından böyle bir düzenleme ciddi bir egemenlik sorunu yaratıyor. Bu nedenle Ukrayna yönetiminin söz konusu taleplere karşı çıkması bekleniyor.
Güvenlik Garantisi
Washington açısından ise Ukrayna’nın NATO üyeliği yerine farklı bir güvenlik mimarisinin oluşturulması gündeme gelebilir. NATO üyeliği, Moskova açısından uzun süredir temel kırmızı çizgilerden biri olarak görülüyor.
Bu nedenle Ukrayna’ya İsrail modeli benzeri güvenlik garantileri veya ABD ile ikili güvenlik anlaşmaları önerilebilir.
Buradaki temel mesele, Ukrayna’nın güvenliğinin hangi kurumsal mekanizma üzerinden sağlanacağıdır. NATO üyeliği yerine ikili güvenlik garantileri tercih edilirse Washington, Kiev’e askeri ve siyasi destek sağlamaya devam ederken Moskova’nın temel güvenlik kaygılarını da sınırlı ölçüde dikkate almış olacaktır.
Çıkmaz Sokak
Bununla birlikte Moskova’nın müzakere pozisyonu giderek sertleşiyor. Kremlin, savaşı yalnızca kendi güvenlik ve siyasi hedeflerini karşılayan bir anlaşmayla sonlandırmaya istekli görünüyor.
Rusya’nın sahadaki askeri kapasitesine duyduğu güven, diplomatik masadaki taleplerinin de sertleşmesine neden oluyor.Kremlin ayrıca Washington’ın Çin karşısında Rusya’nın desteğine ihtiyaç duyduğunu düşünüyor.
Bu nedenle Moskova, müzakere sürecini yalnızca Ukrayna dosyasıyla sınırlı görmüyor. Daha geniş jeopolitik çıkarlarını da pazarlık masasına taşıyor.
Zelenskiy ise Ukrayna’nın askeri pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor. Kiev, özellikle kış ayları yaklaşırken ABD’den Patriot hava savunma sistemleri için ilave füzeler başta olmak üzere yeni bir destek paketi bekliyor.
Zelenskiy’nin mesajı burada stratejik bir gerçeğe işaret ediyor: Ukrayna’nın müzakere gücü büyük ölçüde cephedeki askeri kapasitesine bağlı. Kiev’e göre, güçlü bir Ukrayna ordusu olmadan Moskova’nın müzakere masasında taviz vermesi beklenemez.
Londra’nın yaklaşımı ise Washington ve Kiev’den farklı bir çizgide duruyor. İngiliz çevrelerinde, Vladimir Putin iktidarda kaldığı sürece kalıcı bir barışın oldukça zor olduğu değerlendirmesi öne çıkıyor.
Washington bir taraftan Moskova ile temas kurarken, diğer taraftan Kiev ve Avrupalı müttefiklerle ayrı kanallardan müzakere yürütüyor. Bu yöntemin temel amacı, tarafları aynı masaya oturtmadan önce ortak bir pazarlık zemini oluşturmaktır.
Ancak belirleyici olan yalnızca ateşkesin sağlanması değildir. Asıl mesele, savaş sonrasında ortaya çıkacak güvenlik düzeninin hangi ilkeler üzerine kurulacağıdır.
Çünkü savaş sonrası düzenin ilkelerini büyük ölçüde kazanan taraf belirleyecektir. Bu nedenle hiçbir aktör müzakere masasına zayıf taraf olarak oturmak istemiyor.
Müzakerelerin önündeki temel zorluk da tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.