Rafis Abazov: Orta Asya’da Bildirilerden Koridorlara: İşlevsel Entegrasyona Doğru Bir Dönüşüm
Otuz yılı aşkın süredir Orta Asya’daki ekonomik entegrasyon süreci; iddialı açıklamalar, çok taraflı bildiriler ve düzenli zirve diplomasisiyle şekillenmiştir. Ancak ortaya çıkan somut sonuçlar çoğu zaman siyasi söylemin gerisinde kalmıştır. Bugün ise soyut entegrasyon modellerinden, koridor temelli ve altyapı odaklı iş birliğine doğru belirgin bir yön değişimi gözlemlenmektedir.
Kazakistan ile Kırgızistan arasında son dönemde yaşanan gelişmeler —özellikle Asya Kalkınma Bankası’nın (ADB) desteğiyle Almatı–Bişkek Ekonomik Koridoru’nun (ABEC) yeniden canlandırılması ve ortak sınır hattında sanayi ile lojistik merkezlerinin kurulması— Orta Asya’nın beyana dayalı bölgeselcilikten işlevsel ekonomik entegrasyona geçiş sürecine girdiğini göstermektedir.
ARKA PLAN
Bağımsızlık sonrası dönemde Orta Asya ülkeleri, bölgesel ekonomik entegrasyon fikrine defalarca destek vermiştir. Gümrük iş birliği girişimlerinden Orta Asya Ekonomik Birliği’ne (CAEU) kadar uzanan çeşitli çerçeveler; ticaret engellerini azaltmayı, ekonomik koordinasyonu artırmayı ve ortak bir pazar alanı oluşturmayı hedeflemiştir.
Ancak bu girişimler çoğu zaman uygulama derinliğinden yoksun kalmıştır. Farklı düzenleyici sistemler, yetersiz sınır ötesi altyapı ve ulusal kalkınma stratejileri arasındaki zayıf koordinasyon, entegrasyonun etkisini sınırlamıştır.
Kazakistan ile Kırgızistan bu durumun somut bir örneğini oluşturmaktadır. Coğrafi yakınlık ve güçlü tarihsel bağlara rağmen iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği uzun süre potansiyelin altında seyretmiştir. Resmî verilere göre 2025 yılında ikili ticaret hacmi 2 milyar ABD dolarının altında kalmıştır. Üstelik bu ticaretin %70’inden fazlası ham madde ve düşük katma değerli ürünlerden oluşmaktadır. Bu tablo, mevcut ticaret modelinin yapısal sınırlarını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu noktada koridor temelli entegrasyon, daha pragmatik bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Ekonomilerin tamamını aynı anda uyumlaştırmaya çalışmak yerine, belirli coğrafi eksenlerde altyapı, sanayi politikası, ticaret kolaylaştırma ve yatırım süreçlerini bütünleştirmeyi hedefleyen koridor yaklaşımı daha uygulanabilir görünmektedir.
Bu stratejinin en somut örneği, Orta Asya’nın en yoğun nüfuslu ve ekonomik açıdan en dinamik sınır bölgelerinden birinde yer alan Almatı–Bişkek Ekonomik Koridoru’dur. İlk olarak 2010’lu yılların ortasında pilot proje olarak tasarlanan ABEC, birbirine 250 kilometreden daha az mesafede bulunan iki büyük şehir merkezini —Almatı ve Bişkek’i— birbirine bağlamaktadır. Bu iki kent, ülkelerinin GSYİH’sının, nüfusunun ve sanayi kapasitesinin önemli bir bölümünü temsil etmektedir.
GELİŞMELER VE ETKİLER
2025 yılında Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Kırgızistan’a gerçekleştirdiği resmî ziyaret, ekonomik koridoru stratejik öncelik düzeyine taşımıştır. Bu ziyaretle birlikte taraflar, sembolik iş birliğinin ötesine geçerek lojistik, tarım işleme ve hafif sanayi alanlarında somut projeler geliştirme kararlılığını ortaya koymuştur.
Yeni entegrasyon modelinin en yenilikçi unsuru, Kazakistan–Kırgızistan sınırında kurulması planlanan ortak sanayi, ticaret ve lojistik kompleksleridir (ITLC). Bu merkezler, klasik serbest ticaret bölgelerinden farklı olarak, koordineli altyapı yatırımları, uyumlu gümrük rejimleri ve ortak yatırım teşvik mekanizmalarıyla tasarlanmaktadır.
Kordai bölgesinde planlanan pilot merkez, yalnızca bir sınır geçiş noktası değil; ortak üretim, depolama, işleme ve dağıtım faaliyetlerini bir araya getiren bütünleşik bir ekonomik platform niteliğindedir. Bu yapının temel amacı, tedarik zincirlerini kısaltmak, lojistik maliyetleri düşürmek ve katma değerli üretimi teşvik etmektir.
İlk değerlendirmelere göre, koridorun etkin şekilde işletilmesi sınır ötesi taşımacılık maliyetlerini %15–20 oranında azaltabilir. Bu durum küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet gücünü artırabilir, binlerce yeni istihdam yaratabilir ve ikili ticaret hacmini 2030 yılına kadar 3 milyar ABD dolarına çıkarabilir.
Önemli bir diğer unsur, siyasi irade ile teknik uygulama arasındaki uyumdur. Önceki bölgesel girişimlerde eksik kalan bu koordinasyon, son dönemde gerçekleştirilen devlet ziyaretleri, hükümetler arası konsey toplantıları ve düzenli üst düzey istişarelerle güçlendirilmiştir.
STRATEJİK ANLAM
Bildirilerden koridorlara geçiş, Orta Asya’nın entegrasyon anlayışında daha geniş kapsamlı bir değişime işaret etmektedir.
Birincisi, serbest ticaret anlaşmalarının (STA) tek başına yeterli olmadığı gerçeği daha net anlaşılmıştır. STA’lar ticaretin hukuki zeminini oluşturur; ancak ticareti fiilen artıran unsur altyapı, lojistik ve sanayi iş birliğidir. Kazakistan–Kırgızistan deneyimi, STA’ların mekânsal olarak tanımlanmış ekonomik koridorlarla desteklendiğinde daha etkili olduğunu göstermektedir.
İkincisi, koridor modeli ölçeklenebilirlik sunmaktadır. Almatı–Bişkek ekseninde elde edilecek başarı, Orta Asya’yı Güney Asya, Çin ve Kafkasya’ya bağlayan diğer güzergâhlara da uyarlanabilir. Bu yönüyle koridorlar, daha geniş bir bölgesel ekonomik alanın yapı taşları olarak görülebilir.
Üçüncüsü, model ekonomik dayanıklılığı artırmaktadır. Bölgesel değer zincirlerinin gelişmesi, uzak pazarlara aşırı bağımlılığı azaltarak dış şoklara karşı koruma sağlayabilir. Denizlere kıyısı olmayan Orta Asya ülkeleri için sınır ötesi bağlantının güçlendirilmesi stratejik bir zorunluluktur.
SONUÇ
ADB destekli değerlendirmeler, Almatı–Bişkek koridorunun önemli avantajlara sahip olduğunu ortaya koymaktadır: pazarlara yakınlık, tamamlayıcı üretim yapıları ve makul maliyetle geliştirilebilecek mevcut ulaşım ağları. Son yatırımlar yalnızca fiziksel altyapıya değil, gümrük süreçlerinin uyumlaştırılması ve standartların ortaklaştırılması gibi “yumuşak altyapı” reformlarına da odaklanmaktadır. Bu reformlar, işletmeler için işlem maliyetlerini ve belirsizliği azaltma açısından en az fiziksel yatırımlar kadar kritiktir.
Bölge ülkeleri artık iki seçenekle karşı karşıyadır: Sınırlı etki yaratan entegrasyon bildirgeleri üretmeye devam etmek ya da ölçülebilir sonuçlar doğuran işlevsel mekanizmalara yatırım yapmak. Kazakistan ile Kırgızistan arasındaki gelişen iş birliği, ikinci seçeneğin giderek daha uygulanabilir hâle geldiğini göstermektedir.
Koridor temelli entegrasyon; coğrafi yakınlığı ekonomik verimliliğe, siyasi iradeyi ortak büyümeye dönüştürme potansiyeli taşımaktadır. Bu yaklaşım sürdürülebilir ve genişletilebilir olursa, Orta Asya’da entegrasyon söylemden uygulamaya, bildirilerden kalıcı ekonomik koridorlara doğru evrilebilir.
Rafis Abazov



Yorum gönder