Oğuzhan ERKAN: İran’da Rejim Tartışmaları ve Türkiye’nin Zorunlu Stratejik Pozisyonu
İran coğrafyası, yaklaşık bin yıl boyunca Türk hanedanlarının hâkimiyeti altında kalmış; Büyük Selçuklulardan İlhanlılara, Karakoyunlu ve Akkoyunlulardan Safevîlere, Afşarlara ve Kaçarlara kadar Türk devlet geleneği bu coğrafyada belirleyici olmuştur. Ancak 1925 yılında Kaçar Hanedanlığı’nın yıkılmasıyla birlikte İran’da tarihsel bir kırılma yaşanmış, Pehlevi Hanedanlığı’nın kurulmasıyla Türk siyasal hâkimiyeti sona ermiş ve Fars milliyetçiliği devlet ideolojisi hâline getirilmiştir.
Pehlevi dönemiyle birlikte İran’da sistematik bir Farslaştırma politikası uygulanmış; dil, tarih ve kimlik üzerinden Türk unsurlar kademeli biçimde tasfiye edilmeye çalışılmıştır. Ancak bu politikalar, özellikle İran’da yaşayan Azerbaycan Türkleri üzerinde beklenenin aksine bir etki yaratmış; baskı arttıkça Türklük bilinci daha da güçlenmiştir. 1979 İran İslam Devrimi sürecinde Azerbaycan Türklerinin toplumsal ve siyasal reflekslerin belirleyici rolü, bu kimlik bilincinin somut bir göstergesidir.
Ne var ki 1979 sonrası dönemde de İran’da kapsayıcı bir siyasal yapı inşa edilememiş; bu kez Fars milliyetçiliği, Şii merkezli bir ideolojik çerçeve içinde yeniden üretilmiştir. İslam Cumhuriyeti rejimi, etnik kimlikleri tanımak yerine onları mezhepsel bir potada eritmeye çalışmış, ancak bu yaklaşım da Azerbaycan Türkleri başta olmak üzere İran’daki Türk nüfus üzerinde başarısız olmuştur. Bugün gelinen noktada, İran’daki Türk kimliği, tarihsel süreklilik içerisinde yeniden görünürlük kazanmış ve toplumsal bilinç düzeyinde belirgin bir güçlenme sürecine girmiştir.
Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti ciddi bir meşruiyet ve yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Bölgesel ve küresel aktörler bu süreci yakından izlemektedir. İsrail’in açık hedefi, İran’da rejim değişikliğinin sağlanmasıdır. Bu doğrultuda Pehlevi Hanedanlığı’nın devamı olan Rıza Pehlevi öne çıkarılmaya çalışılmış; ancak İran halkının Pehlevi rejimine yönelik tarihsel hafızası nedeniyle bu girişim karşılık bulmamıştır. Bunun üzerine İsrail, Amerika Birleşik Devletleri üzerinde baskıyı artırmış; özellikle Yahudi lobileri üzerinden Washington’u İran’a karşı doğrudan askeri müdahaleye zorlamaya başlamıştır. Son dönemde İsrail’in “tek başımıza da vururuz” söylemi, bu baskının ulaştığı boyutu göstermektedir.
Türkiye ise geleneksel devlet aklı doğrultusunda İran’ın toprak bütünlüğünü savunan bir pozisyon almış, olası bir askeri müdahaleye karşı çıkmıştır. Ancak burada asıl mesele, en kötü senaryonun göz ardı edilmemesidir. Eğer İran’da rejim devrilir ve bir otorite boşluğu oluşursa, Türkiye bu sürecin dışında kalamaz. Aksine, yeni siyasal yapılanmanın şekillenmesinde aktif rol almak zorundadır. Bu alan İsrail’e bırakıldığı takdirde ortaya çıkacak yapı, doğrudan Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecektir.
İsrail’in uzun vadeli stratejik hedefinin Türkiye olduğu artık örtülü değil açıktır. İran’daki Azerbaycan Türkleri üzerinden yeni bir “Şah İsmail” kurgusu oluşturma çabası da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Ankara’nın bu oyunu görmesi ve bozması hayati önemdedir. Rejim sonrası İran’da, Türkiye ile ortak hareket edebilecek, bölgesel istikrarı önceleyen bir siyasal yapılanmanın inşasında Türkiye belirleyici aktör olmalıdır.
İran’da yaşayan yaklaşık 35 milyon Azerbaycan Türkünün güvenliği ve geleceği, yalnızca İran’ın iç meselesi değil, Türkiye’nin de doğrudan ulusal güvenlik konusudur. Bu nüfusu kapsayan, temsil kabiliyeti olan bir yönetim modeli Türkiye açısından stratejik bir zorunluluktur. Aksi hâlde İsrail, Suriye’de başaramadığını İran’da hayata geçirmeye çalışacak; Türkiye doğuda İsrail ile fiilî olarak komşu hâle gelebilecektir. İsrail’in yönlendirdiği veya etkisi altına aldığı bir İran, Türkiye için yeni ve son derece tehlikeli bir cephe anlamına gelir.
Sonuç olarak, İran’daki gelişmeler yalnızca izlenmemeli; olası tüm senaryolar üzerinden ciddi bir stratejik hazırlık yapılmalıdır. Türkiye, bölgesel güç olmanın gereği olarak, kriz anlarında değil, kriz öncesinde pozisyon alan bir devlet refleksi sergilemek zorundadır.



Yorum gönder