Şimdi yükleniyor

Mehmet Kolukısa: Hasan Oktay ve Avraham Şmuleviç‘in İran analizleri

Kafkassam olarak İran meselesini detayları ile incelemeye analiz etmeye devam edeceğiz. Kafkassamda verdiğimiz Avraham Şmuleviç ve Hasan Oktay’ın analizlerini karşılaştırmak, aslında İran meselesine bakıştaki iki temel zıt kutbu anlamak demektir. Bir yanda “Dışarıdan müdahale ve parçalanma odaklı jeopolitik”, diğer yanda ise “İçeriden dönüşüm ve bölgesel devlet geleneği odaklı strateji” yer alıyor.
İşte iki ismin temel görüşleri ve aralarındaki derin farklar:
1. Rejim Değişikliği ve Yöntem
* Avraham Şmuleviç (Müdahaleci Bakış): Şmuleviç, değişimin ancak dış destekle (İsrail/ABD) ve askeri/istihbari operasyonlarla tetiklenebileceğini savunur. Ona göre protestoların tek başına başarı şansı düşüktür; Mossad’ın sahayı organize etmesi ve güvenlik güçlerinin (İDGK/Besic) doğrudan hedef alınması gerekir.
* Hasan Oktay (Reformist/Yapısal Bakış): Oktay, değişimin “İran devlet aklı” ve sivil dinamiklerle olması gerektiğini savunur. Dış müdahalenin yıkım getireceğini, çözümün ise İran’ın kendi içinde radikal bir reform sürecine girmesi olduğunu belirtir.
2. İran’ın Toprak Bütünlüğü vs. Bölünme
* Avraham Şmuleviç: İran’ı etnik bir mozaik olarak görür ve rejimin çökmesi durumunda ülkenin Azerbaycanlılar, Kürtler ve Beluçlar gibi unsurlara bölünmesini stratejik bir “fayda” veya “olasılık” olarak değerlendirir. “Büyük devletlerin parçalanması” senaryosuna daha yakındır.
* Hasan Oktay: İran’ın toprak bütünlüğünü kırmızı çizgi olarak görür. Bölünmenin sadece İran için değil, Türkiye ve tüm bölge için bir felaket (Irak-Suriye örneği gibi) olacağına inanır. Bu yüzden çözümün “ayrılma” değil, “modern bir yönetim çatısı altında birleşme” olduğunu savunur.
3. Rol Model: Pehlevi mi, Türkiye mi?
* Avraham Şmuleviç: Sürgündeki Veliaht Prens Rıza Pehlevi figürüne ve monarşistlerin popülaritesine vurgu yapar. Muhalefetin dışarıda konsolide edilmesini bekler.
* Hasan Oktay: Pehlevi gibi dışarıdan ithal liderler yerine, İran’ın “Türkiye Cumhuriyeti Modeli”ni (modern, laik ve demokratik bir ulus devlet yapısı) benimsemesi gerektiğini söyler. Türkiye’nin tarihsel devlet tecrübesinin İran için tek gerçekçi çıkış yolu olduğunu vurgular.
4. İsrail ve ABD’nin Rolü
* Avraham Şmuleviç: İsrail’in askeri operasyonlarını (Evin hapishanesi, nükleer arşivler, suikastlar) değişimin ana motoru olarak görür. İsrail’in İran içindeki kapasitesine sınırsız bir güven duyar.
* Hasan Oktay: Dış güçlerin (özellikle ABD ve İsrail’in) masa başında hazırladığı planlara şüpheyle yaklaşır. Bu planların halkın iradesini yansıtmadığını ve bölgeyi istikrarsızlaştıracağını düşünür.
Şmuleviç’in analizi, “masa başında hazırlanmış”, halkın demokratik özlemlerinden ziyade jeopolitik hesaplara dayanan bir tablo çiziyor. Hasan Oktay ise daha çok “bölgesel bir devlet aklı” ile konuşarak, halkın demokrasi talebinin bir kaos veya parçalanmaya dönüşmeden nasıl yönetilebileceğine odaklanıyor.

İran’ı takip etmeye devam diyoruz.

Yorum gönder