Şimdi yükleniyor

Fuad Gahramanlı: Ben ve Ramiz Mehdiyev

Fuad gahramanlı

Ben ve Ramiz Mehdiyev: Bu Filmdir, Film…

Muhtemelen birçoğunuz ünlü bir Azerbaycan filmindeki bu ifadeyi hatırlamıştır. Dün, DTX’nın çektiği başarısız “film” hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmıştım. Açıkça görünüyor ki; beni Ramiz Mehdiyev meselesine bağlayamadıkları için emekleri boşa gitti ve kamuoyunda hiçbir etki yaratamadılar. Çünkü bana para verilen o video çekimi üzerinden çok uzun zaman geçti, tam hatırlamıyorum ama yaklaşık 2007-2010 yılları arasına aittir. DTX kayıtlarında ise Ramiz Mehdiyev’in “darbe” hikayesi 2012 yılından itibaren başlatılıyor.

Birinin bana maddi yardımda bulunması, güya devlet darbesine hazırlıkmış gibi sunuluyor. O zaman şu soru doğuyor: Eğer o parayı bana veren Ramiz Mehdiyev’in adamı idiyse, İlham Aliyev bu görüntüleri izledikten sonra neden Ramiz Mehdiyev’i 9 yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı görevinde tuttu ve ona birkaç kez seçimleri sahteleştirip kendisini iktidarda tutma görevini verdi? Bu soru karşısında tüm operasyon planı bir alay konusuna dönüşüyor.

Meseledeki bir diğer açık nokta da şudur: Nasıl oluyor da 2010 yılında birinin bana darbe amacıyla para vermesi hakkında DTX’ya bilgi ulaşıyor ama kimse beni sorumlu tutmuyor? Eğer o zaman bir darbe planında yer aldıysam, 15 yıl boyunca hiçbir suçlama yapılmaması inandırıcı değil. Neyi bekliyorlardı? Darbe planı daha iyi işlesin diye daha fazla para almamı mı? Bu cevapsız soru bile işin ne kadar amatörce hazırlandığını gösteriyor, değil mi?

Diğer bir husus; 3-4 kez verilen 400-500 Manatla değil darbe yapmak, köy belediyesi bile değiştirilemez. Darbe için ortaya Ramiz Mehdiyev’in tornavidayla açtığı o meşhur valizler dolusu paraların konulması gerekir. O para da bu ülkede İlham Aliyev ve memurlarından başka kimsede yoktur. Bu videodan sonra ben Aliyev döneminde defalarca hapse atıldım, evim arandı. Peki neden o paraları hiçbir zaman bulup çıkarmadılar?

Bana hiç kimse, mücadelemden ve ilkelerimden vazgeçmem karşılığında maddi yardımda bulunmadı. Aksine, yardım edenler bunu siyasi mücadeleme destek amacıyla yaptılar, onlara teşekkür ediyorum. Eğer tersi olsaydı, ben de şimdi “otobüs muhalefeti” (saray güdümlü muhalefet) ile birlikte rahat bir hayat sürüyor olurdum. Halkımız gördü ki; her zaman mücadelenin önünde olduğum için, muhalefette 4 kez hapse giren iki üç kişiden biriyim. Şimdi de 5. kez hakkımda gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.

2020 yılındaki tutukluluğum sırasında en alçak ve namussuz yöntemlerle alınan ifadeye gelince; bu, iktidarın devlet şerefini alçaltan bir haydut sürüsü olduğunu gösteriyor. Eğer o ifade Karabağ işiyle ilgiliyse, neden iddianamede ve mahkeme belgelerinde hiç görmedik? Neden gizlendi? Çünkü o zaman fırsat bulmuşken, sorgucunun dediği gibi beni “dili kısa” (şantaj edilebilir) yapmak için kendilerince bir kompromat (kara leke) hazırladılar. Ama olmadım, asla da olmayacağım.

Son olarak; bana iki gün boyunca acımasızca işkence edip istedikleri ifadeyi alamayınca, “Sana tecavüz edip videonu internete koyacağız, sonra seni cezaevine göndereceğiz ki orada sana kötü davransınlar, insan içine çıkama” diyenler asla devlet adamı olamazlar. Bunlar devlet gücünü ele geçirmiş haydutlardır. O dönem Terter’de yaptıkları vahşeti iki gün boyunca benim üzerimde denediler. 2020’de işkence sırasında bayıldığımı görünce öleceğimden korkup en alçak yönteme başvurdular. İki iri kıyım adam vasıtasıyla tecavüzle tehdit edip, beynimi bulandıran bir iğne vurdular ve kağıda yazılmış ifadeleri bana tekrarlattılar. Sonra bu işkence izlerini gizlemek için avukatımla ve ABD Büyükelçiliği yetkilisiyle görüşmemi engellediler. İşkenceyle alamadıklarını tecavüz tehdidiyle alacak kadar alçaklaşanlar, halkımız ve devletimiz için en büyük tehlikedir. Devleti kriminalize ettiler.

İşkenceden sonra kendime gelince müstantiğe (sorgucuya) ilk söylediğim şey, içeriğini hatırlamadığım o zorla okutulan ifadeleri mahkemede reddedeceğim oldu. Müstantiğin “artık kaderin bunların elinde” demesine rağmen, özgürlüğe çıkınca ilkelerimden dönmedim, ön saflarda yoluma devam etdim. Şimdi de yurt dışında olduğum için elleri ulaşmıyor ve çektikleri bu “film” ile beni mahvetmek istiyorlar.

Ancak benim gibi kendini halkın özgür geleceğine adamış insanların kaderini haydut iktidarlar değil, halk belirler. Beni tanıyanlar bilir ki; muhalif bir siyasetçi olarak hapishane ve mahrumiyetten başka bir kazancım olmadı. Her “bitti” denilen yerde, halkın manevi desteğiyle ayağa kalktım.

Bugün buradan ilan ediyorum: Ne şimdi ne de gelecekte Azerbaycan ile ilgili bir siyasi iddiam yok, makam peşinde değilim. Vatanımla ilgili tek isteğim, ülkemizin bu kriminal çeteden, mafya iktidarından kurtulmasıdır. Bu amacımı da kimse elimden alamaz.
Fuad Gahramanlı 

Yorum gönder