Tümen’de biraz dolaştım. Harika bir şehir! Eski Tümen (Старая Тюмень), Sibirya’nın ilk Rus şehrinin kurulduğu, tarih kokan ve o meşhur ahşap mimarinin en yoğun olduğu bölgedir. Cumhuriyet Caddesi (Улица Республики) ve Lenin Caddesi civarındaki o sokaklarda yürürken insan kendini adeta 19. yüzyılın tüccar Sibirya’sında gibi hisseder. Yağmur Eski Tümen sokaklarını parlatırken yönümüzü Tura nehrine çevirdik ve arabamızı park ettikten sonra uzaktan köprüyü ve nehri izledik.
Tura Nehri Kıyısında Küçüm Han’ın İzleri
Tümen’de Tura Nehri’nin rıhtımında yürürken, arka planda parıldayan meşhur Aşıklar Köprüsü muhteşem bir manzara sunuyor. Nehrin karşı kıyısında ise beyaz duvarları ve yeşil kubbeleriyle tarihi Krestovozdvizhensky Kilisesi görünüyor.
[Buraya Tura Nehri, Aşıklar Köprüsü ve Kilise Manzaralı Fotoğrafınızı Ekleyin]
Bu manzara eşliğinde Sibirya Hanlığı’nın son hükümdarı Küçüm Han’ı konuştuk. Küçüm Han, Kazak atamanı Yermak Timofeyeviç’in Sibirya’yı ele geçirme hamlelerine karşı çok sert bir direniş göstermiştir. Kaleleri birer birer düşse de teslim olmayı reddetmiş, Sibirya’nın derinliklerine ve bozkırlara çekilerek ömrünün sonuna kadar gerilla savaşıyla direnişini sürdürmüştür. Tümen şehri kurulmadan önce, bu nehrin hemen kenarında Küçüm Han’ın seleflerine ve Sibirya Hanlığı’na ait olan tarihi Çimgi-Tura (Chingi-Tura) şehri bulunuyordu. Yani şu an izlediğiniz nehir, bir zamanlar Tatar süvarilerinin ve hanlığın ticaret gemilerinin merkezindeydi.
Eski Tümen’in Simgesel Yapıları
Eski Tümen bölgesinde gözden kaçmaması gereken çok özel yapılar var. Örneğin Cumhuriyet Caddesi 1 numarada yer alan tarihi ve zarif yapı, Eski Tümen’in en simgesel binalarından biri olan Filimon Kolmogorov’un Evi’dir (Дом Колмогоровых). 19. yüzyılın sonlarında Tümen’in ünlü deri tüccarı Filimon Stepanoviç Kolmogorov tarafından yaptırılan bu köşk, klasik Rus taş taşra mimarisinin en güzel örneklerindendir. Günümüzde ise bu bina Bölgesel Cilt ve Zührevi Hastalıklar Dispanseri olarak hizmet vermektedir.
Bunun yanı sıra pencerelerindeki devasa ve ince işçilikli ahşap oymalarıyla (Nalichniki) ünlü tüccar evleri bu bölgededir. Eski Tümen sokaklarında gezerken geleneksel ahşap evlerin pencerelerindeki ince ahşap oymacılığının zarif örneklerini incelemek apayrı bir keyif veriyor.
[Buraya Ahşap Oymalı Pencere (Nalichniki) Fotoğrafınızı Ekleyin]
Aynı bölgede bulunan Svyato-Troitsky (Kutsal Üçlü) Manastırı’nın ana kilisesi olan Troitsky Katedrali’nin içi gerçekten büyüleyici bir atmosfere sahip. Ortodoks kiliselerinde cemaat ile altar (kutsal alan) bölümünü ayıran devasa bir ikon duvarı (ikonostasis) ve sadece din adamlarının geçebildiği altın varaklı Kraliyet Kapısı yer alıyor.
[Buraya Kilisenin İçi / İkonostasis Fotoğrafınızı Ekleyin]
Sibirya’da Esnek ve Özgün Bir Din Anlayışı
Gezi esnasında bir mescitte namaz kıldık. Namaz kıldığımız mescit, Sibirya’nın bu kendine has, tomruklardan yapılan ve pencereleri el işçiliği oymalarla süslenmiş ahşap cami mimarisiyle gerçekten büyüleyiciydi. Rusya’nın kuzeyindeki bu geleneksel doku, beton binaların arasında insana apayrı bir huzur veriyor.
[Buraya Ahşap Caminin / Mescidin Dıştan Fotoğrafını Ekleyin]
Burada çok ilginç gözlemlerimiz oldu. Yerel halktan Müslümanlar mollaya sıkıntılarının giderilmesi için dua istemeye geliyorlar ve bunlar genellikle bayanlar. Bayanlar genellikle başı kapalı bir şekilde camiye geliyorlar ancak kıyafetleri çok rahattı. Bu coğrafyada kadınlar için başı kapatmak, genellikle Ortadoğu’daki gibi tepeden tırnağa çarşaf veya ferace giymek anlamına gelmez. Başörtüsü, daha çok saçın önünü hafifçe açık bırakacak şekilde arkadan bağlanan veya boyna dolanan geleneksel bir motif gibidir. Kadınlar günlük kıyafetleriyle sokakta gezerken, camiye girecekleri zaman sadece başlarını örterler. Önemli olan ibadethaneye ve mollaya gösterilen “niyet ve saygı”dır.
Sibirya Tatarlarının kültürel yapısı ve Sovyet geçmişi, bölgede oldukça esnek, geleneksel ve toplumsal hayata entegre bir din anlayışının doğmasını sağlamıştır. Rusya’nın bu bölgelerinde dini yaşam, Ortadoğu’daki gibi katı kurallardan ziyade yerel adetlerle, hoşgörüyle ve modern günlük yaşamla harmanlanmıştır. Müslüman halkın laik sistemin gereği olarak Ortodoks inanan kesimlerde olduğu gibi camiye yardım etmeleri, din adamlarının geçimlerini bundan temin etmeleri çok ilginç.
Rusya laik bir devlet olduğu için din adamlarına devlet bütçesinden doğrudan memur maaşı ödenmez. Müftülükler ve camiler, devletten bağımsız sivil/dini kuruluşlar olarak tescillidir. Cemaat caminin girişindeki bağış kutularına düzenli olarak para bırakır. Mollanın maaşı, caminin elektrik, su ve ısıtma faturaları tamamen bu kutulardan çıkan parayla ve hizmet bedelleriyle karşılanır. Ortodoks kiliselerinde de sistem tamamen aynıdır; gelirlerini satılan mumlardan ve bağışlardan elde ederler. Müslüman halk da yüzyıllardır yan yana yaşadığı bu sistemin aynısını camilerinde uygular. Bu pratik ve esnek yaklaşım, dinin kurallarıyla modern ve rahat şehir hayatının nasıl bir arada yaşandığının en net göstergesidir.


