YAKUPHAN OKUT: Saha Raporu: Harita Değil, Temas Hatları Değişiyor

Bir an için muvazzaf bir saha subayı gibi Ortadoğu’ya baktığımızda gazetelerin kullandığı “gerilim”, “kriz” veya “misilleme” kelimeleri bir süre sonra anlamını yitirir.
Sahada başka bir dil vardır.
Temas hattı. Etki alanı. Vekil unsur. Lojistik koridor. Derinlik. Caydırıcılık. Örtülü mesaj.
Bugün Ortadoğu’da yaşananları bu terminolojiyle okuduğunuzda karşınıza çok daha farklı bir tablo çıkıyor.
Birinci tespit şudur:
Cephe tek değildir.
İran ile ABD arasındaki doğrudan çatışma birinci temas hattıdır. İsrail-Hizbullah hattı ikinci temas hattıdır. Irak’taki Amerikan varlığı üçüncü bir baskı noktasıdır. Suriye ise bütün bu hatların birbirine bağlandığı derinlik sahasıdır.
Ve şimdi Lübnan’da Ali et-Tahir Tepesi yeni bir kritik temas noktası haline geliyor.
İran’ın Washington üzerinden verdiği mesaj burada özellikle önemlidir. Tahran, İsrail’in bu bölgeye geniş çaplı bir operasyon düzenlemesi halinde karşılık vereceğini bildiriyor. Reuters kaynaklarına göre mesaj Umman kanalı üzerinden Washington’a iletilmiş.
Askeri terminolojiyle bunun adı yalnızca “tehdit” değildir.
Bu bir stratejik caydırıcılık bildirimidir.
Mesajın doğrudan İsrail’e değil ABD’ye gönderilmesi ise daha da önemlidir.
Çünkü istihbarat analizinde mesajın kime söylendiği kadar, hangi kanaldan gönderildiği de önemlidir.
Tahran burada aslında şunu söylüyor:
“İsrail’in operasyonunu yalnızca İsrail operasyonu olarak değerlendirmiyorum. Bunun arkasındaki komuta, siyasi ve lojistik destek zincirini de hedef denkleminin içinde kabul ediyorum.”
Bu, çatışmanın yatay genişleme riskidir.
İkinci tespit Irak’la ilgili.
Irak artık yalnızca iki güç arasındaki tampon saha değil. Amerikan askeri varlığı nedeniyle doğrudan bir stratejik derinlik alanı haline geliyor. İran’ın bölgedeki ABD unsurlarını hedef alması halinde Irak’ın egemenlik alanı ile askeri temas sahası arasındaki çizgi daha da bulanıklaşacaktır.
Üçüncü tespit Suriye.
Suriye sahasını yalnızca rejim, muhalefet veya terör örgütleri üzerinden okumak artık yetersiz. Bugün Suriye’nin önemi giderek koridor coğrafyası üzerinden belirleniyor.
Hürmüz Boğazı’na alternatif kara ve enerji güzergâhı tartışmaları bunun en açık göstergesi. Suriye’nin Basra ile Akdeniz arasında yeni bir enerji/transit hattına dönüşmesi ihtimali, çatışmanın ekonomik boyutunu askeri boyut kadar önemli hale getiriyor.
Dolayısıyla saha haritasında artık yalnızca birliklerin nerede bulunduğuna bakılmaz.
Petrol nereden geçecek?
Doğalgaz hangi koridordan taşınacak?
Limanı kim kontrol edecek?
Hangi yolun güvenliğini kim sağlayacak?
Bunlar da artık istihbarat değerlendirmesinin parçasıdır.
Dördüncü tespit İsrail tarafında.
Ali et-Tahir gibi yüksek ve stratejik arazilerin kontrolü, klasik askeri mantıkta yalnızca birkaç kilometrekare toprak kazanmak değildir. Bu tür arazi, gözetleme, ateş kontrolü, hareket serbestisi ve savunma derinliği sağlar. Türkiye’deki askeri terminolojiyle söyleyelim:
Hakim araziyi elinde tutan taraf, temas hattının ritmini belirleme avantajına sahip olur.
Nitekim bölgenin stratejik önemi daha önce Türk uzmanlar tarafından da ayrıntılı biçimde ele alınmıştı.
Fakat asıl mesele bundan daha büyük.
Sahadaki bütün aktörler aynı anda üç ayrı mücadele yürütüyor:
Birincisi kinetik mücadele.
İkincisi algı ve psikolojik üstünlük mücadelesi.
Üçüncüsü ise savaş sonrasının ekonomik ve jeopolitik mevzi mücadelesi.
Bu nedenle her füze yalnızca askeri hedefi vurmaz.
Bir mesaj gönderir.
Her geri çekilme yalnızca arazi kaybı değildir.
Bir pazarlık pozisyonu üretir.
Her yeni üs yalnızca askeri tesis değildir.
Gelecekteki nüfuz alanının işaretidir.
Saha raporunun sonuç bölümüne geldiğimizde tablo nettir:
Ortadoğu’da henüz kesinleşmiş bir cephe yok; fakat birbirine bağlanan çok sayıda temas hattı var.
İran-ABD hattı genişlerse Irak etkilenir.
Lübnan’daki temas hattı genişlerse İran denklemin içine daha fazla çekilir.
Suriye’deki koridor rekabeti büyürse enerji savaşı askeri savaşın üzerine çıkar.
Ve bütün bu hatların kesiştiği yerde Türkiye duruyor.
İstihbarat terminolojisiyle son değerlendirme şudur:
Türkiye, bu operasyonel resmin dışındaki bir gözlem noktası değil; resmin içinde bulunan stratejik bir derinlik alanıdır.
Bu nedenle Ankara’nın önündeki mesele hangi tarafın kazanacağını tahmin etmekten ibaret değildir.
Asıl mesele, çatışma sonrasında kurulacak yeni temas hatlarının Türkiye’nin güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını nasıl etkileyeceğini şimdiden öngörmektir.
Çünkü savaş meydanında bazen en önemli mevzi, üzerinde asker bulunan tepe değildir.
Haritanın tamamını görebildiğiniz noktadır.
Ve Ortadoğu’nun bugünkü haritasında o noktayı görmezden gelerek yapılacak hiçbir saha değerlendirmesi tamamlanmış sayılmaz.

YAKUPHAN OKUT

Kafkassam Editör
YAZAR

Kafkassam Editör

Yeni bir dünyaya uyanmak, dünyayı yeniden okumak isteyenler için, söylenecek sözü olanlar için merkezi Ankara’da olan KAFKASSAM’ı kurduk. Erivan, Bakü, Tiflis, Tebriz, Grozni, Moskova, Mahaçkale, Nazrin, Nalçik, Saratov, Ufa ve Sochi’de ofislerimiz temsilcilerimiz var. Kafkassam genelde kafkasya çalışmak için kuruldu Kafkasya genelinde çalışır. Ermenice Rusça Gürcüce İngilizce dillerinde yayın yapan kafkassam genç akademisyen ve stratejistlerle çalışmaya özen gösterir. KAFKASSAM’ın internet sitesi 2 Ocak 2010’da yayına girdi. İnternet sitesinde Kafkasya’daki ülkeler ve Türkiye ile ilişkileri hakkında makaleler, ropörtajlar, analizler ve yorumlara yer verilmektedir.

Yorum Yaz

Share a useful thought, question, or feedback.