NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), İkinci Dünya Savaşının bittikten sonra 4 Nisan 1949 tarihinde Kuzey Atlantik Antlaşması Hükümleri uyarınca kurulan siyasi ve askeri bir ittifaktır. Bu örgütün esas amacı, üye devletlerin özgürlüklerini ve güvenliklerini siyasi ve askeri yöntemleri güvence altına almaktır. Siyasi olarak NATO, demokratik değerlerin yaygınlaşmasını teşvik etmektedir. NATO üyelerinin, savunma ve güvenlik alanlarında müzakere ve ittifak yapmaları için daimi bir düzen oluşturur. Sürekli müzakerelerle; ittifak üyelerinin fikirlerini, değerlendirmelerini, fikirlerini birbirlerine anlatmalarını, birbirlerine güvenmelerini, problemlerini müzakerelerle sonuçlandırmalarını, birbirleriyle çatışmaları için uygun koşulları oluşturur.
Askeri olarak NATO, Devletler arasındaki anlaşmazlık müzakereler kullanılarak diplomatik yollarla sonlandırılmasını amaçlamaktadır. Fakat diplomatik girişimlerin olumlu sonuç vermemesi durumunda, NATO’nun kuruluş antlaşmasının beşinci maddesi kolektif savunma ilkesinde açıklandığı şekilde, ittifaka üye her bir devleti askeri olarak savunacak gücü bulunmaktadır. Buna ek olarak, uluslararası alanda barış ve düzenin korunmasına yardım etmek gayesi ile tek başına veya diğer ülkelerle ve kuruluşlarla ortak hareket ederek kriz yönetimi konusunda operasyonlar gerçekleştirmektedir.
NATO üyelerinin katılımıyla, Ankara’da NATO Zirvesi 6-10 Temmuz 2026 arasında gerçekleştirildi. NATO Zirvesinde on bir ana gündem maddesi ortaya çıktı. En önemlisi, Türkiye’ye özel bir gündem maddesi açılmaktadır.
Avrupa Birliği Ülkelerinin Savunma harcamalarını arttırdığı açıklandı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin liderliğinde, AB üyesi ülkelerin savunma konusunda askeri güçlerini arttırmak amacıyla her ülkenin GSYH’sinin (GSYHH) yüzde beşini bu savunma harcamalarına ayıracağı ifade edilmiştir. Bu olay, AB ülkelerinin bu konuya önem verdiğini göstermiştir. Ayrıca Kanada’nın da savunma harcamaları konusunda aynı siyasayı izlediği belirtilmiştir. Bu savunma yatırımlarını üzerinden çok zaman geçmeden askeri yeteneklere dönüşmesi sonucunu ortaya çıkaracağı düşünülmektedir. AB ülkeleri gibi Kanada’nın askeri alandaki ulusal çıkarlarını korumak istediği sonucu ortaya çıkmıştır. Bu olayın, küresel bir sonucu olmuştur.
Bu zirvede, NATO’nun en önemli maddesi olarak adlandırılan beşinci maddesi onaylandı. Nato’nun beşinci maddesi kolektif savunma ilkesini içermektedir. Bu maddeye göre, bu ittifaka üye ülkelerin birine veya birkaçına herhangi bir saldırı gerçekleştirilirse, bu saldırı diğer ülkelere de gerçekleştirilmiş şeklinde kabul edilir. O ülke veya ülkelere askeri açıdan destek verilir. Zirve bildirisinin ilk cümlesinde, beşinci maddeye kararlı bir bağlılığın olduğunun altı çizilmiştir. Bu olay, NATO ittifakının içerisinde üye ülkelerinde askeri alanda ortak ulusal çıkarları konusunda taviz vermediğini göstermiştir. Bu durum, son yıllarda, Transatlantik içerisinde yer alan farklı fikirlerin bulunmasına yönelik bir cevap olarak verilmiştir.
NATO Zirvesi’nde elli milyar dolarlık bir savunma harcamalarını içeren anlaşma yapacağını açıklamıştır. Bu olayın çok önemli bir fayda sağlayacağı ifade edilmiştir. Bu savunma antlaşmaları için ayrılacak mali desteğin içerisinde, insansız hava sistemlerini içeren ekipmanlarına savaş uçaklarını, denizaltıları, uzay teknolojileri yer almaktadır. Bu alanlarda yeni ortaklıkların kurulacağı ifade edilmiştir. NATO’nun askeri alanda yeni ekipmanlara üretecek teknolojik altyapısının güçlendirileceği vurgulanmıştır. Böylece NATO’nun askeri alandaki teknolojik harcamaları arttırarak üyesi olan ülkelerin ulusal çıkarlarını koruyarak küresel ölçekte kararlar almıştır.
Bu zirvede, en önemli konulardan birinin İran olduğu açıklanmıştır. 28 Mart 2026 tarihinde ABD, İran ve İsrail arasında başlayan bu savaşın küresel sonuçları olduğu bilinmektedir. ABD Başkanı Donald Trump bu zirvede İran konusunu gündeme almıştır. Zirve sonrasında ilan edilen NATO bildirisinde Hürmüz Boğazı’nın askeri açıdan güvenliği ve bu savaşın ve İran’la müzakerelerin tekrar başlatılarak bitirilmesi konularının NATO için hayati bir öneme sahip olduğu açıklanmıştır. Çünkü, İran Hürmüz Boğazını kapatmıştır. Dünyadaki petrollerin %21 i burada buradan geçmektedir. Bu olay küresel alanda, petrol fiyatlarının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu durumun diğer bir sonucu, ABD Başkanı Donald Trump!ın siyasi olarak zarar görmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda, petrolü ithal eden bütün ülkelerin petrolü yüksek fiyattan almasına sebep olmaktadır. Bunun bütün ülkelere küresel çapta günlük 80 milyar dolar gibi ciddi bir etkisi olmaktadır.
NATO Zirvesi’nde, Ukrayna’nın ulusal çıkarlarını koruma konusunda en büyük faydayı görülmüştür. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin bu zirveden başarılı bir şekilde ayrıldığı belirtilmiştir. Çünkü, ABD Başkanı Donald Trump zirvede yaptığı açıklamada Patriot Hava Savunma Füzelerinin Ukrayna ile antlaşma yapılarak bu ülkede üretilmesine insansız hava araçları konusunda ittifak yapılması konularında olumlu bir düşüncesinin olduğunu açıklaması Rusya’nın üzerindeki siyasi ve askeri alanlarda baskı yaparak olumsuz etki yapacağı konularını gündeme getirmiştir.
Bu zirvede konuşulan en önemli gündem maddesi Türkiye olmuştur. Çünkü Türkiye’nin, NATO’nun içerisinde siyasi ve askeri açıdan çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Siyasi olarak, Türkiye’nin demokratik değerleri benimseyen NATO’nun Türkiye hakkındaki siyasasını çok ciddi bir şekilde değerlendirmesine sebep olmuştur. Bununla beraber, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesinde yaptığı konuşmasında, ABD’nin Türkiye’ye F35 savaş uçağının ihraç edilmesi hususunda net bir şekilde görüşlerini ifade etmemesine rağmen, bu olayın gerçekleşmesi konusunda olumsuz görüşlerde olmadığı belirtilmiştir.
Türkiye ve NATO arasında olan diğer konularda gündeme gelmiştir. Türkiye’nin Suriye, İran ve Gazze’de gerçekleşen savaşlar küresel siyasi ve askeri bu krizlerin yol açmıştır. Bu savaşlar önce Ortadoğu Bölgesine yayılmıştır. Daha sonra bu ülkelerde, küresel güçlerinde dahil olması ile savaşların etki alanı genişlemiştir. Bu savaşlarda, küresel güçlerinde siyasi, ekonomik açılardan ulusal çıkarları bulunmaktadır. Bu olaylarda, Türkiye’nin savaşların bitmesi için arabuluculuk misyonun üstlenmesi ve etkin bir ülke alması ABD’nin açısından yapıcı bir siyasi olarak değerlendirilmiştir. Bu sebepledir ki, Türkiye’nin F35 leri ithal etmesinin yakında gerçekleşeceği şeklinde bir değerlendirme yapılmıştır.
F35 savaş uçağının Türkiye ithalatı konusunda, ABD Kongresinden izin alınmasının gerekliliği belirtilirken, bu problemin bitirilmesi konusundaki talebin geçmiş senelere oranla daha kuvvetli olduğu belirtilmiştir. Kongre heyetinden alınan pozitif açıklamaların Türkiye’nin F35 programına yeniden dahil edileceği umutlarını arttırmıştır.
Bu zirvede ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland olayı konusunda tekrar açıklama yaptığı ifade edilirken, böyle bir açıklama ile NATO üyelerinin üzerinde politik bir baskı oluşturan bir siyasi strateji izlediği yönünde değerlendirme yapılmıştır.
NATO Zirvesi’nde Donald Trump’ın savunma harcamaları sebebi ile İspanya hakkında olumsuz ve katı ifadeler kullanmasına rağmen, İspanya’nın NATO’da ittifakta yaptığı desteği vurgulayarak gerilimi azaltmak istediği belirtilmiştir.
NATO Zirvesi’nde, NATO’nun Asya-Pasifikte yer alan üyesi olan ülkelerle siyasi ve askeri alanlarda ilişkilerini devam ettirdiği fakat Çin hususunda geçmiş senelere oranla daha dikkatli bir ifade biçimini tercih ettiği öne çıkmıştır. Bu olayın, ittifakın ileriki yıllardaki askeri siyasası açısından karşıt görüşlerin gündeme geleceğinin altı çizilmiştir.
Bu zirvede, ABD Başkanın Suriye’nin terör örgütlerine yardım eden ülkelerin yer aldığı belgeden isminin silineceğini ifade etmesi, bu zirvenin bütün ilgiyi üzerinde toplayan olaylarından biri olduğu açıklanmıştır. Bu konunun, Suriye yönetiminin uluslararası sisteme tekrar girmesinde önemli bir aşama olduğu görülmüştür. Çünkü, Suriye sorunu küresel bir sorundur. Suriye’de yaşanan çatışmalar ve terör eylemleri diğer ülkeleri etkilemektedir. NATO’nun yeni stratejik konseptinin küresel terörizmle mücadele olduğu bilinmektedir. Bu bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerinin, ittifakın üyesi olan ülkelerde terör eylemleri gerçekleştirdiği görülmektedir.
NATO üyesi devletlerin başkanlarının, önümüzde yıl gerçekleştirilmesi beklenen zirvenin tarihi konusunda kesin bir açıklama yapmadıkları ifade edilmiştir. Bu zirvenin, üye ülkelerin askeri konusundaki bütçelerini yükseltmeleri konusuna faaliyete geçirme konusunda önemli bir imkan olduğu görülmektedir.
NATO ‘nun Ankara’da gerçekleştirdiği zirvede, sadece alınan kararlar ön plana çıkmamıştır. Türkiye’nin siyasi olarak sorunları diplomatik yollarla, müzakerelerle çözme çabası, askeri olarak savunma sanayisinde teknolojisini geliştirmesi, küresel krizlerde arabuluculuk misyonun üstlenmesi ve etkin bir ülke almasının da NATO’nun geleceğini şekillendiren zirvelerden biri olmasına katkıda bulunduğu ifade edilmiştir. Bilhassa, F-35 konusunda yapılan açıklamalar ve jeopolitik ve jeostratejik açıdan hayati bir pozisyonu olan devlet olması konusunda yapılan açıklamalar Türkiye’nin NATO içerisindeki pozisyonunun önemini arttırmıştır.
OĞUZ TANER HACIFAZLIOĞLU
ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZMANI

