KAFKASSAM – Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Rusya
  4. »
  5. Joe Sommerlad: Rusya neden Ukrayna’nın NATO’ya katılmasını engellemek istiyor?

Joe Sommerlad: Rusya neden Ukrayna’nın NATO’ya katılmasını engellemek istiyor?

Kafkassam Editör Kafkassam Editör - - 7 dk okuma süresi
34 0

Rusya’nın Ukrayna sınırında gerginlik artmayı sürdürürken, Moskova’nın bölgeye yerleştirdiği asker sayısının yaklaşık 106 bine ulaştığı tahmin ediliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, komşu devleti işgal etmek gibi bir niyeti olmadığını söylese de Batı’dan bir dizi talepte bulundu. Bu talepler arasında NATO üyeliğinin doğudaki eski Sovyet devletlerine doğru genişletilmesine son verilmesi ve ABD ile NATO’nun Rusya’nın kapısının önündeki askeri faaliyetlerini azaltması da vardı.

NATO, Doğu Avrupa’da halihazırda konuşlandırdıklarına ek gemiler ve savaş uçakları göndereceğini belirtirken, ABD ve Birleşik Krallık (BK) da diplomatlarının ailelerini Ukrayna’dan çekiyor.

Moskova askeri tatbikatlar için komşu Belarus’a askerle malzeme sevk etti ve basında çıkan haberlere göre Washington da Baltık ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerine binlerce ABD askeri gönderme ihtimalini değerlendiriyor.

Bu esnada Putin, ABD’li mevkidaşı Joe Biden tarafından Ukrayna sınırını geçmeyi bile düşünmemesi hakkında uyarıldı.

Biden geçen hafta, “Başkan Putin’e çok net bir şekilde belirttim” demişti.

Yanlış anlaşılacak bir şey yok. Bölgeye yığılan Rus askeri birlikleri Ukrayna sınırını geçerse bu bir işgaldir. Şu konuda hiç şüphe yok, Putin işgali seçerse Rusya ağır bir bedel ödeyecek.

Skandallarla boğuşan BK Başbakanı Boris Johnson da benzer şekilde Kremlin’in komşusuna karşı yapacağı herhangi bir hamlenin “sadece Rusya için değil, tüm dünya için felaket olacağı” uyarısında bulundu ve “BK’nin doğrudan Ukrayna’nın egemenliği ve bütünlüğünün arkasında durduğunu” söyledi.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yle Kiev’de ve NATO liderleriyle de Berlin’de bir araya geldikten sonra bir an önce duruma dair istişarede bulunmak için geçen hafta Cenevre’de Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la görüştü.

Blinken, Soğuk Savaş gerilimlerinin yeniden canlanmasına ve “tehlikeli ve istikrarsız zamanlara” geri dönülmesine karşı uyarırken, Lavrov’un yardımcısı Sergei Ryabkov, Moskova’daki sert adam rolünü üstlenerek, “Kimseden korkmuyoruz, ABD’den bile” ifadelerini kullandı.

Görüşmeler bittikten sonra Blinken, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması durumunda ABD ve müttefiklerinin “hızlı, sert ve müşterek bir yanıt” vereceği uyarısında bulundu.

Diplomatik ilişkiler uzmanı James Goldgeier’e göre Ukrayna’nın NATO’ya girmemesi meselesi Putin için uzun süredir bir saplantı haline gelmiş durumda. Putin, Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle selefi Boris Yeltsin’in yönetimindeki 1990’lı yılları, Bill Clinton ABD’sinin “Avrupa’ya kendi düzen tasavvurunu (1999’da Kosova da dahil) dayattığı esnada Rusların durup izlemek dışında hiçbir şey yapamadığı” bir “10 yıllık aşağılama” dönemi olarak buruk bir şekilde hatırlıyor.

Yeltsin, Eylül 1993’te buna benzer endişelerini Clinton’a ifade ederken şunları yazmıştı:

Şüphesiz, Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya girmesi durumunda ittifakın otomatik olarak Rusya karşıtı bir hal almayacağını anlıyoruz ama buradaki kamuoyunun bu hamleye nasıl tepki vereceğini hesaba katmak zorundayız.

Bu endişeleri gidermek için 1997’de NATO-Rusya Kurucu Senedi imzalanmıştı; bu, açıkça “NATO ve Rusya birbirlerini düşman olarak görmüyor” diyen siyasi bir anlaşmaydı.

Bunu 2002’de NATO-Rusya Konseyi’nin kurulması takip etmişti.

Fakat Putin’in 1999’da eski Sovyet uyduları Çekya, Macaristan ve Polonya’nın, ardından 2004’te de Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya’nın katılmasıyla ittifakın doğuya doğru kademe kademe genişlemesi olarak gördüğü bu gelişmelerin aşırıya kaçtığını düşündüğü söyleniyor.

Putin bu ulusların ittifaka girmesini, dönemin ABD Dışişleri Bakanı James Baker’ın Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Almanya’nın yeniden birleşmesini tartışmak üzere Şubat 1990’da Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında Mihail Gorbaçov’a verdiği öne sürülen sözün tutulmaması olarak yorumladığı görülüyor.

Rus yetkililere göre Baker, Gorbaçov’a “NATO güçlerinin NATO’yla ilgili yetkileri bir santimetre dahi doğuya genişlemeyecek” sözü vermişti ama bu çok tartışmalı bir alıntı ve Ekim 2014’te Kommersant gazetesine verdiği röportajda Gorbaçov da bu meseleyi konuştuklarını inkar etmişti.

Her halükarda Putin o zamandan beri kin besliyor, kuşkusuz ülkede Batı karşıtı duyguları teşvik etmeye ve kendi tabanını sağlamlaştırmaya hevesli ve hem Gürcistan’ın hem de Ukrayna’nın ittifaka katılmasına şiddetle karşı çıktı.

2007’de Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı açıklamada Putin, “NATO’nun genişlemesinin örgütün modernleşmesiyle ya da Avrupa’da güvenliğin sağlanmasıyla herhangi bir alakası olmadığı açık” demişti.

Aksine bu genişleme, karşılıklı güven seviyesini düşüren ciddi bir provokasyonu temsil ediyor.

Nisanda Bükreş’teki NATO zirvesine katılırken tonu daha da sertti: “Hiçbir Rus lider, Ukrayna’nın NATO üyeliğine yönelik adımlar karşısında bir şey yapmadan duramaz. Bu, Rusya’ya karşı düşmanca bir davranış sergilemek olur.”

Putin 4 ay sonra Gürcistan’ı işgal etmiş, ülkenin silahlı kuvvetlerini yok edip iki özerk bölgeyi ele geçirirken NATO üyeliği için açıktan açığa sinyaller veren devlet başkanı Mihail Saakaşvili’yi küçük düşürmüş, bu hamleleriyle yeni uluslararası kınamaların hedefi olmuştu.


Joe Sommerlad

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.