Erdoğan’dan Putin’e: Bazılarını kıskandırmaya devam edelim

Кто виноват в терактах: исламисты, Гюлен, ЦРУ?

‘DAĞLIK KARABAĞ’DA GARANTÖR OLMAYA HAZIRIZ’

Clinton Yeltsin Telefon görüşmeleri

PKK’nın silahlandırılmasında Irak Hükümetinin rolü!

Gündem, Türkiye 21 Eylül 2017
417

NATO ve ABD öncülüğündeki koalisyon bir yandan Akdeniz’e bir yandan da Türkiye’nin üslerine asker yığınağı yaptığı günlerde bu durumu değerlendiren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg “biz Müslümanlar için savaşmayız” demişti. Bu söz hiş şüphesiz ‘Müslümanlarla savaşırız’ anlamına gelebilir. Bu savaşı göze alabileceklerine ihtimal verilmez mi? NATO Rusya’yı birincisi Baltık’tan, ikincisi Doğu Avrupa’dan, üçüncüsü Türkiye ve Karadeniz’den, dördüncüsü Kafkasya’dan ve beşincisi Afganistan’dan çevrelemeye çalışıyor. Dolayısıyla Türkiye her durumda ve konjonktürde NATO açısından vazgeçilemez ülke. Bununla birlikte Türkiye gibi NATO üyesi olan ve Türkiye’de askeri üsleri bulunan ABD’nin Türkiye ile savaş pozisyonuna girmesi mümkün mü? Hele hele Kore’de omuz omuza savaştıkları ve savaşma kapasitesini test ettikleri Türk ordusu ile Suriye’de karşı karşıya gelmesi stratejik körlükten başka ne olabilir?

Uzmanlara göre 21. yüzyılın yeni baştan düzenlenmesinin ve çekidüzen verilmesinin iki merkezi var. Biri Pasifik, diğeri Akdeniz. Bu stratejik de facto durumu çoktan belirleyen ABD, uzun süredir Akdeniz’e yığınak yapıyor. Çünkü Akdeniz, özellikle yaşlı Avrupa’nın soluklandığı ve bu nedenle Avrupa için hayati öneme sahip ticaret denizi. Akdeniz deyip geçmeyin! İstanbul Boğazı ile Karadeniz’e, Avrupa ve Asya arasında, Afrika’yı dolaşmadan deniz ulaşımı ve taşımacılığı yapabilme imkânı sağlayan yapay suyolu Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz’e ve oradan da Hint Okyanusu’na, Cebelitarık ile Atlas Okyanusuna bağlanan, okyanuslara açılan bir iç deniz. Bu kadarda değil! Akdeniz demek, henüz kullanıma açılmamış muazzam bir doğalgaz ve petrol rezervi demek. ABD Akdeniz’deki askeri varlığı ile yaşlı kıta Avrupa’nın boğazına nasıl kılçık kaçıracağının çok iyi farkında. Yine Akdeniz’deki mevcudiyeti sayesinde Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasının önünü kesme çabasında olduğu söylenebilir.

İşte ABD’nin Suriye ısrarını ve bu çerçevede Akdeniz’e Suriye topraklarından intikal ettirilmek istenilen doğalgaz ve petrol koridorunun Suriye’nin çok sayıda etnik ve dini grubun ve bu toplulukların bağlantılı olduğu birçok ülke olması, Suriye’yi ABD açısından oldukça karmaşık bir soruna dönüştürüyor. Ankara Suriye Kürtlerinin; Afrin, Kobani ve Cezire kantonlarını birleştirerek, ülkenin kuzeyinde Irak sınırından Hatay’a uzanacak bir özerk bölge (açıkçası ABD’nin enerji koridoru) oluşturmasını istemiyor. Ankara’daki düşünce enstitüsü baronların bakılırsa Washington ile PYD arasında doğrudan askeri temasa rağmen ABD’nin PYD’yi bölgede politik bir aktör olarak görmesi neredeyse imkânsız. Ancak ABD’nin bu işleri nasıl yaptığını bilenlerin böyle bir beklentileri yoktu. ABD 8-9 aydır yığınak yapıyor. Bir kısmı Kuzey Irak üzerinden geliyor. Bir kısmı havadan indirme. Kendisiyle işbirliği yapacak görev güçlerini eğitiyor. Irak’ta kaybolan ABD silahları Suriye’den çıkıyor! ABD bunu yaparken gerekçesi hazır, IŞİD’le mücadele. Şimdiye kadar NATO envanterinde ne kadar silah varsa hepsi Irak ve Suriye’de, DEAŞ ve PKK/YPG’de çıktı.

ABD’nin, DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle terör örgütü PKK/PYD’ye askeri yardımları çerçevesinde son 10 günde içinde zırhlı askeri araçların da bulunduğu yaklaşık 200 tır yardım, Suriye’deki örgüt unsurlarına gönderildi. (1) Fransız AFP haber ajansı, SDG’nin denetiminde olan Kamışlı kentinden geçen, SDG’ye gönderilmiş Amerikan zırhlı araç konvoyunu görüntüledi. AFP, konvoyda ABD yapımı Oshkosh modeli zırhlı araçlar, buldozerler ve silahlar olduğu bilgisini paylaştı. Konvoyda MRAP model zırhlı askeri araçlar görüldü. Mayına dayanıklı, pusu korumalı MRAP’lara, birçok çeşit ağır silahlar takılabiliyor. Haziran ayı başından bu yana ABD tarafından gönderildiği ve içlerinde bazı silahlar ile askeri araç gereçlerin de bulunduğu bilinen toplam 1621 TIR, YPG’ye ulaştırıldı.(2)

ABD’nin IŞİD’le mücadele yalanıyla PYD/YPG/SDG unsurlarını silahlandırması geçerliliğini kaybetti. Çünkü Irak’ta merkezi hükümet, Suriye’de ise rejim güçleriyle birlikte Rusya, Türkiye ve İran; sözde Avrupa ülkelerinin ve Amerika’nın şikâyetçi olduğu IŞİD terör örgütü ile savaşıyor. Dolayısıyla ABD’nin terörle mücadele kapsamında PKK unsurlarını silahlandırması uluslararası hukuk açısından her türlü geçerliliğini yitirmiştir. ABD’nin Suriye’ye gönderdiği silahların menşei Irak. Pentagon Başdenetçi 2016 Denetim raporunda, ABD’nin Irak’a verdiği silahların izini kaybettiği açığa çıkmıştı. Rapora göre ABD, 1 milyar doları aşan silah ve diğer askeri malzemelerin izlenebilirlik ve denetlenebilirlik kıstaslarına göre etkin takibini yapmakta yetersiz kaldı. Uluslararası Af Örgütü Silah Kontrol ve İnsan Hakları Araştırmacısı Patrick Wilcken konuya ilişkin açıklamasında “Söz konusu rapor, ABD silahlarının, IŞİD de dahil olmak üzere, Irak’ta katliamlar gerçekleştiren çeşitli silahlı gruplara yönelik sızdırılmasının tarihi de değerlendirildiğinde, son derece dikkat çekicidir,” demişti.(3) Gördüğünüz gibi ABD’nin merkezi Irak hükümetine teslim ettiği silahlar Suriye’de karşımıza çıkıyor.

Bakınız:
1- 20/09/2017/ http://tr.euronews.com/2017/09/20/abd-son-10-gunde-pydye-200-tir-askeri-yardimda-bulundu
2- http://rasthaber.com/bati-asya/haber/12570-abd-den-ypg-ye-yeni-silah-sevkiyati
3- 30/05/2017 – http://www.basnews.com/index.php/tr/reports/354066

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39

Yorumlar