Turan Rzayev: Netanyahu’nun ABD Ziyareti ve İran Dosyası
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 11 Şubat’ta ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret tamamlandı. Başbakanlık ofisinden ziyarete dair yapılan ön açıklamada; görüşmelerin odağında İran’ın balistik füze cephaneliğinin sınırlandırılması ve Tahran’ın Orta Doğu’daki müttefik güçlere (vekil güçler) verdiği desteğin kesilmesi konularının yer alacağı belirtilmişti. Ayrıca Netanyahu, Umman’da yaptığı açıklamalarda İran ile yürütülen müzakerelere ilişkin sert tutumunu net bir şekilde ortaya koymuştu.
Netanyahu’nun talepleri şu maddelerde özetlenmişti:
• İran’ın nükleer programının tamamen lağvedilmesi,
• Sıfır zenginleştirme kapasitesi,
• Zenginleştirilmiş tüm materyallerin ülke dışına çıkarılması ve sıkı uluslararası denetim,
• İran’ın balistik füzelerinin menzilinin 300 km ile sınırlandırılması,
• Bölgesel proksi (vekil) gruplara verilen desteğin durdurulması.
Görüşmenin Analizi ve Sonuçlar
ABD Başkanı Donald Trump ile Netanyahu arasında yaklaşık üç saat süren görüşmede tüm bu dosyaların masaya yatırıldığı tahmin ediliyor. Ancak Beyaz Saray’dan gelen açıklamalar, nükleer anlaşma konusunda henüz nihai bir uzlaşmaya varılmadığını gösteriyor. Bu durum, görüşmenin somut bir anlaşmadan ziyade, bir diyalog ve istikamet belirleme aşaması olduğunu kanıtlıyor.
Trump, görüşme sonrası Truth Social hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda; Washington’un nükleer anlaşma ihtimalini değerlendirmek üzere Tahran ile müzakereleri sürdürme konusunda kararlı olduğunu ve bu görüşmede söz konusu başlıkta bir anlaşmaya varılmadığını ifade etti.
Genel Değerlendirme
Bu ziyaret, bir yandan İsrail’in taleplerini ABD yönetimine en üst düzeyde iletmesi bakımından başarılı sayılabilir. Netanyahu; balistik füzeler ve bölgesel gruplar gibi güvenlik kaygılarını gündeme getirerek ABD’yi İsrail’in güvenlik perspektifine daha sıkı bağlamaya çalışmıştır. Diğer yandan Trump’ın açıklaması, ABD’nin hâlâ diplomatik manevra alanını koruduğunu ve Tahran ile müzakereleri tamamen kapatmadığını gösteriyor. Bu durum, Tel Aviv’in sert talepleri ile Washington’un pragmatik yaklaşımı arasındaki dengeyi ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Tahran ile nükleer müzakereler sürdüğü ve ABD henüz pozisyonunu tam olarak İsrail’in istediği tona göre ayarlamadığı için nihai bir anlaşma ufukta görünmüyor. Trump-Netanyahu zirvesi, somut bir sonuçtan ziyade, bölgesel adımlar için stratejik bir mesaj ve pozisyonların karşılıklı olarak anlaşılması aşaması olarak değerlendirilebilir


Yorum gönder